Başarılı Performans için Başarı Formüllerine Devam (3)

0
662

 

Yukarıda “Kişisel Başarı Üçgeni” Konusuke Matsushita’ya aittir ancak benim tarafımdan yorum ve eklemelerle bir kısım değişikliklere uğratılmıştır. Konusuke Matsushita kendisi bizzat bir çok kitabı hazırladı PHP yayını olarak yayınladı. Bu formülü Konusuke Matsushita Liderliğini çalışırken 1999 yılından sonraki dönemden bu yana “liderlik geliştirme eğitimlerimde”, sunumlarımda, açıklamalarımda mutlaka kullanmaktayım. Benim için güncel yaşayan bir formül. Bu formülü benim yakınımda olanlar ne kadar sık tekrarladığımı, birlikte çalışacağım insanlarla konuşurken onları anlamaya çalışırken mutlaka bu formülün öğelerini gündeme getirir ve kişinin günümüze kadar gelen yaşam öyküsünde ne kadar bu formülün izlerini ararım.

Geçen hafta Matsushita Liderliği ve Matsushita Felsefesinde bahsetmiştim. Dün NHK Japon Devlet Televizyon Kanalını izlerken Panasonic firmasının 100.yılını büyük ve çeşitli törenlerle kutladıklarına rastladım ve sonuna kadar izledim. Ben Panasonic’i izlemeyi 2003 yılından sonra bırakmış daha çok Toyota Üretim Sistemi ve Toyota Liderliği üzerine odaklanmıştım. Bu yazıyı hazırlarken eski kaynaklara, kitaplara müracaat ettim özellik Matsushita Felsefesi üzerinde kâfi derecede durmadığım için kendimi biraz tenkit ettim. Bu arada Panasonic Matsushita Elektrik bünyesindeki şirketlerin en büyüğü iken birkaç zaman önce ana şirketin ismi Panasonic olarak değiştirildi.

Konusuke Matsushita ilkokul 3.sınıfı bitirmiş ondan sonraki yaşamında bir daha okul yüzü görmemiş ancak dünya Elektronik Devi Matsushita Elektrik ve bünyesinde Panasonic Firmasını kurmuş ve 70 milyar dolar ciro yaparken fiili yönetimden ayrılmış, yönetim kurulu başkanı olmuş ve zamanının çok önemli kısmını Refah Yolu ile Barış ve Mutluluk isimli (PHP) enstitüsünün faaliyetlere adamıştı. Konusuke ile röportaj yapan gazeteciler Matsushita’ya Başarısının sırrını ve başarısının formülünü sormuş, Matsushita’da aşağıdaki formülü anlatmıştı.

Formülün Tepesine üstlendiği işi, görevi ve sorumluluğu Tutku Derecesinde sevmeyi, Adanmayı koymuştu. Nitekim Lider olarak kabul ettiğimiz en alandaki kişilerde aynı özelliği görüyoruz. Tutku Derecesinde Göreve bağlılık beraberinde Dayanıklılık, Süreklilik, Zorluklar karşısında pes etmemeyi de beraberinde getiriyor. Aşk Derecesi Tutku beraberinde yaratıcılığı, kimsenin akıl edemediğini akıl etmeyi, Edison’un söylediği gibi yaratıcılık 1000 defa başarısızlıktan yılmamak, sürekli denemeye devam etmek ve sonunda mutlu sona erişmenin gerçekleşebileceğini ifade etmişti. Yaratıcılığın içinde büyük bir çabayı barındırdığını ifade etmişti.  Hatta ona atfen, “yaratıcılık 1000 defa yanlış yapmaya tahammül ederek sonuca varmaktır” dediği söylenir. Tutkulu olmak Odaklanmayı da beraberinde getiriyor. Ustalık, derinlik, derin bilgi ve bilgelik beraberinde geliyor. İnsan ancak sevdiği, istediği, aşkla bağladığı konuya odaklanıyor, direniyor, sonunda kafi nefesi yeterse arzu edilene erişiyor. İnsanları yeni görevlere atarken mutlaka onların bu yeni göreve talip olmalarını gözetmek işin selameti açısından önem taşıyor. Dışarıdan sunulan teşvikler para ödülleri, yeni vazifeler insanın kendi arzusu ile yapmak istediğinin yerini tutmuyor.

