İnovasyon, Girişimci, Girişimcilik

0
341

Büyük Ekonomist Joseph A. Shumpeter- 1912 yılında yazdığı The Theory of Economic Development kitabında “İnovasyon, Girişimci, Girişimcilik” ile ilgili görüşlerini açıklamış ve Girişimci özelliklerini, Üstün Zeka, dikkat ve ülkede ve dünyada olup bitene ilgi, fırsatları algılama, yüksek enerjiye sahip olma ve kararlılık, olarak tarif etmektedir. Bu niteliklere “cesaret etmek” de eklenmelidir. Walt Disney ise, Girişimi; Hayal etmek, İnanmak, Cesaret etmek ve Yapmak olarak tarif etmektedir. Yönetim Biliminin en önemli kuramcılarından Peter Drucker,  “İnovasyon ve Girişimcilik/Innovation & Entrepreneurship” kitabında girişim, yaratıcılık ve girişimcilik konularına açıklık getirmektedir. Günümüzde İnovasyon Gurusu olarak anılan Harvard Profesörü Clayton M. Christensen, The Innovators DNA kitabında girişimcinin kişilik özellikleri ile esas görevi üstün sonuçlar elde etmek olan üst yönetici nitelikleri arasındaki farkları ortaya koymaktadır. Girişimcinin rutinden ve sıkıcı görevlerden kaçındığını belirtmektedir. Girişimcinin en başarılı olduğu an girişim fikrini hayata geçirmeye başladığı Start-up devresinde olduğu vurgulanmaktadır. Start-Up devresi başarı ile atlatılıp büyüme evresine girildiğinde girişimci ile yöneticinin birlikte söz sahibi olduğu vurgulanmaktadır. Girişimin Olgunluk Evresinde ise Girişimci artık ikinci plandadır onun yeni girişim fikirleri ile meşgul olması herkesin iyiliğinedir. Girişimci İşletmenin bu en uzun evresinde birinci rolde olmaya ısrar ettiğinde hem kendisine hem de işletmeye ve üst yöneticiye zarar getirebilir. Düşüş Evresinde yine Girişimciye yeniden iş düşer Şirketin önünde iki çatal bulunur. Birincisi iyice işlerin kötüye gitmesi, diğer çatal ise Girişimci Ruhunun öne çıkıp işi ve dizgileri tekrardan ele alması gerekir.

Son zamanların büyük girişimcileri olarak ortaya çıkan Stev Jobs, Bill Gates, Tesla Motors, Space X şirketlerinin kurucusu Elon Musk, Amazon Şirketinin kurucusu Jeff Bezos, Facebook Kurucusu Mark Zuckerberg , bunların hepsi Schumpeter’in yukarıdaki “girişimci” niteliklerini göstermektedir. Aynı şekilde Henry Ford, Sakichi Toyoda, Kichiiro Toyoda, Honda’nın kurucusu Soichiro Honda,  Panasonic Kurucusu Konusuke Matsushita. Türkiye’den Vehbi Koç yaşamı boyunca, yukarıda belirtilen “girişimci” niteliklerini göstermiştir. Daha yirmili yaşlarında yeni Cumhuriyetin Başkenti olan Ankara kendi halinde bir Anadolu kasabası olmaktan çıkarılıp yeni başkentin ihtiyaçlarının bir an evvel karşılanması gerekiyordu. Yeni Meclis binası yapılırken meclis çatısına kiremit temini ansızın büyük bir ihtiyaç olarak ortaya çıkınca genç Vehbi Koç hiç kimsenin bulamadığı pratik çözümü üretmişti. Daha genç yaşında yeni cumhuriyetin ilk Girişimcisi ünvanını hak etmişti.

Akıllı Girişimcinin hemen yanında bazen ön plana çıkan çoğunlukla da geri planda kalan büyük yönetici niteliklerine sahip kişilikleri görüyoruz. Sayın Vehbi Koç Türkiye’nin ilk ve en önemli girişimcisi ve mal sahibi olarak her devirde Türkiye’nin en iyi yetişmiş yöneticilerini yanında bulundurmuş onlara kişilik ve çalışma alanı açmıştır. Hulki Alisbah, Bernar Nahum, Yüksel Pulat, Can Kıraç Üst Düzey Yöneticilerin önde gelenleridir. Vehbi Koç ve Yöneticilerinin ilişkisi çok iyi araştırılmalı ve ortaya konulmalıdır.

