Tüprag Efem Çukuru Altın Madeni İşletmesi Ziyaretim

0
1180

13-14 Haziran günleri TÜPRAG Efem Çukuru Altın Madeni ziyaretimden son derecede mutlu ve şükran dolu olarak döndüm.

1964 yılından bu yana çalışma hayatı içinde bulunuyorum. Özellikle 1970 yılında başlayan otomobil fabrikası yöneticiliği ile başlayan ve günümüze kadar süren bu uzun yolculukta hayatımda ilk defa bir maden işletmesini ziyaret etme imkânını buldum.

İlk defa toprak altında 20 kilometre civarında 4-4 metrelik yollarda, çalışma ve kazı alanlarında çalışan özgüvenli çalışanlarımızı, yöneticilerimizi, cevher taşıyan ağır kamyonları, diğer araçları gördüm ve onlarla konuştum. Maden içindeki yolların tertip ve düzen dikkatimi çekti, çektiğim bazı fotoğraflarda durumu yansıtabildiğimi zannediyorum.

1970 yılında TOFAŞ Otomobil Fabrikasında göreve başladığımda nasıl ilk defa bir fabrikayı gördüğüm ve çalışmaya başladığım gibi 77. yaşımda ilk defa bir madeni ziyaret etme imkânını buldum. Toprak altına, madene madencilerle birlikte bir madenci gibi indim. Birkaç saatte olsa bir madenin içindeki yaşamı, çalışmalara şahit oldum. Herkes gibi beni de nasıl bir yöntem kullanarak altın madenine ulaştıklarını sordum. Altın madeninde siyanür kullanmadıklarını, mekanik kırıcı yöntemleri kullanarak zenginleştirme yaptıklarını öğrendim. Madenin içinde kurulan araç bakım istasyonunu, ayna tabir edilen 4×4 metrelik maden damarının bulunduğu mekanı, maden içindeki konveyör hatlarını ve zenginleştirme işini yaptıkları maden içindeki siloyu ve madende kurulu bulunan Acil Sığınma ve Yaşam Odasını ziyaret ettim.

Yaşam odasının işlevini yerinde öğrendim. Bu odanın maliyetini sorduğumda 120 bin dolar cevabını aldım. Aklıma böyle bir sığınma odası bulunmayan ve maden kazalarında oksijensizlik yüzünden ölenler ve aileleri ve Soma geldi. 120 bin dolar yüzünden maden ve madencilik mesleğinin bu kadar örselenmesine göz yumulmasını doğru bulmuyorum. Madene giren her bir kişinin uyduğu kuralları,  koşulları yerine getirdikten, acil hallerde kullanılacak ve taşıyanın yerini bildiren teknik donanımı vücuduma herhangi bir madenci gibi yerleştirdikten, gerekli güvenlik eğitimlerini aldıktan sonra nasıl girildiğini ilk elden öğrendim.

Madeni içine girmeden önce maden giriş binasında bir zaman geçirdik. Gerekli alet ve edevatı, eğitimi aldıktan sonra bir maden giriş beyan formunu okuduktan sonra imzaladım. Maden İçi Yönetim Odasını ziyaret ettik. Kontrol Odasında sorumlu kişiden bilgi aldık. Duvara monte edilmiş televizyon ekranında ve gösterge panolarından maden içindeki her bir kişi, donanımı, vasıtayı ve işlemlerin anında gerçek zamanlı olarak nerede bulunduklarına, ne gibi bir işlem içinde olduklarını anında takip edebilen sistemlerden gerçek zamanlı olarak takip edildiğine şahit oldum, maden içindeki su, oksijen ve diğer göstergelerin anlık takibinin yapıldığını memnuniyetle izledim. Her gün 3 defa patlama işlemi yapıldığından anın  durumunun gerçek zamanlı olarak takibi önem taşıyordu. Patlama zamanları önceden ilan edildiği için herkesin maden alanını terk etmesi garanti edilmeli idi.

