Geçmişe Yalın Bir Yolculuk

0
1574

Muhtemelen sizin de bildiğiniz gibi, ben değerin nasıl yaratıldığı ve israfın nasıl ortadan kaldırılabildiğini görmek için, değer akışı boyunca gemba’yı gezmek isterim. Yine de geçenlerde, artık değer yaratmayan bir tesise mükemmel, fakat dehşet verici bir gezim oldu. Bu deneyim beni yalın hareketin geçmişi ve bizim onu nasıl koruyabileceğimiz hakkında düşünmeye itti.

Söz konusu olan yer hayalet gibi bir fabrikanın olduğu ölü bir kentti, Highland Park, Michigan – Henry Ford’un akış tipi üretime öncülük ettiği olağanüstü Highland Park fabrikası. Sitedeki eski binada, 1914’ün ilkbaharında çalışmaya başlayan dünyanın ilk sürekli akış montaj hattının tam olarak bulunduğu yer boyunca yürüdüm. O şimdi boş, kirli, karanlık, rutubetli ve ondan hiç söz edilmiyor.

Sokağın karşısındaki “yeni atölyeler”de, montaj hattının 1914’te daha sonra taşındığı yeri gezdim. Bu tam da, hattın ihtiyacı olan parçaların tedariğini hayata geçiren hattın her iki kenarındaki ve daha üst katlardaki birçok sürekli akış fabrikasyon operasyonları gibiydi. Bugün, yeni atölyeler –Albert Kahn’ın özellikle akış tipi üretim için tasarlanmış olan harikulade beton yapısının altı katı ve üç çatı katı– da yeniden gelişmeyi veya yıkıcıyı bekleyerek boş duruyor ve adından söz edilmiyor.

Benim inancım, bu binanın insanlık tarihinde çok önemli bir endüstriyel ve ekonomik sıçramanın yeri olduğu şeklindedir. Fakat Ford’un torunları –mevcut yalın bilgimizin çoğunu Ford’un omuzlarında inşa ettiğimizden sizi ve kendimi de dahil ediyorum– onun gözde aforizmalarından birini uygulamış görünüyor: “Tarih saçmadır”.

Bu nasıl olabilir? Sanırım ana neden, çoğumuzun değer yaratma prosesinin tamamının optimizasyonu amacıyla izole edilmiş noktaların ötesini görmek için insanlık tarihindeki olağanüstü uzun mücadelenin mirasçıları olduğumuzu fark etmemesidir. Biz onun yerine, yalın fikirlerin çoğunlukla birkaç yıl önce Toyota tarafından yaratıldığını ve yalın düşüncenin geçmişinin kısa ve kolay olduğunu düşünme eğilimindeyiz.

Geçenlerde meslektaşım ve yardımcı yazarım Dan Jones’un Venedik Donanması’na savaş gemileri yapması için 1104’te Venedik’te kurulmuş olan Arsenal’i ziyareti sırasındaki mücadelemizin uzunluğunu anımsadım. Zaman geçtikçe Venedikliler Akdeniz’deki mücadele için her yıl inşa ettiği ve ayrıca değiştirilebilir parçaların kullanımına öncülük ettiği yüzlerce kadırga için standart bir tasarımı benimsedi. Bu da Arsenal’in içinden geçen dar bir kanal boyunca kadırgaların monte edilmesini mümkün kıldı. Öncelikle geminin temel bölümü tamamlandı ve sonra da geminin tamamlanmasını gerektiren her bir parça için montaj noktasından öteye “akıtıldı”. 1574’e kadar Arsenal’in uygulamaları o kadar ileri düzeyde ki, Fransa kralı Henry III başlangıcından bitişine bir saatten az süren sürekli akış içindeki bütün bir kadırganın inşasını izlemesi için davet edildi.

Dan’in ziyaretinden aldığım özel nottaki anlatılmak istenen şey sürekli akış fikrinin –muhtemelen toplumumuzun çoğunun düşündüğü, onun Henry Ford tarafından icat edildiğidir- 400 yıldan daha fazla süredir uygulanıyor olduğudur, fakat sonra büyük ölçüde unutuldu!

Birçok ilerleme ve aksamalar boyunca yalın geçmişin derinliğine eğildiğiniz zaman, diğer kilometre taşlarının bazılarına değinerek başlamak kolay olur.

