2002 Yılına Girerken

0
1301

2001 yılı hem ülkemiz hem de dünyamız için çok zor bir yıl oldu. Özellikle 11 Eylül 2001 tarihinden itibaren dünya iyice karıştı, adeta her taş yerinden oynadı. Amerika’nın dev kuruluşları büyük bir krizin içine girdiler. Daha 2000 yılı Eylül ayında dağıtıma giren Gary Hamel’in “Devrimin Başına Geçin” kitabına konu olan Enron enerji şirketinin iflas ettiğini duyduk. Haberi ilk defa duyduğumuzda inanamadık. Nasıl oluyordu da Gary Hamel gibi günümüze damgasını vurmuş bir düşünürün yaratıcılık ve girişimcilik örneği olarak sunduğu Enron şirketi daha bir yıl geçmeden iflas etmişti, 83 Dolar’a satılan hisseleri 26 Cent’e düşmüştü. Amerika’da seyahat edenlerin sayısının geçen yılın aynı dönemine oranla % 40 daha az olduğu söylenmektedir. Seyahat şirketleri, otel zincirleri ve diğer hizmet şirketleri, elektronik konusunda çalışan şirketler büyük sıkıntıya girmişlerdir.

Türkiye’de ismi ön sıralarda geçen birçok banka, holdingler ve kuruluşlar büyük mali krizlerin içine girmiş, önemli bir kısmı kapanmış ve bir kısım medya ve banka patronu yolsuzluk suçlaması ile hapse girmiştir. Ülkemizde yaşayan her Türk vatandaşının en çok kullandığı kelimeler “yolsuzluk” ve “açgözlülük” olmuştur. Türkiye uzun yıllar beyaz yakalı işsizliğiyle karşı karşıya kalmamıştı. Yıl içerisinde işten ayrılan beyaz yakalıların sayısının 100-200 binlerin üzerinde olduğu ifade edilmektedir.

Dünyamız 2001 yılında yukarıda ifade etmeye çalıştığımız şekilde şimdiye kadar hiç tanık olmadığımız büyük bir belirsizliğin içine girmiş ve şimdiye kadar doğru olarak kabul edilen herşeyin sorgulandığı bir durumla karşılaşmıştır. 2001 yılı uzun süre belleklerimizden silinmeyecektir.

Türkiye açısından 2002 yılına girerken birçok olumlu işaretler mevcuttur. 11 Eylül tarihinden sonra Türkiye’nin önemi çok daha belirgin hale gelmiştir. 2001 yılında cereyan eden birçok olumlu değişim – başta anayasa olmak üzere Kıbrıs’ta meydana gelen olumlu diyaloglar, Türkiye’nin Avrupa Ordusu konusundaki akıllı tutumu – , bankalarda ve diğer alt yapıda meydana gelen değişimler geleceğe biraz da olsa umutla bakma imkanını yaratmıştır.

2002 yılı için umutlanmamız gerekmektedir. 2002 yılına belirli dersleri almış olarak girmek, dünyaya ve ülkeye bakışımızda köklü değişmeler yaşamak suretiyle birçok olumlu şeyler yapabileceğimize inanıyoruz.

2002 yılının temel ilkesi; özel, aile ve iş yaşamımızda kaliteyi ön plana çıkartmak olmalıdır. Temel ilkeler çerçevesinde yaşamımızı tanzim etmemiz gerekmektedir. Hepimizin yapacağı çok şey bulunmaktadır. Herşeyden önce karamsarlığa düştüğümüz durumları iyice değerlendirmemiz, gerekli dersleri çıkarmamız, zamanımızı önceliklerimize göre yönetmemiz gerekmektedir. Ayrıca yolsuzluğun, haksızlığın, haksız kazancın, adaletsizliğin geride kalması gerekmektedir. Her türlü israftan kaçınmak, kendimizi geliştirmek ve sağlıklı bir zihin ve bedenle yaşamak ve hakettiğimiz kadarı ile yetinmek birincil önceliğimiz olmalıdır.

Türkiye’nin genç nüfusu ile 2002 yılından itibaren çok daha olumlu ve umutlu bir geleceğe uzanmamız mümkün olabilecektir. Ancak en önemli kural haketmeyi bilmektir. Haketmesini bilmek, adalet, adaletli davranmak, tasarruf etmek, öğrenmek ve gelişmek 2002 yılının temel değerleri olmalıdır. Bu çerçevede hareket ettiğimiz takdirde 2002 yılından itibaren Türk halkının daha doğru, daha ilkeli ve kaliteli bir yaşama kavuşacağına inanıyorum.

Bu dönem içersinde yapılacak en önemli şey kişisel uzmanlığımızı ve derinliğimizi pekiştirmek, konularımızda dünya çapında olmayı hedeflemektir.

Yazımı, Mustafa Kemal Atatürk’ün günümüzü aksettiren çok önemli bir sözüyle tamamlamak istiyorum.

“Çalışmadan, öğrenmeden, yorulmadan rahat yaşamanın yollarını alışkanlık haline getirmiş milletler; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istikballerini kaybetmeye mahkumdurlar.”

Karamsarlıkları bir kenara bırakmak ve yeni yıla umutla girmek dileğiyle herkesin yeni yılını kutluyorum.

Yalçın İpbüken
Önce Kalite Dergisi
{Ocak 2002}

CEVAP VER