Ulusal Endüstriyel Hayaller

0
2680

Herhangi bir firma anlamlı, insana ve çevreye yararlı ulusal endüstriyel hayalleri olduğu takdirde zaman içinde sürdürebilir başarıyı gerçekleştirebiliyor. İnsanlar doğaları gereği anlamlı hayallerinin gerçekleşebileceğine inandıklarında, karşılaşabildikleri iddialar, güçlükler ne kadar zor ve çetrefil olsa bile cesaretle ve sabır ve pozitif düşünce ile zorlukların karşında yılmadan çaba gösterdiklerinde hayallerin gerçekleştiğine her gün şahit oluyoruz.

Japon, Kore, Tayvan, Çin, Singapur, Malezya, Vietnam, Sri Lanka ve diğer Güney Asya Ülkelerinin ve o Bölge’nin şirketlerinin üstlendikleri Ulusal Endüstriyel Hayalleri var.  Ulusal Endüstriyel Hayaller firmaların İş ana hedeflerinin üstünde bir yerde bulunuyor. Firmayı ve çalışanlarını yukarıya doğru çıkmaya zorluyor. İnsanlar maddi hedeflerden çok bu çeşit ulvi hedeflere ulaşabilmek için daha çok çaba gösteriyor, fedakârlıkta bulunuyor. Firma’nın hedefleri devamlı olarak Ulusal Hayaller doğrultusunda yükseliyor, firmaları hedefleri yükseldikçe firmanın başarısı yükseliyor, yaratıcılıkları ve girişimcilikleri gelişiyor ve sürdürülen başarı öyküleri ortaya çıkıyor. Mesela, Taiwan’lı bisiklet üreticisi Giant firmasına bakınız. Her an harika ürünler çıkarabiliyor. Pazarı alt üst ediyor.

Türkiye’nin 2023 Ülke Hedefini bu yönde atılmış çok önemli bir fırsat olarak algılıyorum

2023 Hedefinin gerçekliliği tartışmak yerine her kurum, kuruluş, firma, üniversite, okul sorumluğu üstlenip kendine düşen alt hedefi/hedefleri ve stratejileri süratle belirleyip yola çıkmak gerekiyor. 2023 yılına sadece 8 yıl kaldı. Önümüzde aşılması gereken çok önemli dağlar, devasa boyutta görevler bulunuyor.

Uzak Doğu’lu bir kısım firmanın Vizyon belgelerini incelediğimizde Ulusal Hedeflerinin izlerini görüyoruz

Toyota Şirketinin Global Vizyonuna baktığımızda, “İnsanların güvenli ve sorumluluk içinde hareketliliğini sağlamada öncü rolünü sürdürecektir. Kaliteye ve sürekli yenilikçiliğe bağlılık ve gezegenimize saygıyı içinde, beklentileri aşacak ve insanların gülümsemesi ile ödüllendirileceğiz. Zorlu hedeflerimizi, insanlarımızın yetenek ve heyecanlarını katarak gerçekleştireceğiz” denmektedir

 Honda Şirketinin web sitesine girdiğinizde Honda Felsefesi Bölümünde, “Biz dünyayı olduğu gibi değil, olması gerektiği gibi algılıyoruz. Biz dünyayı hayal kuranların gözü ile görüyoruz. Çünkü Honda’yı bir hayalci, Soichiro Honda kurdu. Honda hayaller üzerine kuruldu. Honda, imkânsız gözüken hayallerin firmaları ateşlediğine, devrimci düşünceleri geliştirdiğine inanmaktadır. Hayallerimiz bizim yaratıcı ürünleri tasarlamamıza ve alanımızda devrimci ürün ve hizmetlerimizi sunmamıza imkân vermektedir. Honda tüm çalışanlarının hayallerini gerçekleştirmenin peşinden gitmesini arzu etmektedir. “hayallerin gücü” bizleri ateşlemekte, motive etmekte, bizi ileriye taşımaktadır” demektedir.

Panosonic Firması, Kurucusu Konusuke Matsushita

Japonların dünyaca ünlü markası Panasonic firmasının kurucusu ve uzun yıllar yöneticiliğini yapan Konusuke Matsushita’nın 7 ilkesi:

  1. Topluma Katkı
  2. Adil Olma ve Dürüstlük
  3. İş Birliği ve Takım Ruhu
  4. İyileşme Yönünde Aralıksız Çaba
  5. Nezaket ve Alçak Gönüllülük
  6. Uyum Sağlama
  7. Şükran, olarak belirlenmiştir.

