Hayal Etmek (Yaratıcı Düşünce), Mücadele İradesi, İnanmak, Cesaret Etmek, YAPMAK

0
733

Cumartesi günü dişçi koltuğunda oturup gözlerimi kapattığım esnada Bu sözcükleri kafamda uzun süre kurguladım. Bu Sözcüler Sakichi Toyoda, Walt Disney ve Konusuke Matsushita’dan yaptığım derleme sonucunda dişçi koltuğunda son halini aldı.

Bu üç kişi bir birinde farklı tarihlerde, ülkelerde ve ortamlarda çığır açan yaratıcı düşünceleri (hayalerini) inatla ve İnançla sürdürerek, Oluşturarak ve cesaretle yıllar süren çabalarını gece gündüz ortaya koyarak kendilerini aşan büyük ve kalıcı eserler ortaya koymuşlardır. İnsanlığın ortak malı olan eserleri bu kişilerin hayatlarını aşmış günümüze ve sonrasına uzanan bir kalıcılık ortaya koymuşlardır.

Yukarıda isimlerinden bahsettiğim 3 kişiye ilaveten Henri Ford’u da bu isimlere dahil etme gereğini duydum. Daha önceki bir yazımda, Henry Ford’u ve 1925 yılında yayınladığı ilan ile ilgili ayrı bir yazı yazmıştık. Bu yazıya ait linki ekledik. 1925 tarihli gazete ilanı  o kadar güçlü bir şekilde Henry Ford’un ve Ford Motor Şirketinin vizyonunu ortaya koymuştu ki, ilanın yayınlanmasından 81 yıl sonra 2006 yılında Alan Mullayl bu ilanı Ford Motor Şirketinin yeni vizyonu olarak tekrardan gündeme getirdi. İdeal Vizyon belgesi için bu ilan en çarpıcı örneği oluşturmaktadır.

https://lean.org.tr/american-icon-kitabi-ford-isimli-dunya-otomotiv-devinin-kullerinden-yeniden-dogusunun-hikayesi/

Her güzel, kalıcı bir eserin, bir yapıtın bir düşünce ürünün başlangıç noktasını hayallerimizde canlandırmaktayız. Yarattığımız, gerçekleştirdiğimiz her şeyin başlangıç noktasında hayallerimiz bulunuyor. Kendimizi bildiğimiz andan başlayarak ömrümüzün sonuna kadar hayallerimizi bize eşlik ediyor. Her hayalimizin sürmediğini de biliyoruz.

Ancak hayallerimizin anlık var oluşun ötesine geçebilmesinde birçok unsur devreye giriyor. Derin düşünce, gittikçe güçlenen gerçekleşme arzusu, uzun süren adeta yılları aşan tekrarlanan Çaba önemli öğeler olarak ortaya çıkıyor.

Sakichi Toyoda 19.asrın sonunda Japonya’nın uzak bir köyünde yaşama başlamış bir köylü ailenin çocuğu, ailenin köydeki işlerini yapıyor. Ailenin geçimi için tarım yapıyor. Ayrıca elinden iş gelen, becerikli bir marangoz. Ne kadar okuduğu pek belli değil. Uzun kış günlerinde ailenin işlerinden artan kalan zamanının önemli bir kısmında aile kadınlarının hayat boyu sürdürdükleri dokuma işlemlerini de gözlüyor. Hatta o kadar ileri gidiyor ki babasının uyarılarına maruz kalıyor. Uzun lafın kısası Sakichi Toyoda ev kadınların dokuma tezgâhında o kadar önemli bir buluş yapıyor ki, bu buluş hem onun ve hem de Toyoda ailesinin geleceğini tayin ediyor. Kendisi Japonya’nın en buluşçu kişilerinden birisi olarak nitelendiriliyor ve İmparatorluk nişanı ile ödüllendiriliyor. Kendisine göre hayatta başarı için en önemli prensipler olarak “Yaratıcılığı, Cesareti,  Challenge/Mücadele iradesini” öne sürüyor.

Sakichi Toyoda’nın oğlu Kichiro Toyoda’da babasının izinden giderek bin bir güçlük, Mücadele ve çaba sonunda Toyota Otomobil İşini kurduğunu biliyoruz. Kiichiro bu mücadeleden hayatını kaybederek de olsa büyük başarı ile çıktığını, bugünkü Toyota’nın prensipleri ve değerleri ile birlikte ortaya çıktığını biliyoruz. Youtube’da “Leaders: japanese tv series” ismi ile yayınlanan Filmde Kiichiro ve Toyota’nın gerçek öyküsünü (aiichi motors olarak geçiyor)  büyük bir keyif ile izlemenizi öneriyorum. Bu filimde bütün bu ögelerin yer aldığını görebiliyoruz. Bu günkü Toyota başarısının hangi bedellerle ortaya çıktığını görüp izlemek mümkün.

