E-mektup (Ekim 2008)

0
1528

Yalın Topluluk ve Dünyada Meydana Gelen Alt Üst Oluş

Bayram sırasında İzmir’den bir fabrika sahibi dostum, bayram tebrikinden sonra bana “dünyada yaşanan kriz karşısında ne yapmamız lazım?” sorusunu sordu. Cevap olarak şunları söyledim:

“Küresel krize gelince, yapılacak şey şimdiye kadar yaptığımıza devam etmek, yani;

  • Yaptığımız işlerin insanlara, müşterilerimize değer yaratmasına dikkat etmek; yaptığımız işlerin olabildiğince özgün olmasına, ikame edilememesine dikkat etmek,
  • Tedarik zinciri içindeki tüm israf kaynaklarını yok etmek,
  • Teknoloji ile yapılabilecek tüm işlerimizi teknolojiyle yaptırmak,
  • Dünyayı, teknolojiyi, alternatif ürün sunumlarını, oluşumları çok yakından takip etmek,
  • Benzeri işleri yapanların nasıl yaptıklarına ve ne neticeler aldıklarına devamlı dikkat etmek,
  • Uzmanlığımızı, farklılığımızı sürekli arttırmak,
  • Sürekli olarak geleceği bazen radikal bazen küçük iyileştirmeleri düşünerek tasarlamak, iş sistemlerimizi ve yeni ürünlerimizi geliştirmek,
  • Tasarlananları sistematik olarak, doğru zamanda ve ilk defada doğru olarak devreye almak,
  • Bedensel ve zihinsel sağlığımıza dikkat etmek,
  • Bizlerle birlikte hareket edenleri düşünmek,
  • İnsanlarımızı, tedarikçilerimizi, diğer iş ortaklarımızı geliştirmek,
  • BU DÖNEMDE MAL SAHİBİ VE ÜST DÜZEY YÖNETİCİLERİN MÜŞTERİ PEŞİNDE KOŞMASI, İLİŞKİLERİ KUVVETLENDİRMESİ VE YENİ MÜŞTERİ KAZANMAK İÇİN GAYRETİNİ 10 MİSLİNE ÇIKARMASI LAZIM,
  • Bütün bunları yaparken de dua etmeyi ihmal etmemek, gerekir diye düşünüyorum.”

Yalın Düşünce’nin Değerli Uygulayıcıları,

Yukarıda ifade ettiklerime ilave olarak; Time mecmuası 29 Eylül 2008 tarihli sayısının kapağında, yaşanılmakta olan krizi “Açgözlülüğün Bedeli” ifadesi ile okuyucusuna sunmaktadır. Kanımca, “Açgözlülük ile birlikte kibiri, öğrenmeyi yönetememeyi” de ana sebepler arasında saymak gerekmektedir. İngilizce bilenler için bu sayıyı ve 13 Ekim 2008 tarihli sayıyı kaçırmamalarını öneriyorum.

Dünyada oluşan krizin kök nedenlerini (root causes) mutlaka açıkta gözüken belirtilerden (symptoms) ayrı ele almamız gerekmektedir.

Bize göre “açgözlülük, kibir ve öğrenmeyi yönetememek” olarak ifade etmeye çalıştığımız başlıklar kök nedenlerin de başlıklarıdır.

Özellikle 2008 yılı içinde sizlerle haberleştiğimiz her fırsatta ifade ettiğimiz gibi, son iki yüzyıldır özellikle Amerika Birleşik Devletleri ve Batı Avrupa’da oluşan “Modern Yönetimin ve Liderliğin” günümüzde yaşadığımız derin krizin de kök nedeni olarak görmekteyiz. Einstein’ın da ifade ettiği gibi; Endüstri Devrimi ile dünyaya iki yüzyıl hâkim olan düşüncenin, hayata, kendine farklı ve ötekine farklı bakışların, günümüz olaylarına neden olurken “içinden geçmekte olduğumuz krizden aynı kafa ve düşünce yapısı, yaklaşım ve yönetim tarzı ile çıkmak mümkün bulunmamaktadır.”

Amerika Birleşik Devletleri ve Batı Avrupa ülkelerinde her alanda ve sektörde etkili ve yetkili olan yönetici ve lider profillerine baktığımızda, sahip oldukları dünya görüşlerini, temel kişisel değerlerini, uyguladıkları yönetim metotlarını, geniş anlamda insana bakışını, insanları yetkilendirmesini, yeteneklerinin geliştirilmesini incelediğimizde günümüzdeki sorunların temelinde bulunduğunu görmekteyiz.

Biz Türkiye’de görev yapan, yaşayan her seviye ve sektördeki mal sahiplerine, yöneticilere, liderlere, mühendislere, uzmanlara, çalışanlara çok önemli görevler düşmektedir.

Biz yaptığımız her işi severek, isteyerek dikkatle yapmalıyız; sevmiyorsak, içimizden gelmiyorsa “miş” gibi yapmamalıyız; öğrenmeliyiz ve öğretmeliyiz, Sürekli İyileştirme (Kaizen) işimizin, günümüzün önemli parçası olmalıdır. Kestirmecilikten, kolaycılıktan, ezbercilikten, takipçilikten kaçınmalı; tekniği, teknolojiyi sürekli geliştirecek şekilde tedbir almalıyız. İsrafları adeta bir dedektif gibi takip etmeli, israf kaynaklarını yok etmeliyiz.

İnsanımız, müşterimiz, tedarikçimiz, iş ortaklarımızla olan ilişkilerimizi yeni bir platformda sürdürmeli; kendimiz ve ötekiler gibi ayrımlardan, ayrımcılıklardan vazgeçmeli; tedarik zincirini oluşturan tüm iş ortaklarımız ile ilişkilerimizi yepyeni bir yaklaşımla bütün tedarik zincirine odaklanmış olarak yön birliği içinde yönetmeliyiz. Nitelikleri belirtmeye çalıştığımız bu yeni yaklaşımı yönetmek için yepyeni bir Yönetim ve Liderlik anlayışına ihtiyacımız bulunmaktadır.

Biz bu Yeni Yönetim ve Liderlik anlayışını YALIN YÖNETİM VE LİDERLİK olarak ifade ediyoruz. İş yaparken yaşadığımız kişisel değerlerimizi samimi olarak gözden geçirmemiz, öz eleştiri yapmamız gerekiyorsa bunu cesaret ile yerine getirmemiz gerekecektir.

Türk yönetici ve liderleri sahip olmaları gereken yeni değerlerin, insana bakışımızın kaynağını kendi tarihimizde, öz kültürümüzde, Mevlana’da, Yunus Emre’de bulabileceğiz. Bunun için ne Japonya’ya, Çin’e, Hindistan’a, Brezilya’ya ve hele Batı Yarıküre’ye gitmeye ihtiyacımız bulunmamaktadır.

Yalın Yöneticilik ve Liderlik olarak belirlediğimiz Yeni Yönetim ve Liderlik Anlayışı’na ait genel nitelendirmeleri yukarıda yaptıktan sonra gelecek e-mektubumda yeni Yalın Yönetim ve Liderlik anlayışının vizyonunu, değerlerini, standartlarını, yöntem ve tekniklerini açıklamaya çalışacağım.

İyi ve dikkatli günler diliyorum.

Saygılarımla,

Yalçın İpbüken

CEVAP VER