İlk defa yer altına indiğim sıradan bir maden işletmesi değildi. Uluslararası Sigorta Uzmanlarına göre dünyadaki metal madenler içinde ilk 10’a girebilecek kadar riskini en az noktaya kadar indirebilmiş, madenin içinde ve toprak altında uzun süreler çalışan insanın hemen tüm sosyal, fiziksel, psikolojik ihtiyaçlarını göz önünde tutarak insanoğlunun bütün zekâ ve fıtratını kullanarak ve mevcut teknik ve teknolojik bütün imkânları temin ederek ve kullanarak, insan sistemlerini ve yönetim sistemlerini oluşturmuş olan bu kuruluşun ülkemizde gerçekleştirdiklerini görmekten cidden kıvanç duydum.

Efem Çukuru Altın Madeni İşletmesi Efem Çukuru köyü ve diğer 3 köyün civarında kurulu, çevresinde orman alanlarının bulunduğu, ayrıca tarım yapılan bir alan. Maden işletmesinin etrafı ve çevresi ile tam bir ekolojik bütünlük gerçekleştirmiş durumda. Maden yönetimi, madenin etrafını 25 bin fidandan oluşan üzüm bağları ile çerçevelemiş, üzüm bağlarının dışında 1.600 adet zeytin fidanı ve bin adet ceviz ağacı dikilmiş durumda ve etraf bir maden alanından ziyade tarım, doğa ve orman ile iç içe geçmiş doğaya, çevreye, yeşile, köye köylüye saygılı bir sosyal ve teknik çevre oluşturmuş; etraftaki köylerin insanlarını,  kız erkek işe almış, kızlarının okullaşmasını liseye, üniversiteye gitmesini teşvik etmiş ve daha sonra onları işe alarak tam bir insani uyum gerçekleştirmiş bir kuruluş. Tarım işlerini o kadar ciddiye almışlar ve kendi iş hedefleri olan tarım şirketini kurmuşlar. Maden İşletmesi gününü tamamladığında tarım işletmesini köylülerin sahip olduğu Tarım Kredi Kuruluşuna dönüştürme planlarını yapıyorlar. Maden işletmesinin altını ve üstünü gezerken sağlık servisini ziyaret etmeyi ihmal etmedim. Ziyaretim sırasında maden işletmesinin tam zamanlı çalışan doktoru ile birlikte konuşurken sağlık servisi revirinde yatan ve serum verilen oldukça yaşlı bir köylü teyzeye maden hakkındaki görüşünü sorduğumda gülerek tek kelime ile “Allah onlardan razı olsun” ifadesini zihnimde not ettim. Sağlık servisinin önünde tam teçhizatlı bir ambulans ve çevredeki maden kazalarında yardıma giden tam donanımlı iki araç duruyordu. Onları da resimledim.

Bana bir maden işletmesi,  Yalın Düşünceye göre nasıl bir misyona, vizyona sahip olmalıdır? Nasıl bir yönetim ekibini oluşturmalılar? Diye sorsalardı herhalde Efem Çukuru’nda gördüklerim kadar insana, doğaya, ormana, yeşile, köye ve köylüye bu kadar saygılı bir kuruluşu zihnimde resmedemezdim diye düşünüyorum.

Efem Çukuru Altın Madeni İşletmesinin,  işi ile ilgili ekonomik ve mali bilgileri ve güncel performansını öğrendim. Güvenlik, Mali, Ekonomik ve Teknik ve İnsan ile  göstergeleri itibariyle çok üst bir düzeye eriştiği için şirketin yönetimi, Efem Çukuru Altın Madeni Genel Müdürü Sayın Yaşar Dağlıoğlu’na büyük bir güven duymuş, Yaşar Bey’in insana, doğaya, çevreye duyarlılığını desteklemiş ve onaylamış. Yaşar Bey etrafında kendi temel değerlerine, hayat ve iş görüşüne, insana ve çevreye değer veren insanları, yönetici olarak oluşturmuş ve onları zaman zaman bir arkadaş ama zaman zaman ve yeri geldiğinde kuralları hatırlatan, kural koyucu olarak liderliğinin, yöneticiliğinin gerektirdiği zor kararları alabilen, bana göre tam bir “yalın lider” kişilik. Büyük bir mesleki tecrübeye ve hayat görüşüne sahip, zengin hayat deneyimi olan bir büyük bir ağabey, bir lider, bir öncü.