Bir birinden önemli iki rolü birden üstlenen üstün nitelikli kişilikler az sayıda olsa da bulunmaktadır. Ancak her iki özelliği birlikte taşıyanlar girişimlerinde başardıklarında yönetici nitelikleri öne çıkmakta girişimcilikleri körelmektedir. Bu durumun birçok örnekleri mevcuttur. Girişimciler çoğunlukla mal sahipleridir. Mal Sahipleri girişimciler kendi öz niteliklerinin gereğini yerine getirirken üstün nitelikli yöneticiler ortalığı toplarlar, düzeni sağlar, günün ve yakın geleceğin yönetimini standart bir şekilde eksiksiz yerine getirmesi beklenir. Girişimci hızlı hareket eder, duygularına, hislerine güvenir. Doğaçlama karakteridir. Yanında değerli ve güvendikleri tepe yöneticisi bulunduran akıllı ve tedbirli Girişimci yöneticinin rakamlarla, bilgi ve analizlerle hareket ederek Girişimcinin duyguları, hisleri ile geliştirdikleri düşüncelerini rakamlarla desteklemesini ister, bekler. Yöneticinin rakamlarla ortaya koyacağı desteğe önem verir.

Her iki rolü birden üstlenen Henry Ford büyük bir Girişimcilik örneğini ortaya koyup “dünyayı değiştiren makinayı” yani halkın satın alabileceği otomobili normal vatandaşın kullanımına sunduktan sonra geçen zaman içinde aynı Henry Ford az kalsın Ford Şirketinin yok olmasına da sebep olmak üzere idi. Kendisine tek kişi söz dinletebildi. Eşinin ikna etmesi sayesinde Ford şirketinin yönetimini bırakmış ve Ford Şirketi iflastan kurtulmuştu. Benzeri olaylara ülkemizde de sık rastlıyoruz. Girişimci yıllara meydan okuyor, sağlığı bozuluyor ancak yönetimi iyi bir düzenleme ile bir türlü paylaşmayı gerçekleştiremiyor. Ülkemizdeki Girişimciler de genellikle zaman içinde üst düzey yöneticileri görevlendirebiliyorlar. Ancak ilişkilerinin kalitesi ve karşılıklı dengeleme ve saygı rahmetli Vehbi Koç ve Üst Yöneticileri seviyesine pek çıkamıyor. Bu konunun dikkatle araştırılması gerekiyor.

MBA İş Okulları daha çok Yöneticiliği Öğretir, Girişimciliğin Öğretiminde ise Zorluklar Bulunuyor.

19. Yüzyılda büyük girişimlerin gerçekleştiğini ve şirketlerin kurulduğunu biliyoruz. General Motors’un CEO’su Alfred Sloan’ın başını çektiği Modern İş Yönetimi ve Yöneticilik Mesleğinin üniversitelerde öğretilmesi için ilk önce Amerika Birleşik Devletlerinde, Avrupa Ülkelerinde ve zaman içinde Dünya’da İşletme Okulları ve MBA okulları kuruldu ve günümüzde sayıları binleri hatta yüzbinleri aştı. Ancak aynı şeyi Girişimcilik, İnovasyon ve Start-up için söyleyemiyoruz. Türkiye’de ilk MBA ve İşletme Okulu tarzı eğitimin 1950 yılların sonuna doğru hayata geçtiğini de dikkate almak gerekiyor.

Yukarıda isimleri geçen hemen bütün girişimcilerin hemen hepsi üniversite tahsilini tamamlamamış, kimisi yarıda bırakmış, kimisi ilk okul’dan terk, kimisi ise orta okul veya lise Mezunu. Bill Gates, Steve Jobs, Micheal Dell, Matsushita, Vehbi Koç ve diğerlerinin en son okudukları okullar bellidir. Fazla Okumuş olmak acaba çok iyi yetişmiş insanların risk almalarını mı engelliyor. Daha güvenilir, daha belirgin ortamları mı tercih ediyorlar.