  • 1765’e kadar, Fransız general Jean-Baptiste de Gribeauval savaş alanı onarımlarını kolaylaştırmak için standart tasarımların ve değiştirilebilir parçaların önemini kavradı. (Gerçekten bunu uygulamada maliyet etkenli yapmak başka bir konuydu ve 125 yıl daha gerekliydi.)
  • 1807’ye kadar, İngiltere’de Marc Brunel belirli bir zamanda proses sırasında özdeş parçalar üreten 22 çeşit makine kullanarak Kraliyet Donanması için halat blokları gibi basit tahtadan parçalar yapmak için ekipman tasarladı.
  • 1822’ye kadar, A:B.D.’deki Springfield Silah Deposu’nda Thomas Blanchard 14 makinelik bir set tasarladı ve onları tüfek kundakları gibi daha karmaşık şekilleri yapmayı mümkün kılan bir hücresel düzenlemeyle yerleştirdi. Bir tahta bloğu ilk makineye yerleştirildi, manivela atıldı ve su gücüyle çalışan makine otomatik olarak bir referans parçası üzerinde profil izleyici kullanarak tahtanın bir kısmını ortadan kaldırdı. Bu gerçekten dikkate değer bir anlam taşıyordu: 14 makine, parçalar bir defada makineden makineye ileri doğru taşınırken tek parça akışa ve proses için işgücü gerekmeden tamamen bir parçayı yapabilirdi.
  • 1850’lere kadar, Amerikan silah depolarının tamamı her bir parçayı doğru özelliklerine göre elde etmek için elişinden muazzam miktarlarda standart silahlar için standart metal parçaları yapıyordu. Bu da o çağın makine araçlarının sertleştirilmiş metali işleyememesindendir. Onun yerine makineler yumuşak metalleri işledi ve sonraki sertleştirme prosesi parçalar beraber uymadan önce elle düzeltilmesi gereken tahmin edilemez doğasının eğrilmesine yol açtı. Masrafı ordu donanımı için makuldü, fakat çoğu tüketici ürünleri için kabul edilemezdi.
  • 1914’te Ford son olarak yağ alma teknolojinde bir sıçrama ve kesme araçlarında ileri düzeylerle beraber öne çıkmak için bu düşüncenin tamamını elde etti; öyle ki, birçok tedarikçi Ford’un fabrikasyon hücrelerine ve onun son montaj hattına sürekli olarak mükemmel bir şekilde uyan sertleştirilmiş metal parçalarını üretebilirdi. Bu gerçekten sürekli akıştaki sırdı.
  • 1930’ların sonlarına doğru, Alman uçak endüstrisi uçak gövdelerinin kesin bir zaman ölçüsünde (takt) son montaja uyum içinde taşındığı uçak montaj hattını senkronize etmenin bir yolu olarak takt zamanına öncülük etmişti. (Mitsubishi Alman şirketleriyle teknik bir ilişkiye sahiptir ve bu metodu Aichi Prefecture’a yakın bir yere yerleşmiş olan Toyota’nın duyup benimsediği yer olan Japonya’ya geri transfer etti.)
  • 1950’lerin ilk yıllarına doğru, Toyota takt zamanı fikrini Ford’un sürekli akış üzerine olan fikirleriyle bütünleştirdi ve çok kısa temin süresine sahip, küçük partiler halinde, geniş çeşitlilikte yüksek kaliteli ürünler yapmak için esnekliğin kritik boyutunu da ekledi.
  • 1990’ların ilk yıllarında, iş prosesi değişim mühendisliği hareketi standart iş ve sürekli akış kavramlarını şimdi büyük hacimde insan faaliyetini teşkil eden ofise ve hizmet proseslerine transfer etmek için çalıştı, fakat çoğunlukla başarısız oldu.

Yalın geçmişin bu tamamlanmamış yorumu Venedik, Fransa, A.B.D., Almanya ve Japonya ‘dan minimum katkılar içerdiğine dikkat ediniz. Diğer topluluklarda kayıt edilmeyen öncülük etmiş ilerlemeler de var olabilir. Dan ve benim bir gün araştırmayı ümit ettiğimiz iki örneğe bakarsak: Çinliler “Konfüçyüs’ün ahengindeki dünyayı birleştirmek” için 1421’de düzenlenen özdeş Hazine Gemileri’nden muazzam donanmayı nasıl yaptı? Tasarımlarında ve üretim uygulamalarında Venedik’in önünde miydiler? Peki yağ ve şarap için binlerce kapla Akdeniz’deki şu tamamı batık kadırgalara sahip Romalılar? Onları yapmak için hangi proses kullanıldı?

Katkıda bulunanların son listesi ne olursa olsun, bizim yalın geçmişimizin saçma olmadığını kuvvetlice hissediyorum. Ford hiçbirini de düşünmemişti. Onun Michigan, Dearborn’daki Greenfield Village müzesinde Ford öncesi endüstriyel geçmişin dikkate değer bir koruyucusu olduğunu hatırlayın. “Tarih saçmadır” ifadesiyle kastettiği şey, oluşturulmuş metotların yeni metotları denemeye özür veya engel olarak asla kullanılmamasıydı. Taiichi Ohno da Toyota Üretim Sistemi’ni kâğıda dökmeyi reddetmede aynı şeyi hissetti. Eğer o kesinlikle kodlanırsa, -düşüncesinde müzeye koymak vardı – o donmuş olacak ve yakında geri gidecekti.

Bizim hiçbirimiz yalın düşünceyi mumyalamak istemiyoruz. Yine de, biz deney yapmayı sürdürmeye karar verdiğimiz sürece –sürekli kaikaku ve kaizenle- yalın aydınlanmanın mevcut durumumuza nasıl geldiğimizin geçmişi değerli bir miras olur. O ayrıca,geleceğe olan yol boyunca kaçınılmaz aksamalarda bizi ayakta tutan ilham verici bir hikaye olabilir.

Umuyorum ki, siz şimdi proses düşüncesini mükemmelleştirmek için uzun mücadelede en azından bir parça değerlendirmeye sahipsiniz. Fakat pratik olarak tamamen söz edilmekten yoksun olduğuna dikkat edin. Göz alıcı, büyük buluş sayılan nesnelerle (Model T gibi) dolu çok sayıda ürün müzesi var. Bazıları –Dearborn’daki Henry Ford Müzesi, Nagoya’daki Toyota Müzesi ve Londra’daki Bilim Müzesi gibi– izole edilerek gösterilen birkaç olağanüstü makine içerir. Fakat bir bütün olarak değer yaratmanın nasıl çalıştığını gösteren proses müzeleri yoktur. Yalın Topluluk izole edilmiş noktalardan optimize edilmiş proseslere olan uzun mücadeleyi göstermek için bir yer oluşturmayı düşünemez mi? Peki başlamak için Highland Park mükemmel bir yer olamaz mı?

Saygılarımla,

James P. Womack

CEVAP VER