Drucker: Hiç Şirket Yönetmemiş Bir Yönetim Dehası

0
2769

Drucker’ın, eğer yaşasaydı, önümüzdeki ay (Aralık 2009) 100 yaşında olacaktı.

Peter Drucker, yönetim disiplinini kuran ve bu disiplinin üzerine kendi adını kazıyan bir dahidir.

Bugün hepimizin kullandığı   vizyon, misyon, kurumsal sosyal sorumluluk gibi  bir çok modern yönetim kavramını ilk kez Drucker ifade etmiştir.

Organizasyonlarda sorumluluğun dağıtılması   (delegasyon) fikrini 1940’larda ilk ortaya atan odur.

Daha 1950’lerde “ Müşterisiz iş yoktur. Bir işletmenin temel amacı müşteri yaratmaktır.” sözünü söyleyen de oydu.

Drucker uzun bir ömür yaşadı, yüzlerce makale, onlarca kitap yazdı.

  • “Yönetim disiplini”,
  • “Liderlik”,
  • “İçinde yaşadığımız dünyanın nasıl değiştiği”,
  • “Yönetim disiplininin dinamikleri ve geleceği”,
  • “Girişimcilik ve inovasyon”,
  • “Etkili karar alma”,
  • “İnsanlarla ilgili karar almanın incelikleri”,
  • “Toplumsal sorumluluk bilinci”,
  • “Yeni düzende yeni şirket örgütlenmesi”,
  • “Bilgi toplumu ve bilgi işçileri”,
  • “Değişimi yönetmek”,
  • “Kar amacı gütmeyen kuruluşların yönetimi”

gibi çok geniş bir yelpazede  ilham veren, yol gösteren  yazılar yazdı.

Ben abartmayı sevmem, ama Drucker’dan söz ederken kullandığım sıfatlar- abartsam bile- eksik kalıyor.

Drucker, sadece yöneticilere değil kendini geliştirmek isteyen bireylere ve bu dünyayı daha yaşanılır  bir yer yapmak isteyen herkese ilham verdi.

Drucker hep “ Doğru soruları” sordu ve bunlara doğru cevaplar verdi.

Yöneticiler bir “ yangın söndürme” telaşı içindeyken, Drucker sakin tavrıyla bize önce “ acil” olanla “ önemli” olanı ayırmamızı ve sonra buna göre karar alıp eyleme geçmemizi önerdi.

Drucker, iş dünyasında “ etkili” ve “ etkin” arasındaki kafa karışıklığına değinen ilk düşünürlerden biriydi. Bu ayrım, “doğru işleri yapmakla”, “işleri doğru yapmak” arasındaki farkı ortaya koyuyordu. “ Aslında hiç yapılmaması gereken işleri, büyük bir verimlilikle yapmak kadar boşa harcanan bir çaba olamaz.” derken hiç etkisi olmayacak işleri fevkalade etkin yapmanın anlamsızlığını anlatıyordu.  Gerçekten de bugün hala birçok işletmenin yatırım yaptığı alanlar hep “verimlilik”(yani etkinlik) üzerinedir. Hâlbuki asıl önemli olan etkili olacak alanlarını belirleyebilmektir, çünkü sadece “verimli” olmanın tek başına bir rekabet avantajı sağlamayacağı, asıl neyin etkili  olacağını belirlemenin iş sonuçları getireceği açıktır. (İngilizcesi Effective=etkili; Efficient=etkin/verimli)

1930’larda yazdığı ilk makale “Ekonomik İnsanın Sonu” ( The end of economic man ) ve 1940’ların başında yazdığı ikinci makale “Sanayi İnsanın Geleceği” ( The future of industrial man ) onu büyük üne kavuşturdu.

Bu makaleleri yazdığı yıllarda henüz kimse onun dile getirdiği konuları tartışmıyordu. 1940’larda sanayi sonrası toplumu tarif etmeye başlamıştı bile. Her zaman çağının çok ilerisinde bir vizyona sahipti. Soyut ve karmaşık konuları inanılmaz sadeleştirme yeteneği ve keskin bir öngörü kabiliyeti vardı. Sadece yönetim ve strateji alanında değil pazarlama konularında da ilham veren görüşleri vardı. Örneğin bundan 50 sene önce, pazarlama sadece ürün özellikleri etrafında yapılırken Drucker, “ İnsanlar duygularıyla satın alır .  ” demişti.

Drucker’ın ele aldığı konuların çeşitliliği, sorduğu soruların yerindeliği ve verdiği cevapların doğruluğu şüphesiz onun   entellektüel derinliğinin  bir yansımasıdır. Drucker, bireyden topluma hemen her alanda geleceğin dünyasını tarif ederken, Verdi operalarını, Antik Yunan heykellerini, Cizvit Rahiplerini, Napolyon’u, Mozart’ı anlatan bir yazardı.  Bu nedenle   Drucker’ı okumak, hem geleceğe hem tarihe bir yolculuktur  çoğu zaman.

Onu defalarca okumaktan bıkmıyorum, çünkü söylediklerinde sadece bilgi değil bilgelik  de buluyorum. Bugün yazılan çoğu yönetim kitabı onun yazdıklarının tekrarıdır. Bir çok ünlü yazarın çok satan yönetim kitabı Drucker’ın söylediklerinin derlemesidir. Evet tekrar edeyim: Amerika Birleşik Devletleri’nde her biri milyondan fazla satan çok ünlü yönetim gurularının yazdıkları kitapların çoğu, Drucker’ın yıllar önce söylediği düşüncelerinden derlenmiş ve güncel örneklerle süslenmiş kitaplardır.

