MESLEK LİSESİ BANA İŞ ve HAYAT VERDİ

0
5

Son dönemde konuştuğum gençlerde umutsuzluk ve geleceğe dair kaygıların çok fazla olduğunu gözlemledim. Mezun olduğum okula yakın bir yerde dört liseli genç öğrenciyle görüşlerini merak ettiğim için ayaküstü sohbet etmeye başladım. Konuyu mezun olduktan sonraki meslek hayallerine sormaya kadar getirdim. Biraz kendimden ve detay vermeden 20 yıllık çalışma hayatımdan bahsettim, yaklaşık 5 dakika sonra gençler muhabbetten etkilenerek daha aktif sohbet etmeye başladılar ve artık biraz daha detaya girmem gerekliydi.

Toyota fabrikasında 17 çalıştığımı söylediğimde ilgileri biraz daha arttı, yaş ortalamaları 18 olan gençler için 17 yıl çok uzun bir zaman olması mı çalıştığım iş yeri mi bilmem ama şaşkınlıkları gözlerinden belli oluyordu.  Fabrika ve çalışma hayatımdan söz ettim biraz, operasyon elemanı olarak başlayan kariyerimde yıllar sonra dış lojistik uzmanlığına ulaştığımı ve aynı zamanda çalıştığım şirketi bazı organizasyonlarda temsil ettiğimi anlattım. Bu durum onlara etkileyici gelmekle beraber bir o kadar da uzak bir hayaldi. “Abi şanslıymışsın” dediklerinde; hayır, şanslı değil başarılıydım dedim. Sonra kendi isteğimle ayrıldığımı söylediğimde şaşkınlarının biraz daha arttığına şahit oldum. O anda akıllarından bir insan bu kadar sene sonra böyle bir işten neden ayrılır gibi düşünceler oluştuğu hallerinden anlaşılıyordu.

Danışmanlık yaparak daha aktif olma isteğimi söylediğimde içlerindeki merak tekrar uyandı, Danışmanlık nedir? Danışman ne iş yapar? Gibi sorular sıralanmaya başladı. Belli ki fikir sahibi değillerdi, ben anlatırken dikkatle dinliyorlar fakat soru soramıyorlardı etkilendikleri apaçık belliydi. Onlara asıl şoku yıllar önce onlarla aynı okuldan mezun olduğumu söyleyerek yaşatmak istedim. Beklenen sorunun geleceği yoktu ve ben onlara sordum öğrenim hayatınıza hangi okul ve alanda devam etmek istiyorsunuz dediğimde, gençlerden biri hemen sordu; “siz hangi bölümü okumuştunuz?”  Siz tahmin edin dedim. İlk önce akıllarındaki bütün bölümleri saydılar neredeyse. Onlara aynı okuldan 1999 yılında mezun olduğumu söylediğimde önce inanmadılar ama ikna etmem uzun sürmedi. Gençlere vermek istediğim mesaj başarının kişinin doğrudan Potansiyeli ile ilgili olduğuydu aslında. Hayatta herkes iyi bir üniversite de okuyamayabilir bunun bir sürü nedeni vardır gerek ekonomik gerek coğrafik gerekse kültürel koşullar kişinin eğitim dönemini etkileyebilir, ancak çalışma hayatına başladığında bu farkı kapatmak artık kişinin bireysel gayret ve başarısına bağlıdır. Meslek Lisesinden mezun olan bir kişiye çalıştığı işletme ya da fabrika eğer gerekli eğitim yatırımını yapar ise Ülkesi ve işletmesi için üretken başarılı teknisyenler olurlar. Yaşanmış bir sürü gerçek örneği ülkemiz de görülmüştür.

Şöyle bir tavsiyede bulundum genç arkadaşlara;

Uzun yıllar çalıştığım şirkette ve şu anda yaptığımız danışman rolünde benim gibi Meslek Lisesi mezunu olup çok başarılı kişiler gördüğümü söyledim. Tek iyi örnek ben değildim bunu anlamalarını istedim. İnsan hayatında eğitim sadece okul döneminde olmuyor, çalışma hayatı da eğitim ve kişisel gelişim için önemli bir nokta.

Türk sanayisinin mühendisler kadar teknisyenlere de ihtiyacı var. Mezun olacağınız okul gereği sizler önce iyi bir teknisyen olmak için gayret edin. Çalışma hayatına başladığınızda ise size verilen görevi daha iyi yapabilme çabasında olun. İşten kaçan, bahane üreten değil de sorumluluk alan ve problemler üzerine çözüm üreten kişiler olma gayretinde olun. Kalıcı başarı bununla beraber gelecektir zaten. Ben çalışma hayatımda bana verilen görevi en iyi şekilde yapma yarışında oldum ve başarı çok çalışmanın takdiri olarak geldi. Evet, mezun olduğum okul bana sadece bir iş vermedi aynı zamanda güzelde bir hayat verdi. Türk sanayisinin ve fabrikaların teknik personel ihtiyacını önemli ölçüde meslek liseleri karşılıyor bu yüzden potansiyel sahibi ve gayretli olan herkes için başarının mutlaka geleceğini düşünüyorum.

Meslek liseleri bize üreten bir topluma açılan kapının anahtarını veriyor. Mezun olan kişinin elinde doğrudan bir mesleği olmuş oluyor. Düz liseden mezun olmuş birine kıyasla artık daha nitelikli oldukları da kesin, Çünkü teoriye dönük değil pratiğe dönük insanlar yetişiyor Meslek liselerin de. Bu anlamda değeri çok büyük. Bu anahtara bir de çalışma azmi eklendiğinde gerek çalıştığı işyerine katkı gerekse kişisel gelişim alanında çok yol alınacağı kanaatindeyim. Ülkemizin meslek lisesine ve meslek liselilerine ihtiyacı her zamankinden daha fazla olduğu bir dönemdeyiz.

Türkiye’deki eğitim sisteminin de aslında eleştirilecek ve geliştirilmesi gereken yönleri oldukça fazla. Meslek liselerinden üniversitelerin mühendislik bölümlerine girmek oldukça zor. Eğitim sisteminin bu yönünün değiştirilmesi gereken bir konu olduğunu düşünüyorum. Eğer meslek lisesinden potansiyeli olan bir kişi mühendislik alanına geçebilirse çok daha başarılı insanların yetişmesine vesile olunabilir.

Bu konuda okuduğum bir yazıda da eğitim sitemi aşağıdaki gibi eleştiriliyordu;

Öğrencileri nasıl harcadık biliyor musunuz?

En iyi problem çözeni doktor yaptık. İçinde insan sevgisi var mı diye bakmadık. En iyi ezber yapanı hukukçu yaptık, kalbinde adalet duygusu var mı diye bakmadık. En iyi matematik bileni mühendis yaptık, kul hakkı korkusu var mı diye bakmadık.

İşte bu yüzden; Merhametli pek çok çocuk problem çözemediği için, adil pek çok çocuk ezber yapamadığı için, namuslu çocuklar da sınavda hata yaptığı için doktor, hukukçu ve mühendis olamadı.

Cem EREL
18 Kasım 2020

CEVAP VER