Challenge olarak ifade edilen sözcüğü, Sıra dışı Mücadale Azmini Gerektiren Zorluk olarak tercüme ediyoruz. Sıra dışı hayatlarda, işlerde, Ürün ve Hizmetlerde, sıra dışı, sistematik ve sürekli çabaya, çok büyük mücadele iradesine şahit oluyoruz. Normal ölçülerin dışında özel bir çabaya ihtiyaç ortaya çıkıyor. Bununla yıllar içinde bıkmak yorulmadan mücadele etmek önem taşıyor.

Uzun yıllar önce Orlando’da Disney Parka torunum ve eşim ile birlikte gittik.  Parkın her yerini dolaşırken Parkın içindeki Disney Servis Akademisini de ziyaret etmeyi ihmal etmedik. Disney, Servis Mükemmelliğinin adeta kitabını yazmış bir kuruluş. Birçok faaliyeti içinde en önemli girişimlerinin içinde yer alan Disney Karakterleri, Disney Eğlence Parkları, Disney Filim Stüdyoları, Walt Disney,  Animasyon Filmleri vs. Disney 1930 yıllarında ortaya çıkan ve alışılmamış bir sanatçı, girişimci. Her yaştaki insanın ihtiyacı olan aile değerlerini koruyan, iyiliği, iyi insan olmayı öne çıkaran temaları Canlandırıyor. Miki ve Mouse karakterlerini yaratıyor. Hayalini gerçekleştirmek, Disney işini kurmak için yola çıktığında zengin amcasını ortak etmek karşılığında 1.000 dolar istiyor. Amcası hissedar olmak istemiyor, Nakit olarak borcunu ödemesini istiyor. Disney başarı için, Hayal etmek, İnanmak, Cesaret etmek ve Yapmak ögelerini ileri sürüyor.

Konusuke Matsushita benim en çok üzerinde durduğum Japon Mucizesinin yaratıcılarından bilge iş adamı. 20. Asrın başlarında Osaka’nın bir köyünde 6 kardeşli bir ailenin ferdi olarak doğuyor. İlkokul üçüncü sınıfta okulu terk etmek zorunda kalıyor. Babası ile birlikte köyü terk ederek Osaka’da yatılı çırak olarak bir bisiklet tamircisinde çalışmaya başlıyor. Zaman içinde elektrik işleri ilgisini çekiyor. Elektrik Dağıtım şirketine giriyor. Ağaç direklerinin tepesinde elektrik hatlarını kuran ekibin parçası oluyor, zamanla ekibin liderliğini üstleniyor, 20’li yaşlarda evleniyor ve kendi işini evinin altındaki atölyesinde kuruyor, Zaman içinde işleri büyütüyor. Birinci dünya savaşı sonrası 1929 dünya ekonomik krizinden etkileniyor. Ancak 100 kişiye varan iş gücünü işten çıkartmıyor ve krizden pek fazla etkilenmeden hep birlikte çıkabiliyorlar. Sonradan Panasonik Markasını kuran Konusuke Matsushita  hemen hiç tahsili olmamasına rağmen bir dünya devi olana Panasonik Markasını yaratabiliyor. Konusuke’nin eğitim eksikliğine ilaveten doğuştan gelen bir akciğer hastalığı var, kardeşlerin hepsi çok genç yaşta verem hastalığından ölüyor. Matsusihita ve Panasonik ikinci dünya harbi sonunda Amerikan işgali sırasında önemli sıkıntılar çekiyor. Ancak işçilerinin ve çalışanlarının sadakati sayesinde çalışma yaşamına geri dönebiliyor

1940 yılların işgal altındaki Japonyası büyük sıkıntılar içinde, ülke dramatik olaylara sahne oluyor. Konusuke iş hayatını yeniden düzelmekle kalmıyor. “Peace and Happiness Through Prosperity/ Refah Yolu ile Barış ve Refah” isimli bir hayır derneğini kuruyor ve bu dernek günümüze kadar önemli eserleri, projeleri yaratıyor. Bu dernek güney doğu Asya’da hala çok etkili. Konusuke tam bir bilge iş adamı. Bütün bu başarısının sırları kendisine sorulduğunda kendisinin tek başına bütün bu başarının sahibi olamayacağını, kendisinin bir akciğer hastası ve çok az eğitim almış bir kişilik olarak bütün bu başarıları kendisinin tek başına gerçekleştiremeyeceğini söylüyor. Başarısının sırlarını, Aşk Derecesinde yaptığı İşi Severek Yapmak, Bir çocuk Zihni gibi açık ve Berrak bir Zihne Sahip olmak, Uzmanlaşmak/Ustalaşmak, Yaptıklarını Sürekli gözden Geçirmek ve Sonuçlar çıkartmak ve Yapmak/Sürekli Tekrarlamak, olarak özetliyor.