Yalın düşünceyi ve yalın uygulamaları 1990’li yıllardan bu yana uygulayan, yaşayan ve yüzlerce irili ufaklı yerli yabancı kuruluşlara yol gösteren, eğitim ve danışmanlık veren bir kuruluşun kurucusu ve yöneticisi olarak Yaşar Bey ve ekibinin yalın düşüncenin tarif ettiği, oluşturmaya gayret ettiği liderliğe, yönetim yeteneğine ve Yalın İş Kültürüne gereğinden fazla sahip olduklarını görmekten ayrı bir mutluluk duydum.

Benim dünkü maden tecrübesini doya doya yaşamamı mümkün kılan Yönetim Kurulu Üyemiz Hüsrev Yaman ve arkadaşları Sedat Canoğlu, İdris Aydın’ın ve kısa süreli de olsa İnsan Kaynakları konusunda deneyimini paylaşan Meryem İnan kardeşimizin Altın Madeninde yarattıkları güven ve saygının eseridir. Hüsrev Bey ve arkadaşlarımız ile maden yöneticileri arasında tam bir güven ve saygı oluşmuş, birlikte öğrenmeye, madene en uygun yaklaşımların, teknik ve öğretilerin gerçekleştirilmesi kolaylıkla gerçekleşmiş ve ileriye doğru da büyük ümitler vermekte.

Japonya her yıl gerçekleştirdiğimiz Study Mission’a şimdiden 4 yönetici katılmış ve önümüzdeki Eylül ayında tekrarlayacağımız ziyarete ilave 2 arkadaşımız belirlenmiş durumda.

Yalın Düşüncenin oluşmasında ve Yalın Kültürün gelişmesinde gerekli olan bütün her koşul Efem Çukuru İşletmesinde mevcut. Önümüzdeki dönemde Efem Çukurundan fazlaca söz edeceğimizden eminim.

Efem Çukuru Altın Madeni ziyaretimi tamamlamadan önce Tamer Şir’in  bahçesi adını koyduğumuz meyve bahçesinde, profesyonel ses sistemini de kullanarak maden yönetici ve çalışanlarına Kurum Kültürü ve Yalın Liderlik konulu 2 saatlik bir konuşma yaptım. Söylediklerimin hemen hepsi Maden Yönetiminin başından beri uyguladığı yönetim sistemini teyit ettiğine eminim. Konuşma bittikten sonra ayrılış saatine kadar Yaşar Dağlıoğlu Bey ve Maden Yöneticileri ile sıkı bir altın ve madencilik sohbetine giriştik. Kendilerine Türk halkında basın ve medyada hep madenlerle ilgili kötü, negatif ve içinde ihmal ve ölüm olan haberler aldığından dolayı madencilik sektörüne karşı büyük bir menfi algının bulunduğunu, madencilik sektörüne yönelik çok yüksek bir güvensizliğin olduğunu ifade ettim.

Efem Çukurunda gördüklerimin Türk kamuoyu tarafından da doğru anlaşılması gereğini vurguladım. Konuşmalarımız sırasında, Madencilik Genel Müdürlüğünün madencilik konusunda ileri gitmiş 25 kişilik bir ekip oluşturduğunu, en iyi uygulamaları birbirlerinden öğrenmeleri için maden şirketleri arasında bir hareket başlattığını öğrendim.  Efem Çukuru Altın Madeni İşletmesinin en iyi uygulama yapan maden olarak madencilere örnek gösterildiğini de öğrendim ve hayırlı bir gelişme olarak gördüm. Zira ilk yatırım maliyetleri dışında maden cevheri ham maddesinin ülkemiz değeri olduğunu, katma değerinin çok yüksek olduğunu, bu sektörün insanımız tarafından da pozitif olarak algılanması, toplum tarafından teşvik görmesi, madencilik işinin insanımıza sevdirilmesi için kendilerine görev düştüğünü ifade ettim.

Hüsrev ve madenci arkadaşlar Efem Çukuru İşletmesi ile ilgili çalışmaları daha teknik düzeyde anlatacakları yeni bir ileti hazırlayacaklar.

Büyük bir mutluluk içinde Hüsrev Bey ile birlikte maden işletmesinden ayrıldık, kendilerine iyi şanslar diledik.

Yazımın ekine çektiğimiz bir kısım fotoğrafları ve TÜPRAG EFEM ÇUKURU videosunu ekliyorum. İlginizi çekeceğini umuyorum.

Yalçın İPBÜKEN
Yönetim Kurulu Başkanı
Yalın Enstitü

CEVAP VER