Panasonic firmasını ve kurucusunu yakından etüd imkânını buldum. Panasonic firmasının Kalite Müdürlerinden Shinya Tsutsumi ile 1990’lı yılların sonunda arkadaş olduk. İki defa Osaka’daki Panasonic Merkezini, Araştırma Merkezini ve pazara sunum için sırasını bekleyen ürünlerin sergilendiği 3 katlı binayı birkaç kere dolaşabildim. Bu merkezin özelliği, pazara sunulabilecek en az bir adet yeni ürünün her gün eklemesi gibi büyük bir iddiayı taşımasıdır.

Matsushita’nın Nagoya’daki muhteşem anıt evini ve Zen bahçesini özel törenle ziyaret ettim, klasik Japon Zen çay seremonisine katıldım. Nagoya’da kurduğu PHP -Peace and Happiness Through Prosperity – “Refah paylaşımı yolu ile Barış ve Mutluluk Enstitüsünü” birkaç sefer ziyaret ettim. PHP’nin yayınlarından İngilizce olan birçok kitabı edindim, okudum. Matsushita Felsefesi kitabının MESS tarafından Türkçeleştirilmesi ve basımında aracılık ettim. John Kotter’in Matsushita Liderliği kitabını baştan sona birçok kere okudum. 1999 yılında Panasonic firmasını ziyaretim sırasında 200 binin üstünde her bir çalışanın, kendi bölümlerinde her gün iş başı yaptıklarında yukarıda ifade etiğim 7 prensibi anlamlı bir şekilde konuştuklarını, adeta günlük firma ibadeti haline dönüştürdüklerini gıpta ile izledim.

Japon Toyota, Honda, Panasonic, Koreli Samsung, Hyundai, Tayvan’lı HTC, Giant ve daha birçok firmanın web sitelerini incelediğinizde bu firmaların Ulusal Endüstriyel Hedeflerinin olduğunu görürsünüz, okursunuz, kendileri temas ederseniz öğrenirsiniz.

İsimleri Geçen Firmaların Web Sitelerini İncelemenizi öneriyorum

Konumuzla ilgisi dolayısıyla bu şirketlerin vizyon ve şirket felsefeleri ile ilgili İngilizce linkleri bilgilerinize sunuyorum. Bunları dikkatle incelemenizi/inceletmenizi hararetle öneriyorum.

  1. Honda

http://corporate.honda.com/about/

  1. Panasonic

http://panasonic.net/vision/

  1. Samsung

http://www.samsung.com/us/aboutsamsung/corporateprofile/valuesphilosophy.html

http://www.samsung.com/us/aboutsamsung/corporateprofile/vision.html

  1. Hyundai

http://worldwide.hyundai.com/company-overview/ceo-message.html

http://worldwide.hyundai.com/company-overview/brand-slogan/vision.html

http://worldwide.hyundai.com/company-overview/brand-slogan/slogan.html

  1. HTC

http://www.htc.com/us/about

  1. Toyota

http://www2.toyota.co.jp/en/news/11/03/0309_1.html

Sanyo Firmasından bir Yöneticiden aldığımız unutulmaz ders

Yıllarca önce Koç Topluluğunda Koç 2000 müşteri ve Kalite Odaklı Yönetim Projesi yöneticiliğim sırasında Türk Elektrik firması için gelen Sanyo firmasından üst düzey bir müdürü davet ettik ve bir öğleden sonra o zamanki Koç Alliance şirketinin merkezindeki salonda bir öğleden sonra Koç topluluğu şirketlerinden onlarca kişiyi toplandık. Japon yönetici, kendi şirketinde adeta insansız çalışabilen fabrika kurmak ve işletmekle ün salabilecek kadar sürekli iyileşmeyi bir hayat tarzı haline getirmişti. Konuşmasını tamamlarken, aradan geçen zamana rağmen asla aklımdan çıkmayacak şekilde “Siz Koç yöneticilerinin yalnız kendi firma hedefleriniz olamaz. Siz hepiniz Türkiye’nin kalkınmasında, ilerlemesinde görev sahibi olmanız, diğer vatandaşlarınıza yol göstermeniz lazım dedi.” ve konuşmasına devam etti, “İkinci Dünya Savaşının en zorlu günlerinde biz Japonlar aç ve korku içindeydik. Tüm şehirlerimiz gece gündüz bombalanıyordu. Evimizde yiyeceğimiz kalmamıştı ve annem dışarıya çıkıp yiyecek bulmaktan korkuyordu. Geceleri aç karnına uyuyamadığım için annem bize kuyu suyu içiriyordu. Kuyu suyu da midemizi zorluyor, uykusuzluk ve korku içerisinde yaşıyorduk. Ben, yaşadıkça ve çalıştıkça bir daha Japonya’nın aynı duruma düşmesini istemediğim için, sürekli çabalayarak dünyanın en iyisi olmaya gayret ediyorum.” demişti. Bilmem, o toplantıda bulunan bu konuşmayı kaç kişi hatırlar, ancak ben hiçbir zaman unutmadım ve ilk defa bu hatıramı yazmak aklıma geldi.