Başarı Üçgenin alt sağ köşesinde “Yetenek, Yetkinlik, Derin Bilgi, Deneyim” Bulunuyor. Bu köşedeki ustalık, uzmanlık sıra dışı bir derinliği ifade ediyor. Bu kişiler gelmekte olanı daha görünmeden görmelerini sağlıyor. Tarih boyunca elma ağacından elma hep yere düşmüş. “yerçekimini” düşen elma sayesinde formüle edenin tanınmış İngiliz bilim adamı Newton olarak bilinir ancak başka kaynaklar ilk keşfedenin Ebu Bekir Razi olduğunu söyler.

Derin Bilgi ve Deneyim bütün yaşam boyu devam eder, durmanın yeterli bulmanın yeri yoktur. Sürekli bir çaba söz konusudur. Bu tür kişiler zaman ilerledikçe, başardıkça daha da çabalarını arttırırlar. Durmak bilmezler. Şampiyon Sporcularda, Büyük Sanatkarlarda, Sıra dışı başarılı işler yapmış kişiliklerde bu özellikleri görmek mümkün.

Başarı üçgeninin üçüncü alt sol  köşesi ise “Çocuksu Berrak Zihin,  Merak ve Öğrenme ve Deneme” arzusunu, yetisini ifade ediyor. Dünya her gün değişiyor. Yeni bir gün yeni şeyleri, fırsatları, tehditleri de beraberinde getiriyor.  Büyük Düşünür Celalettin Rumi meşhur şiirinde ne güzel bu durumu şiirsel olarak 1200’lü yıllarda ifade etmiş;

DÜNE AİT NE VARSA DÜNDE KALDI

Her gün bir yerden göçmek Ne iyi

Her gün bir yere konmak ne güzel

Bulanmadan, donmadan Akmak ne Hoş

Dünle beraber Gitti cancağızım

Ne kadar söz varsa Düne ait

Şimdi yeni şeyler söylemek lazım

Celaleddin-i Rumi (1207-1273)

Matsushita’nın Başarı üçgenin bu köşesi çok önemlidir. Matsushita bu yetiye “Sunao” Zihin diye ifade etmekte ve “Zor Sorunların Çözümü, her şeyden çok açık bir zihin ve öğrenme istekliliği gerektirir” şeklinde ifade etmektedir. Sunao Akıl, Matsushita düşüncesinin merkezinde yer almaktadır. Sunao sözcüğü aşağıda daha ayrıntılı olarak açıklanmaktadır. Bazı insanlar başardıkça kendilerinde bir kibir ve büyüklük duygusu oluşur. Onlar artık dünya üzerinde tüm sorunları çözmüşler, başarılı olmanın yasasını çıkartmışlardır. Herkesin bu formülü uyguladığında sonuç kesindir inancına sahip olmuşlardır. Yeniliklere, değişime açık değillerdir. Zaman içinde değişen koşulları anlamakta ve yenilikleri öğrenmekte güçlük çekerler. Özgüveni ve kibirleri engel olur,  değişimi fark etmeye ve uyum göstermeye güçlük çekerler. Çünkü başardıkça bir alışkanlık oluşur ve alışkanlığın gücünü hafife almak doğru değildir. Bir kişi, aile, hatta devletler bu dertten dolayı zamana ayak uyduramaz. Düşüş başlar ve zaman içinde çöküşe doğru gidilen yola girilir. Bu yüzden birçok tanınmış marka bir bakarsınız bir yeni yetme tarafından alt edilmiş, kenera itilmişler. Bunların onlarcasını her gün görüyor, okuyor, işitiyoruz.

Açık fikirlilik, Merak, Öğrenme ve Deneme arzusu, derin bilgi ve deneyim sahibi insanı geçmişte kalmasının önüne geçer. Kişi yeni öğrenen zihni açık bir çocuk beyni ile ön yargılardan uzak anın koşullarını öğrenmeye çaba gösterir günün koşullarına uyar, büyük bir alçak gönüllük ve açık zihin ile hep ileri doğru ilerler. Bu tür insanlar kibirden uzak alçak gönüllü mütevazi her daim zihnen genç kalan insanlardır. Bu tür insanlar azdır ve kendilerine Bilge Kişi deneyi hak etmektedirler. Boyner Yayınlarından çıkan Charles Duhigg’in “Alışkanlıkların gücü kitabı” bu yönde çok değerli bir kaynak eserdir. Alışkanlıkların negatif sonuçları önündeki en büyük engel, bazı insanlarda, bazı şirketlerde ve kuruluşlarda hatta devletlerde var olan bu öğrenme, merak duygusu, günü ve anı ön yargısız görme ve anlama yeteneğidir. Bu yetenek bazı insanlarda doğuştan vardır, bu tür insanların güne ve günün getirdikleri farklılıklara uyum yetenekleri çok yüksektir. Dolayısiyle karşımızdaki insanın Merak ve Öğrenme yeteneği hayati derecede önemlidir. Bu yeteneği zayıf olan insanlara yeni şeyleri, yeni yaklaşımları, metotları, yenilikleri öğrenmelerini beklemek güçtür. Kolayca yeni koşulların gereklerini onlardan beklemek güçtür. Çalışma yaşamım sırasında her iki tür insanı da tanıma ve bu kişilerle birlikte iş yapma durumunda bulundum. Öğrenme ve Merak duygusu yüksek aynı zamanda büyük deneyimi ve bilgi ve becerisi olan insanın kolaylıkla yeni koşulları yeni yöntemlerini öğrendiğini büyük bir rahatlıkla yeni durumlara uygum sağladığına şahit oldum. Ancak bu tür insan elin parmakları kadar azdır. Matsushita’nın Başarı Üçgeni burada bitiyor. Sizlerle bugün paylaştığım Başarı Üçgeni içinde yer alan Benim kendi araştırma ve öğrenmelerimden çıkardığım ilave öğelerdir.