Konusuke Matsushita’nın liderliğini ortaya koyan iki kitap Türkçeye 1990 yıllarda tercüme edildi. Matsushita Liderliğini Sistem yayıncılık, MESS ise diğer Liderlik kitabını tercüme ettirdi.

Yukarıda özetleme çalıştığım kişilere ait özellikleri Rahmetli Vehbi Koç bey’de izleme imkânını buldum. Doksanlı yıllarda Nakkaştepe Koç Holding merkezinde görev yaparken Vehbi beyin ilerlemiş yaşına rağmen muntazaman işe geldiğini, işi, ülkeyi ve dünyayı muntazaman takip ettiğini biliyorduk ve takdir ediyorduk. 1990 yıllarda Motorola Şirketinin Türkiye temsilcisi genç bir arkadaşla tanıştım. Konuşmamız sırasında Türkiye Eğitim Vakfı Bursu ile Amerika’da Lisans Üstü eğitim yaptığını ve bugünkü işini bu bursa borçlu olduğunu, vakfın başkanı olarak Vehbi beye teşekkür etmek istediğini, yardımcı olmamı rica etti. Kendisinden bir mektup yazmasını istedim ve gelen mektubu Vehbi Beyin özel Sekreteri Suzan Hanıma ilettim. Aradan kısa bir süre sonra Vehbi bu kişiyi davet etti ve beni de görüşmede bulundurdu. Görüşme ve tanışma tamamlandıktan sonra Vehbi bey hemen konuyu beraber iş yapmaya getirdi ve Holding İş Birimi yöneticilerine ve şirket müdürlerine mektup yazdı. İlk görüşmeleri başlattı. Günün koşulları arasında bu iki büyük kuruluş birlikte iş yaratamadı.

Motorola Şirketi o sıralar Amerikan’ın önde giden elektronik devi idi. İlk cep telefonunu  üretmişti. Türkiye’deki en prestijli telefon markası idi. Motorola Üniversitesinin Direktörünü Koç Holding’de ağırladık. Koç Yöneticilerin konuşmalar yaptı. Chicago, Schomburg’daki Motorola Merkezini ziyaret ettim. Eğitim Tasarımcılığı işini ilk defa Motorola’dan öğrendim. Türkiye’de ilk Eğitim Tasarımı birimini oluşturduk. Prof. Ali Şimşek ile o tarihte tanıştık. Arkadaşlığımız o gün bugün devam ediyor. Motorola Şirketini ziyaretim sırasında o sıralar Amerika ve Türkiye’de tanınmaya başlayan 6 sigma’nın yaratıcısı Keki Bhote ile de tanıştım.

Japon rekabetine karşı zamanın Motorola Başkanı tarafından vazifelendirilmişti. Keki Bohte Kalite yöneticisi olarak kalite araçlarından oluşan bir paketi Motorola’nın liderliğine sunmuş ve Motorola’da uygulanmaya başlamıştı. Ancak 6 sigma Motorola’yı kurtarmaya yetmedi. Çünkü Motorla  yolunu şaşırmıştı, liderlik niteliklerini bütün görkemine rağmen yitirmişti. Motorla’daki 6 sigma uygulamalarını United Technologies  Başkanı gördü ve uygulamaya başladı. Bunu öğrenen Jack Welch 6 sigmayı General Electric’in stratejik yönetim aracı olarak kullanmaya başladı. Oradan Wirlpool oradan Arçelik ve diğer bir taraftan Borusan 6 sigmayı keşfettiler. Ancak 6 sigmanın ihtiyaç duyulan stratejik yönetim araçlığı görevini yerine getirmediği, çok zaman, emek ve para kaybından sonra anlaşıldı. General Electric şirket stratejisi olarak 6 sigmayı terk etti. Motorola toptan yok oldu.

Keki Bhote bizim davetlimiz olarak ilk defa, sonradan iki defa daha Türkiye’ye geldi. İzmir’deki toplantıda 6 sigma konusunu kendisi ile konuştum. Keki Bhote 6 sigmanın kendi düşüncesi dışındaki amaçlar için kullanıldığını v mutabık olmadığını söyledi.

Motorla başkaları ile Türkiye’de büyük yanlışlar yaptı. Zaman içinde Motorola şirketi Türkiye’den çıktı ve Amerika’daki işleri de iyice bozuldu. Yaratıcılığını, enerjisini kaybetti. Adeta yok oldu gitti.

Yukarıda kısaca ifade ettiğim Prensipleri iyice etüt edip kişisel dersler çıkartılmasını önemsiyorum.

Yalçın İpbüken

CEVAP VER