Enerjik Bir İşyeri İçin 'Farlı Bak Farklı Gör '

0
1263

Bir organizasyonun başarısında en kritik faktörlerden bir tanesi; yaratılmış olan enerjik ortam. Organizasyonda yaratılan enerji; çalışanların motivasyonu, yaratıcılığı ve kurumun performansı üzerinde büyük bir olumlu etkiye sahip. Marcus Buckingham ve Curt Coffman’ın ortak çalışmaları olan “Önce Bütün Kurulları Yıkın: Dünyanın En Önemli Yöneticileri Neleri Farklı Yapıyor?” adlı kitapta etkin ve enerjik şirket yaratabilmek için öneriler yer alıyor. Kitap Gallup’un 400’ü aşkın şirketten 80 bin yöneticiyle yaptığı ayrıntılı görüşmelerin sonuçlarını temel alıyor. Etkin ve enerjik bir iş yeri için sormanız gereken sorular şöyle sıralanıyor;

1. “İşyerinde benden ne beklendiğini biliyor muyum?”

Etkin bir iş yerinde, işyeri yöneticilerinin kendi amaç ve politikalarını, hedef ve stratejilerini netleştirmiş olmaları gerekir. İşyeri yönetiminde amaçların net, politikaların açık ve anlaşılır, stratejilerin paylaşılmış, hedeflerin erişebilir olması başarının sırrı.

2. “İşimi doğru yapabilmem için gerekli araç ve gereçlere sahip miyim?”

İnsanların görevlerini tanımlamış olmaları çok önemli bir adım. Kendi eğilimleri, yetenekleri, birikimleri ile o işi nasıl yapacaklarını, kimlerle işbirliği ile sonuca ulaşacaklarını saptamaları kolaylaşır. Bir yönetim, amaçları tanımlamış, politikaları belirlemiş, hedefleri saptamış, stratejileri kurgulamışsa, ardından da gerekli araç-gereçlerle insanları donatmışsa, o zaman beklentilerine ulaşabilme şansını artırmış olur.

3. “İşyerinde her gün, en iyi yaptığım işi yapma şansına sahip miyim?”

İnsanların sevdikleri, yapabildikleri, yapmaktan zevk aldıkları işler üzerinde odaklanmaları sağlanmalı. Yöneticiler, elemanlarını iyi tanıyor, onların eğilimlerini biliyor, yeteneklerini gözetliyor, en iyi yapabildikleri işler üzerinde odaklanmalarını sağlıyorsa, başarı olasılığı artar.

4. “Son yedi günde iyi iş çıkardığım fark edildi mi, bunun için takdir edildim mi?”

İnsanlar yaptıklarının takdir edildiğini gördükçe işe daha çok sarılır. Takdir etmesini bilmeyen bir toplumda, ne mevcut kaynakları verimli kullanmak, ne de yeni kaynak yaratarak gelişmeyi sürdürebilmek mümkün.

5. “Müdürüm ya da işyerinde herhangi biri bana insan olarak değer veriyor mu?”

Değer verecek özelliklere sahip olmayan insanlarla çalışıyor, negatif bir etki yayıyorsanız, çağdaş bir işyeri kuramazsınız. Birlikte çalıştığı insanların, ‘zayıf’ yanlarını hoşgörmek, ‘güçlü’ yanlarını öne çıkarmak yöneticinin görevi olmalı.

6. “İşyerinde gelişmemi destekleyen biri var mı?”

İnsanlar genelde kendi zayıf yanlarını kutsal bir gerekçe ile örter, kendilerini güçlü göstermek isterler. Eksik yanlarını örtseler de, özlerinde ‘gelişme ve eksiklerini kapatma’ isteği vardır. İnsanların gelişme istekleri desteklendiğinde, zayıf yanlarını hızla güçlendirdiklerini, işe katkılarının arttığını görürüz.

7. “İşyerinde görüşlerime değer veriliyor mu?”

Bu unsur, işyeri kültürünün özünü oluşturur. Kurum kültürü, kurum içinde insanların görüşlerine verilen değerle anlaşılır. Doğrusu yanlışı, yararlısı zararlısına bakılmaksızın, insanların özgürce konuşabildikleri, sözlerinin özenle ve dikkatle dinlendiği kurumlar sağlıklı, tutarlı ve sürdürülebilir bir kültür geliştirebilir.

8. “Çalıştığım şirketin amacı/misyonu, bana yaptığım işin önemli olduğunu hissettiriyor mu?”

Her insan işini niçin yaptığını, amacın ne olduğunu, yaptığı işin sonuçta kimlere ne yarar sağladığını merak eder. Eğer insanlar işyerinin amaçlarını yürekten benimserse, işlerine daha çok odaklanır, yaratıcı akıllarını daha etkin kullanırlar.

9. “Çalışma arkadaşlarım kaliteli iş çıkarmak için uğraşıyor mu?”

Çalışma arkadaşları arasında düşünce paylaşımı, çıkar ortaklığı kadar önemlidir. İşyerinde ‘küçük gözaltı’ denen olgu, iş arkadaşlarının iyi iş çıkarma konusundaki ortak anlayışıdır. ‘Büyük gözaltı’ ise kurumu yönetenlerin denetimi.

10. “İşyerinde yakın bir arkadaşım var mı?”

Yakın arkadaşlar mutluluk kaynağıdır. Başarılı bir işyeri, yakın arkadaşlığı teşvik eden işyeridir. Günlük sırların paylaşılabileceği yakın arkadaşlar kişiyi işyerine bağlar.

11. “Son altı ayda biri gelişimimle ilgili benimle konuştu mu?”

İnsanları kendi hallerinde bırakırsak, bir alışkanlığın, sıradan bir rutinin tuzağına düşmeleri büyük bir olasılık. Oysa insanlara yeri ve zamanı geldiğinde, uygun bir dille eksikliklerini, net bir anlatımla gelişmelerini anlatırsak, kendi farkında oldukları yönlerini, bir başkasının da fark etmiş olmasından büyük bir haz duyar, motive olurlar.

12. “Geçtiğimiz yıl işyerinde yeni şeyler öğrenme ve gelişme fırsatı buldum mu?”

İnsanın doğası gelişmeye yatkındır ama nasıl gelişeceğini bilemez. İşyerleri insanların içlerinde var olan öğrenme istediğini harekete geçirecek ortamlar yaratmazsa insanların öğrenme eğrileri yavaş gelişir. Öğrenme, gelişme ve uygulama alanında çalışanlarının önlerini açma işyerinin temel görevi.

Tuba İzle Görmezoğlu

Dünya Gazatesi 29/09/2009

CEVAP VER