Üçgenin ortasında “Anlamlı Tekrar ve Uygulama” yer almaktadır. Japonlar buna “Kata” demektedir.  Anlamlı Tekrardan amaç sahip olduğunuz yetenek ve becerilerinizi daha yukarıya taşıyacak zorluk derecesi kişisel durumunuza göre ayarlanmış zorluk derecesi arttırılmış deneyim ve tekrarlardır. Sporculukta, üst düzey performans sanatlarında özellikle  bu çok önemli bir konudur. Ancak çok deneyimli ve bilgili Koç/Antrenörlerin idarisinde yetenekli sporcular, sanatkarlar en üst kadamelere uzanırlar. Buna Antreman Etkisi/Efekti diyoruz. Antremanın güçlük derecesi sizi zorlamıyorsa bu etki gerçekleşmemiş demektir. İnsanlar kendi konfor alanından çıkmakta zorlanırlar. Bu yüzden herkesin bir koça, bir bilge yol göstericiye ihtiyacı bulunmaktadır. Zorluk derecesi yükselmeyen çalışma boşuna kürek çekmeye benzetilir. Çünkü ilerleme gerçekleşmez. İnsan aynı yerde sayar. İnsanlar mevcut bilgi, beceri ve deneyimlerine göre zorluk derecesi yüksek görevleri severek ve isteyerek yaparken akış haline geçerler. Buna insanın çalışırken zamanı ve kendini unutması ve akış haline geçmesi denmektedir.

Buzdağı yayınlarından çıkan Prof. Mihaly Cskszentmihalyi Mutluluk Bilimi AKıŞ kitabının 117. Sayfasında bu AKIŞ Hali çok güzel anlatılmaktadır. Ritüeller ve anlamlı Tekrarlar kişisel gelişiminiz için çok önemli bir alışkanlıktır ve her gününüzün içinde bu güzel alışkanlık mutlaka yer almalıdır. Gün içinde en uygun zamanlar erken uyandığınızda tekrarlanabilecek tekrardır, pozitif anlamda ritüeldir, dini anlamda duadır, ibadettir.

Başar Üçgenin en son parçasını ise, “Gözden Geçirme ve Ders Çıkartma” oluşturmaktadır. Japonlar buna “Hansei” demektedir ve çok önemle üzerinde durulmaktadır. Hansei yapmak çok sık işitilen bir ifadedir. Her günün en son parçası olan uykuya yatmadan öncesi günü değerlendirmek, günün hayat yolculuğumuzda anlamlı ve faydalı ve üretken bir gün olarak geçip geçmediğini değerlendirmek Hansei yapmaktır. Kendinle yüzleşme dediğimiz bu yalnız kişisel bir yetkinlik olmayıp insan toplulukların, ticari ve ticari olmayan her kuruluşun mutlaka birlikte yaptığı faaliyeti dürüst ve açık bir şekilde gözden geçirip gerekli dersi çıkartması kişi, ekip, takım ve kuruluş için hayati önemdedir. Olaydan durumdan ders çıkartmak çok önemli bir öğedir ve kazanılması kazandırılması başarılı bir hayat için hayati önemdedir. Aksi takdirde hayattan ders çıkartmak mümkün olamamaktadır. Hergün her hafta her ay her yıl bu gözden geçirmeyi, dürüst yüzleşmeyi mutlaka alışkanlık hali getirmek gereklidir.