Türkiye’nin Tarihi ve Coğrafyası Bizleri büyük Hedeflere Zorluyor

Türkiye Tarihini ve coğrafyasını çocukluğumdan bu yana okuyarak etüd ederek, çalışarak, öğretmenlik yaparak ve seyahat ederek bugünkü düşüncelerime geldim. Türkiye Coğrafyası yalnız fiziksel fay hatları üzerinde oturmuyor. İnsanın tarih sahnesine çıktığı günden bu yana binlerce millet, kavim, insan bu topraklarda yerleşti, mutluluğu aradı, hatta uzun süre kaldı. Ancak bir gün bir siyasi, sosyal veya askeri deprem geldi, insanların kurdukları yapılar, izler silindi gitti. Kiminden arkaya bir mezar taşı, bir iskelet, bir heykel, bir kapı, bir duvar kalabildi. O insanları hiç ama hiç tanıyamadık. Bu coğrafya deprem kuşağı da olduğu gibi siyasi, sosyal ve güç faylarının da geçtiği bir coğrafyadır. Bu coğrafyada insanların, hele güçlü, söz, erk ve mal sahibi insanların durmaya, gevşemeye, rahata ermeye hakları yoktur. İntel’ in eski CEO’sunun söylediği gibi “biraz paranoyak olmak”, tek gözle uyumak gerekmektedir.

  1. yüzyılda her şey karıştı, hızlandı, geleceği görmek ve tahmin etmek her zamandan daha da güçleşti. Günümüzde ekonomi, finans ve endüstri alanında olup bitenler, alt üst oluşlar iyice hızlandı. Her gün yeni bir güne uyandığımızda büyük bir sürpriz ile karşılaşıyoruz.

Japonya’nın Kalite Gurusu Prof.Yoji Akao’dan aldığım unutulmaz Dersler

1990 yıllarının sonlarına doğru Japonya’nın Kalite devrimini yapan insanlarla tanışma imkânım oldu. Kendimi talihli hissediyorum. Bunlardan Hoshin Kanri ve QFD’in kuramcısı Prof. Yoji AKAO diğerlerinden daha derin izler bıraktı. Türkiye’ye 3-4 sefer geldi. Bir kitabını Türkçeleştirdik. Eğitimler verdi. Bir gün bana “Yalçın-san (sevgili yalçın) siz Türkler endüstri devrimini yaşamadığınız için çok şanslısınız. Endüstri Devrimini yaşayan ülkeler iki yüz yılı aşan süre Dünya’ya hakim oldular. Ancak endüstri devriminin virüsünden kurtulmaları mümkün değil. Göreceksin başları bir gün iyice belaya girecek ve kurtulmaları adeta çok güç olacak”. O zaman bu ifadeyi çok düşündüm ve zaman içinde söylemimi değiştirdim. Hatırlayacaksınız, bizler endüstri devrimini ıskaladığımız için hep bu sorunlar başımıza geliyor, bir türlü kendimizi kurtaramıyoruz şeklinde, “ sözde “kendini bilgili sanan kişiler tarafından” şartlandırılıyorduk. O gün bu gün endüstri devrimini ıskaladığımız için şanslı olduğumuzu söylüyor ve ifade ediyorum.