İnovasyon, Girişimcilik ve Shumpeter’in Ekonomisi; Türkiye’nin durumu

İnovasyonun ülke ekonomisinin gidişi üzerinde had safhada önemi bulunmaktadır. Ülke ekonomisinin durağanlıktan çıkıp enerji kazanması için yeni duruma ayak uyduramayan mal sahipleri ve şirketlerin bir kısmı yok olurken, mal sahibi veya büyük boyutlu değişim geçirirken yenilerin yeni değer sunumları ile devreye girdiklerine, yeni çözümler ürettiklerine şahit olunur. 1.1.1996 tarihine kadar yüksek gümrük duvarları korunan Türk Ekonomisi uzun yıllar durağanlığını sürdürmüş, ekonomide büyük dalgalanmalar, değişiklikler, yenilikler, yeni girişimlere rastlanılmamıştı. 1.1.1996 Avrupa Gümrük Birliğine giriş ile birlikte Türk ekonomisi radikal bir değişime uğramış, yurt dışından gelen ürün ve hizmetler sıfır gümrük ile ülke pazarına yayılmaya başlamış, yerli ekonomik aktörleri ciddi şekilde tehdit etmeye başlamıştır.

Koç Holding ise,  meydana gelecek radikal değişimi uzun zaman önce fark etmiş ve ona göre tedbirler almaya başlamıştır. Bu çerçevede topluluk şirketlerinde Koç 2000 Müşteri ve Kalite Odaklı Yönetim Sistemi, bütün şirketleri ve tedarikçileri ve bayileri içine alacak şekilde kapsamına almıştır. 1992 yılında başta Koç Ailesinin bazı bireyleri, İş Birimi Başkanları ve CEO ve Genel Müdür ve Genel Müdürlerden oluşan bir kadroyu 3-5 günlüğüne Fiat İsvor Eğitim Tesislerine götürmüş ve Avrupa Gümrük Birliğinin İtalyan ekonomisine ve FİAT’a olan etkilerini ve büyük dönüşümü yerinde öğrenebilmiştik. Bu büyük atılım Mal Sahipleri ve Üst Düzey Yöneticiler tarafından onaylanmış ve onların müşterek kararları ile hayata geçmiş, 1998 yılına kadar muntazaman holding ve topluluk seviyesinde sürdürülmüştür.

Shumpeter’in İnovasyon Çeşitleri:

  1. Yeni Ürünleri veya mevcut ürünlerin yeni çeşitlerini devreye almak
  2. Henüz endüstri tarafından benimsenmemiş yeni üretim metotlarını veya satış yöntemlerini uygulamaya koymak
  3. Yeni Pazarlar Açmak veya yeni pazarlara girmek (endüstrinin henüz girmediği yeni pazarlar)
  1. Yeni ham madde veya yarı mamul madde kaynaklarına sahip olmak
  2. Mevcut tekelleri yıkmak veya yeni endüstriyel oluşumlar yaratmak

Schumpeter’e göre kar etmek isteyen herkes inovasyon yapmak zorunluluğundadır. İnovasyon rekabetçilik için bir zorunluluktur. İnovasyon karakteri icabı yarattığı sarsıntı mevcut durağan ekonomik yapıları yıkmaktadır. Shumpeter bu duruma,  “creative destruction – yaratıcı yıkım” demektedir. Shumpeter, inovasyonu dört boyutlu olarak ifade etmektedir. Keşfetmek (discovery), inovasyon (yukarıda ifade edildiği gibi 5 tiptir), yayılım (diffusion), taklit (imitation) olarak belirlemektedir.

Türkiye’deki Durum ve Şirketlerin Yönetimi, İnovasyon kimin sorumluluğunda?

1.1.1996 tarihine kadar yüksek gümrük duvarları ve yüksek kapasite yaratma teşvikleri ile desteklenen Türkiye Sanayisi ve Ekonomisi tam bir üretici cenneti idi. Ekonomideki canlılık ve yaratıcılık çok düşüktü. Yüksek enflasyonun hüküm sürdüğü ülkemizde yüksek tarım ve kapasite arttırma teşvikleri üreticiye destek olmakta idi. Fiyatı, ürünü, kaliteyi üreticinin belirlediği, iki üç üreticinin pazarı bölüştüğü koşullarda şirket yönetmek kendi şartlarına özgü becerileri olan yöneticileri ve mal sahiplerini gerektiriyordu. Müşteri taleplerini karşılayan veya aşan arz imkânları sınırlı olduğu için şirketler risk alarak yeni ürünler sunmak yerine denenmiş ürünlerin ömürlerini uzatmaya gayret ediyorlardı. Kuş Otomobil serisi bu duruma en güzel örnektir. Kuş Serisi,  ufak bazı mühendislik çalışmaları ile ömürlerini tamamlamış ürünlerin ömürleri uzatılmaya çalışılmıştır. Başka isimler altında pazarda tutundurulmaya sonuna kadar gayret edilmiştir.