Mesela 400 sayfalık bir yönetim kitabı, aslında Drucker’ın 10 sayfalık bir makalesinin genişletilmiş hali olabilmektedir. Buna benzer sayısız örnek vardır. Drucker sayesinde meşhur olmuş birçok yazar ve yönetim gurusu vardır.

Drucker’ın yönetim ve strateji konularına yaklaşımı son derece yalın olmuştur.

Drucker, bir şirketi ele aldığında önce, “ Güçlü taraflarınız neler?” “ Misyonunuz nedir?” gibi son derece yalın sorular sorarak başlardı. Bu sorular her şirket için cevaplaması son derece zor sorulardır, çünkü bu sorulara doğru cevap verebilmek için bir şirketin gerçekten ne yaptığını ve nereye gittiğini çok iyi biliyor olması gerekir.

Drucker’a göre her yönetim bu sorulara “ evrensel” ve “ vicdanî” ilkelere dayanan cevaplar vermek zorundadır. Şirketlerin “ sürdürülebilir bir iş modeli” olması gerekir. Ona göre, “ fırsatlar beraberinde sorumluluk da getirir” . İş yapmanın özü bu sorumluluk bilincidir.

Drucker 1980’lerde, “ Serbest pazara inansam da, kapitalizm hakkında ciddî şüphelerim var.” diyordu.   Bir tepe yöneticisinin en düşük maaş alan işçinin 20 katından fazla maaş almasını  eleştiriyor;   bireysel çıkarların toplumsal çıkara üstün tutulduğundan yakınıyor ve bu durumu ahlâkî ve sosyal olarak affedilemez buluyordu. Drucker, “ Bunun için çok büyük bedel ödeyeceğiz.” diye uyarıyordu.

Dediklerinin hepsi gerçekleşti ve biz onun 1980’de söylediğini 30 sene sonra daha yeni tartışmaya başlıyoruz.

Drucker, insanları suçlamak yerine her zaman sorunların köküne inip, bunların esas nedenlerini bulmaya çalıştı. Vardığı sonuçları ise son derece yalın ve doğrudan bir biçemle anlattı.

Örneğin, Japonya, Kore ve Tayvan gibi uzak doğu ülkelerinin Avrupa ve ABD’nin önüne geçtiğini, doğunun batıya girişimcilik ve yenilikçilikte fark attığını açıklıkla dile getirdi. Drucker bu görüşlerini dile getirdiğinde henüz kimse Uzak Doğu Mucizesi’nden haberdar değildi.

Drucker inovasyonun CEO’nun görevi olması gerektiğini söylediğinde ve inovatif organizasyonların işleyişinin nasıl olması gerektiğini tarif ettiğinde henüz bu konuları konuşan kimse yoktu. İnovasyon konusunu ilk dile getirdiğinde inovasyon kitaplarının “best seller” olacağı 2000’li yıllara daha 30 yıl vardı.

Drucker, Amerika Birleşik Devletleri’nin en gözde yöneticilerini “ kendinizi beğenmişliğinizi farkedin ve bunun sizi yetersizliğe sürüklediğini görün.” diye uyaran ilk düşünür oldu.

Drucker birçok konuyu sadece ilk söyleyen olduğu için değil   en iyi anlatan kişiolduğu için de önemlidir. Drucker ne söylediyse çok  yalın  ve çok   güzel  söyledi. Sadece soruları değil cevapları da   sade ve anlaşılırdı. Kafamızı karıştırmadan değişen dünyayı anlamamızı sağladı.    Zihnimizi açmayı, karmaşık olanı sadeleştirmeyi  başardı.

Drucker, her biri çok değerli ve çığır açan çok önemli şeyler söyledi:

  • “Bir organizasyonun amacı, sıradan insanların sıra dışı işler yapabilmesini sağlamaktır.” ( The effective executive – HBR 1963)
  • “Bugün hepimizin kendimizi yönetmeyi öğrenmesi gerekiyor”, ( Managing Oneself – HBR 1999)
  • “Bir zamanın başarılı şirketlerin artık başarısız olmalarının sebebi hantal, kendini beğenmiş, bürokratik olmaları değil, iş tariflerinin çağa uymamasıdır” ( The Theory of the Business  – HBR1994)
  • “Etkili yöneticiler çok değil, az sayıda önemli kararı almayı amaçlamalıdırlar.”- HBR ( Effective decision – HBR 1967)
  • “Yöneticinin birinci ödevi, elindeki kaynaklarla en iyi sonucu almaktır” ( The effective executive – HBR 1963)
  • “Eğer tutkunuz ve aklınız varsa, nereden başlarsanız başlayın zirveye tırmanabilirsiniz.” ( Managing Oneself – HBR 1999)
  • “Yarının lideri karizmasıyla liderlik edemeyecek. Diğerlerinin verimli çalışabilmesi için esasları bulmak zorunda olacak”. ( Information society  – HBR 1997)
  • “Pazarlama ve inovasyon sonuçları üretir, geri kalan her şey maliyettir.” ( Innovation and entrepreneurship  – HBR 1985)
  • “Bütün başarılı girişimcilerin ortak noktası belirli bir kişilik değil, sistemli inovasyona olan bağlılıklarıdır.” ( The discipline of innovation  – HBR 1985)

Ben Drucker’dan çok ilham alıyorum. Görüşlerinin esasları kadar bu görüşleri ortaya koyma tarzındaki dolaysızlık ve sadelikten de etkileniyorum.

Drucker, 2005 yılında, 95 yaşında öldü.

Hayatında hiç yöneticilik yapmadı.

Hiç yöneticilik yapmamış bir insanın 21. yüzyılın yönetim anlayışına bu kadar güzel bir ışık tutabilmesine hayret ediyorum.

Temel Aksoy

CEVAP VER