Endüstri Devrimi Değerlerine sahip olmamak bizim için şimdilerde bir Şans Olmuş

Kendi ülkemiz tarihinde Japonların sahip olduklarına benzer birçok bilge kişi geldi geçti. Mevlana’dan Ahmet Yesevi’ye, Yunus’a, Hacı Bektaşı Veliye ve diğerlerinin öğrettiği, “İnsanı insan olduğu için seven” bir kültürden geliyoruz. Endüstri Devriminin bireyselliğinin, bencilliğinin ve pozitivizminin aksine bir kültür ve tarihle yoğrulmuşuz. Zaman zaman da birçok fırtınalı günler, derin olaylar yaşamışız.

Gelecek Nesillerimize Anadolu’nun ortak İnsani Değerlerini iyi öğretebilmeliyiz

Şimdi öğrencilerimize bilhassa üniversite gençliğimize bu coğrafyanın yetiştirdiği ve hepimizin ortak tarihi ve kültürel mirası olan kişilerin öğretilerini modern dünyanın anlayacağı şekle getirip sunmamız gerekiyor. Özellikle bu konular üzerine çalışan akademisyenlerimizi harekete geçmeye davet ediyorum.

Türk Çalışanları Rekabet Avantajımızdır

İnsanın en önemli rekabet avantajı olduğu günümüzde abartısız Dünya’nın en iyi çalışanlarından birisi de Türkiye’dedir. Türkiye’deki tüm yabancı kuruluşların yetkililerin, CEO’ları bu özelliğimizi teyit etmektedirler. Fiat, Renault, Ford, Pirelli, Goodyear, Man, Mercedes, Robert Bosh, Toyota, Honda ve diğerleri bu özelliklerimizi, işçimizin çalışkanlığı, disiplini, yeniliklere uyumu önemli stratejik avantaj yaratmaktadır.

Yüksek Öğrenim kurumlarımızın politika ve programlarındaki yanlışlıklar, eksiklikler ve gençlere örnek olan yanlış rol modeller ve diğer yanlışlar, özellikle en önde giden üniversitelerimizde okuyan, Avrupa ve Amerika’dakine benzer düşünce yapısındaki gençlerin yetişmesine neden olmaktadır. Yüksek Öğretim Kurumlarının, Endüstri Devrimi ürünü düşüncelerle, insanı yalnız “homo economicus” olarak ele almaları büyük sorunlara neden olmaktadır. Adam Smith’in dünyaca meşhur “Wealth of Nations” isimli eserinde piyasa ekonomisini tarif ederken bir “gizli elden” bahseder, bu gizli el insanın kendi menfaatini çok iyi güdebileceği, insanın bu bencil özelliği ile piyasalara yön verebileceğinden bahsetmektedir. Üniversiteyi bitiren insanımızı daha bencil ve daha bireysel hale dönüştürmekle Uzak Doğunun ve kendi öz kültür değerlerimizin aksine Avrupa ve Amerika düşüncesini, hayat tarzını, ideallerini, sanki en doğrusu, en imrenileni buymuş gibi ülkemiz gençlerine isteyerek veya istemeyerek ideal olarak benimsetmemiz büyük yanlışlıklara sebep olmaktadır…

Batı’da öğretilen ve son 2 yüzyıla damgasını vuran ve inanılan,  adeta mutlak doğru olduğu kabul edilen düşüncelerin büyük ölçüde günümüzde birer birer çöktüğünü görüyoruz, şahit oluyoruz. Bazen de şaşırıyoruz. Bazen de onlar için üzülüyoruz!

Kültürümüzü öğrenerek yetişen Liderleri her seviyede Geliştirmek öncelikli işimizdir

Ülke olarak günümüzde yapmamız gereken en acil, en önemli adım: Ulusal Endüstriyel Hayallerimizi, 2023 ülke Hedeflerimizi her bir vatandaşımızın, şirketimizin, endüstriyel kuruluşumuzun, üniversitelerimizin, teknik meslek okullarımızın ve ilgili Kamu ve Meslek kurumlarının gündemine almak olmalıdır. İnsanımızı, gençlerimizi özellikle üniversite gençlerimizi, kendi öz kültürümüzü güncelleyerek Ulusal Endüstriyel Hayaller doğrultusunda yetiştirmemiz, geliştirmemiz gerekmektedir.

2023 Ulusal Hedefleri gerçekleştirme doğrultusunda adım atarak doğru zihinsel temelleri oluşturmak, ilk başlarda bu düşünce ve zihniyet devrimini gerçekleştirmemiz acil ve öncelikli ihtiyacımızdır.

Yalçın İpbüken
Yalın Enstitü www.yalinenstitu.org.tr
13 Nisan 2015

CEVAP VER