Türk Sanayisi bu uzun süre içinde daha çok mahalli kalmış, yurt dışında Pazar aramayı uzun süre ihmal etmiştir. Ancak büyük döviz dar boğazına giren ülke ekonomisi 1989 yılındaki radikal ekonomik tedbirler ve politikalar gereği yurt dışına açılmak Türk İş adamı için kaçınılmaz olmuştu. 1989 yılından itibaren yurt dışına bakmak yurt dışında iş yapmak, dünyada ortaya çıkan alt üst oluşların içine girmek ve girişimcilik niteliklerini yeniden ortaya çıkartmak yaşamsal değer kazanmıştı.

Günümüzün Ekonomik koşulları, birbiri arkasından gelen Teknolojik Kopuşlar, Siyasi ve Sosyal gelişimler,  İnovasyonu ve Girişimciliği, Araştırma ve Geliştirmeyi Öne çıkarırken Günlük Standart Yönetimin de ihmal edilmeden Mükemmellik seviyesine çıkartılmasını gerektirmektedir. Bu genellikle 3/5 yıl alan büyük bir kültür değişimini beraberinde getirmekte, iş yapışlar, sorumluluklar, görevler radikal şekilde değişime uğratmaktadır.

Türkiye Cumhuriyetinin kurulduğu koşullar altında ekonominin ve sanayinin devlet korumacılığı ile kurulması doğal durumdu. Kuruluş koşullarına ilave olarak 1929 dünya ekonomik krizi ve takiben 1930’lardan ikinci dünya savaşının sürdüğü 1945 dönemi ve takip eden dönemde korumacılık ve devlet teşvikleri gerekli görülmekte idi. 1950’den sonra kısa bir dönem serbestleşen ekonomik koşullar yerini döviz dar boğazı yüzünden yeniden korumacılığa bırakmıştı. 1838 yılından günümüze sürekli dış ödemeler açığı veren ve ihtiyaçları her gün katlanarak artan ülkemizin uzun süre dışarıdan borç alarak ekonomisini sağlıklı olarak sürdürmesi mümkün bulunmamakta idi.

Bu korumacılık 1.1.1996 yılına kadar devam etti.  Ülkemiz ile benzeri koşullarda olan Japonya ve Japonya modelini takip eden Güney Kore ve diğer güney doğu asya ülkeleri Devlet Korumacılığını ve Teşvikleri ile günümüzde harikalar yaratan noktalara geldiler. Türkiye’nin korumacılığı ve teşvikleri ile bu ülkelerin gerçekleştirdiklerini bilimsel yönden araştırmak ve dersler çıkartmak gerekmektedir.

1.1.1996 dan sonraki Durum, Tam Rekabetin hakim olduğu dünya ve Avrupa ile bire bir rekabetin geçerli olduğu Yeni Ekonomik Düzen

1.1.1996 yılından sonraki ekonomik tablo tam olarak değişti. Yüksek çeşitlilikteki arz ile birlikte potansiyel müşteri tercihleri öne çıktı. Fiyatları artık müşteri ve Pazar belirliyordu. Kar etmek zorunda olan şirketlerin elinde bir tek Maliyetleri İyi bir Şekilde yönetmek, Kaliteyi ilk Seferde üretmek ve müşterinin parasını vererek tercih edeceği ürünleri zamanında eksiksiz sunmak rekabetçiliğin şartı olarak kendini gösterdi. Yeni Ürün arz süreleri dramatik şekilde kısaldı.

Günlük Yönetim, Standart Üretim, Standart İş Proseslerini, Maliyetleri ve Kaliteyi Yönetmek Üst Yöneticiler başta olmak üzere bütün yöneticilerin asli görevi olmaktadır. Rekabetsiz durağan dönemin alışkanlıkları ve yönetim biçimlerinin süratle değişmesi gerekiyordu.  Genel Müdür veya CEO başta olmak üzere sahada, üretim alanında, ofislerde, pazarda çalışanlara destek olmak yerine bizzat sahaya inip kendi yöneticiliklerinin sorumluluklarını her gün her dakika yerine getirmek durumdadırlar. Duran ekonomik ortamında uzun yıllar geçirmiş mal sahipleri veya mal sahibi temsilcilerinin yeni rekabetçi koşullara çok çabuk adapte olması veya rekabetten çekilmesi, kuruluşunu devir etmesi veya kapatması gerekiyordu. Çok dinamik ve çok rekabetçi bir ekonomik ortama ayak uydurmak gerekiyordu. Bu yeni ortamın gereklerini yerine getirmek, dünya’da olup bitenleri anında görmek hatta yeni koşullar tam oluşmadan oluşumu zamanında fark edip pozisyon almak gerekiyordu. Yaşadığımız bu yeni ortam da kimin batacağı kimin yükseleceği belli olmuyor. Bakıyorsunuz Motorola, Nokia hatta Sony gibi teknoloji devleri bir anda ikinci plana düşmüş veya el değiştirmiştir. Dünya Devi Ford bir batma noktasına geliyor, bir yükseliyor. Hatta bakıyorsunuz Tesla Motors’un Pazar değeri asırlık Ford’un üstüne çıkabiliyor.

