Boeing’de Yalın Şirket Uygulamaları

0
1879

“Yaşam İçinde Kalite” yazılarıma başlarken 7. Yalın Üretim Konferansı’ndan bahsetmiştim. Bu konferansta Ford Motor, Daimler Chrysler, General Motors başta olmak üzere tanıdığımız hemen tüm üreticilerin Yalın prensipleri kendi şirket sistemlerine ve tüm iş ortakları ile olan ilişkilerine uyarlamaya çalıştıklarını ifade etmiştim. Bu yazımda da aynı konuya, bu sefer Boeing’deki yalın şirket uygulamaları ile devam etmeyi arzu ediyorum.

Dünyanın en önemli şirketlerinden Boeing ile ilgili Business Week dergisinin 11 Haziran 2001 sayısındaki bir haber dikkatimi çekti. “Boeing Goes Lean” – “Boeing Yalın Şirket Uygulamalarını Başlatıyor” başlığı ile sunulan haber, dünya uçak sanayindeki bir ilki başlatması açısından büyük önem taşımaktadır.

Dünyada Airbus ve Boeing, uçaklarını tam bir “Batch” dediğimiz tarzda üretmekte idi. Bu yüzden teslimat süreleri bir yıla kadar uzuyor, çok önemli kayıpları ve verimsizlikleri barındırıyordu. Herhangi bir uçağın üretiminde çalışanlar her gün parça taşımak, resimlere ve aletlere ulaşmak için uzun mesafeler yürümek zorunda kalıyorlardı. Boeing’te başlatılan yeni uygulamalar ile üretim alanları daraltılıyor, kayıplar ortadan kaldırılıyor, ara stoklar önemli ölçüde azaltılıyordu. Yeni uygulama ile her bir 737 uçağı montaj hattında dakikada 5 cm. hızla ilerlerken uçakta çalışan işçilere malzemeler ara kompleler, kitler şeklinde geliyor bu suretle iş yapış biçimi hızlanıyordu. Boeing, Airbus ile giriştiği hayatta kalma mücadelesinin ana stratejisi olarak bu yolu seçmişti.

Eski Toyota uzmanlarını kullanan Boeing “Toyota Production System”i hayata geçirmeye kararlı görünüyor. Boeing yaklaşık iki-üç yıl önce bu yola girdi. Prof. James Womack ile görüşen Boeing’in başkanı Toyota’dan ayrılan bu uzmanları ilk gelişlerinde hava meydanında uçağın kapısında bizzat karşıladı. Kendi şoförlüğünü yaptığı araçla Boeing Fabrikalarını birlikte dolaştılar. Yüksek egolu, aşırı gururlu Amerikalıları küçük boylu Japon uzmanlar adeta bir şok tedavisine tuttular.

Bugün Business Week’de uzun uzun anlatılan öykünün insani boyutu çok önceden başlamıştı. Boeing gibi bir şirketin devrimci boyutlarda değişebilmesi için birçok ön şart gerekmekteydi. Bunların başında, rekabet ortamında meydana gelen amansız mücadele ve hayatta kalma mücadelesini gerektiren tüm dış koşullar mevcut olmalıydı. Boeing için dış koşullar fazlası ile zorlaşmıştı. Airbus, Boeing’in sağlam gibi görünen müşterilerini bile elinden almaya başlamıştı. Yalnız 1997 yılında ticari uçaklar üretim alanında 24 Milyar Dolarlık uçak satmalarına rağmen 1,6 Milyar Dolar zarar oluşmuştu. Airbus bir kısım siparişleri Boeing’in elinden almıştı. Tedariklerdeki güçlükler, bir kısım iş sorunlarından 747 ve 737 montaj hatlarının kapatılmalarına neden olmuştu. Son üç senede 25,000 işçi ve memur, ticari uçak iş biriminden ayrılmak zorunda kalmıştı.

Yukarıda kısaca ifade ettiğimiz dış koşulların zorlaması ile Boeing durumu kendi lehine çevirebilmek için uzun tereddütlerden, ayın modası uygulamalarından sonra Toyota Üretim Sistemi’ni tüm üyeleri ile uygulamaktan başka çaresi kalmamıştı.

Boeing Yalın Şirket uygulamalarını, tedarikçi ilişkilerinde de uygulama kararlılığını göstermektedir. Boeing, Yalın Şirket uygulamaları ile tedarikçilerin fabrikalarla tam bir işbirliği içine girmeleri, teslimatları anında yapmaları beklenmektedir.

Boeing’in Yalın Şirket uygulamalarının örnek işletmesi, 150 kişilik 737 uçaklarının üretildiği Reenton Fabrikası’dır.

737 uçakları montaj hattında, dakikada 5 cm. ilerleyerek istasyonlarda çalışmakta olan işçilerin önüne gelmektedir. Tüm görsel fabrika uygulamaları yapılmaktadır. Ana montaj hattının çevresinde 30 adet besleme hatları oluşturulmuştur. Hedef, siparişten teslimat süresini ilk kademede %50 azaltarak 6 aya indirmektir. Önümüzdeki 3 yıl içinde 24,000 kişinin daha mevcut işlerinden ayrılmaları planlanmaktadır.

1997’deki ağır kayıplardan sonra 10 yıldır ilk defa Boeing, yılın ilk üç ayında %10 kar göstermektedir.Türkiye’deki toplam kalite uygulamalarından istenilen sonuçları elde etmek için her türlü bilgi ve beceri mevcuttur. Kalite sahasında yeterli uzman yetişmiştir. Türkiye’nin kalite yönünde metot ve teknikleri ile dünya çapında neticeler alabilecek durumdadır.

Türkiye’nin en büyük ihtiyacı, dünya çapında neticelere olan ihtiyaç ve bunun beraberindeki dünya çapındaki liderlik motivasyonu ve ihtiyacıdır.

Gelecek yazımda, dünya çapında liderlik konusuna girmeyi düşünüyorum.

Saygılarımla,

Yalçın İpbüken
Önce Kalite Dergisi
{Temmuz 2001}

CEVAP VER