Başarı Üçgenin vaz geçilmez en son öğesi ile Sürekli İyileşmedir. Kaizen olarak ifade edilen bu hususu kişilerin, ekiplerin, kurumların, şirketlerin, fabrikaların, okulların günlük yaşamlarının birer parçası haline getirmesi gerekir. Yeni nesillere ilkokul öğrencilerine kendi yaşları ile uyumlu bilimsel yöntemleri, kendi küçük yaşlarına uygun problemleri çözme alışkanlığını kazandırmak gereklidir.

Japonların “Yokaten” ifadesi ile iyi yapılanları, iyi sonuçları öğrenmek ve ders çıkarıp süratle kendi koşullarında denemek ise ayrı bir yetenektir. Firmalar, kuruluşlar, proje yönetimleri,  İnsanlar Hansei’ye ve Yokoten’e yer, zaman ayırlamaları hayati önemdedir.

“Sunao” genellikle bir insandaki zayıflık ya da uysallık, samimi bir masumiyet ve içten olmaya isteklilik anlamına gelen Japonca bir sözcüktür. “Sunao” bir aklın, kendini yeni konullara etkin biçimde uyarlamak açısından özgür, hapsolmamış bir akıl olduğu söylenebilir. Böyle bir akla sahip insanlar, şeylere o anki halleriyle bakar ve onları hiçbir önyargı, duygusallık ya da önyargıyla bayamazlar. Önyargılı bir insan her şeyi süzgeçten ya da çarpıtıcı merekten geçirerek görür. Beyaz bir kağıdı mavi, ya da düz bir çizgiyi eğri görebilir. Özün gerçek niteliği görülmeden kalır ve karar verme durumunda olan kişiler, yargıları gerçekte varolandan çok kendsiin peşin hükümlü algılamalarının düşündürdüğü verilere dayanıyorsa, yanlış sonuçlara varacaklardır.

Sunao Akıl kavramı Matsushita düşüncesinin merkezinde yer almaktadır.  Matsushita, “Gerçekliğe doğrudan, açık ve dürüst biçimde yaklaşın” derdi. Anlık arzularya da politik tercihler sizi yoldan çıkarmasına izin vermeyin.” Derdi. Yağmur yağdığı zaman, şemsiyenizi açın.”

Matsushita, böyle bir aklın, çabayla, hemen herkes tarafından geliştirilebileceğine inanıyordu. Okular gençlere böyle düşünmeyi öğretmelidir. Topluluklar kendi üyelerinn böyle düşünmelerine yardımcı olmalarını isterdi. Nihai sonuç, Bir “sunao akıl” ile insan herhangi bir kaynaktan, herhangi bir rastlantıdan, herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerde öğrenebilirdi.

Toyota’nın 5 temel Prensinden birisi ve belki de en önemlisi GEMBA’da bulunmak, gerçekle bizzat yüzleşmenin her seviyedeki kişinin, Lider Yöneticinin en önemli niteliği olarak vurgulaması aynı düşünce kökünden gelmektedir. Toyota Kurucuları da hakikatin yalnız GELBA’da bulunduğunu vurgulamakta, Gemba’dan ilişkisini keserek yönetici odalarından istatistiklere ve raporlara bakarak hakikatin anlaşılmayacağını vurgulamaktadırlar. Toyota’nın Temel Prensipleri konusuna geldiğimizde GEMBA konusu üzerinde yeterince duracağız.

GEMBA denilen yer Müşterinin karşılanmasını istediği ürün ve hizmet ihtiyacının belirdiği yer, Ürün Fikrinin Oluştuğu Yer, Ürün Tasarımının Yapıldığı Yer, Ürünün üretiminin ilk seferde doğru olarak üretildiği ve tam zamanlı olarak müşteriye teslim edildiği, diğer bir ifade ile Değerin yaratıldığı yerlerdir. Hakikat ancak bu ortamlara fiilen katılarak soru sorarak öğrenilebilir. Bu alanda bulunurken yapılabilecek en büyük hata yöneticilerin talimat vermesi, çalışanları ürkütecek tavır ve hareketler sergilemeleridir. Bunlardan kaçınılması gereklidir.

Başarılı Performans ile ilgili yazılarımıza ilerde devam edeceğiz. İleri yazılarımda Toyota Tarzı Liderliği ele alacağımı da bilginize sunuyorum.

Yalçın İpbüken
7 Mayıs 2018, Sarıyer

Ref.

1. Matsushita Liderliği, John Kotter, Sistem Yayıncılık

  1. Matsushita Felsefesi, MESS Yayınları

 

CEVAP VER