İnovasyon Mal Sahibinin veya temsilcilerinin birinci derecede görevidir. Shumpeter’in belirttiği inovasyon çeşitlerini kendi şirket koşullarında ele almak vaz geçemeyecek görevidir. Nasıl işin başında ilk Girişimi kendisi başlatmış ve başarı ile yönetmiş ise bugün inovasyon çeşitlerini kararlaştırmak ve yönetmek de Tepe Yöneticisi ile birlikte kendisinin vaz geçilmez görevidir.

Yalın Transformasyon Shumpeter’in tarif ettiği İnovasyon çeşitlerinde birisidir.

Yalın Transformasyon Shumpeter’in tasnifine uyan önemli bir İnovasyondur ve inovasyonun başarılı olabilmesi için Mal Sahibi başta olmak üzere tepe yöneticilerin tam ilgisine, liderliğine, gün be gün gelişimi yönetmesi, değişime liderlik etmesi gerekmektedir. Yeni bir şirket kültürüne ihtiyaç bulunmaktadır. Şirket Kültürü oluşturmak veya değiştirmek Mal Sahibinin Tepe Yöneticisinin delege edemeyeceği diğer bir asli işidir.

Yalın Enstitü olarak 2002 tarihinden günümüze birçok kuruluşumuzda Yalın Üretim ve Dönüşüm çalışmalarını gerçekleştirebildik. Başarılı olarak sürdürdüğümüz bütün Yalın çalışmalarda Mal Sahibi ve Üst Düzey Yöneticiler gereği kadar yer aldılar. Birçok sorunu beraber çözme imkânımız oldu Daha çok Üretim ve Yönetimi çevresinde yaptığımız çalışmaları firmanın diğer alanlarına taşımak ve özellikle Ürün Geliştirme Sürecine yansıtma gereğini önemli buluyoruz. Ürün ve Hizmetleri ile mevcut ve potansiyel müşterilerini deriden etkileyecek ürünler sunmadıkça ve yalın çalışmaları ile elde edilen kapasiteleri yeni siparişlere döndürmedikçe istenilen mali sonuçları elde etmek mümkün olmamaktadır.

Yalın Dönüşüm Müşteri ile başlar ve müşteri ile devam eder ve siparişin teslimi ve memnuniyetin tespiti ile bugün için gerçekleşir. Bu döngünün genişleyerek ve yükselerek devam etmesi önemlidir. Kazanılmış müşteri çok büyük bir nimettir ve sahip olunan müşterileri derinlemesine anlamak, ihtiyaç ve beklentilerini daha müşteri tam fark etmeden öneriler ile gelmek en doğru ilişki biçimidir Müşteri ile temas eden kişi veya birimlerin müşteri temsilcisi olarak sesini firma içinde duyurması gerekmektedir.

Yeni ürünlerin Tasarımı, Mühendislik olarak Geliştirilmesi, Üretime Hazırlanması ve Müşteriye sunulacak hale getirilip Seri olarak üretilmesi büyük Sürecinin mükemmel olarak yönetilmesi önümüzdeki dönemin rekabetçi avantajı olacaktır.

Yalın Enstitü ve Yalın Enstitüler Birliği olarak Yalın Ürün ve Proses Geliştirme Sistemine büyük öncelik ve önem vermekteyiz. Ford Motor Şirketinin Ürün Mühendisliği direktörü ve Toyota Ürün Geliştirme Kitabının yazarı Jim Morgan’ın Liderliğinde Türkiye’nin de içinde yer aldığı bir Çalışma Gurubu araştırma ve sistem çalışmalarını sürdürmektedir. Önümüzdeki dönemde bu konuda yapacağımız duyurularımız ile faaliyetlerimizi duyuracağız.

Yalçın İpbüken
Yönetim Kurulu Başkanı
Yalın Enstitü

 

 

CEVAP VER