Uluslararası Düzeyde Rekabet Edebilmek

0
1056

Yaz sıcağının herbirimizi bunalttığı bugünlerde Doların 1,600,000 TL.’ye eriştiği haberini büyük bir kaygı ile karşılıyoruz.

Türk insanı özgür olmak, sağlıklı ve güvenli yaşamak ve yaşam düzeyini sürekli iyileştirmek arzusundadır. Bunların hiçbirisinden de vazgeçmek niyetinde değildir.

Bütün bu ihtiyaç ve beklentilere cevap vermek ve Türkiye’nin içinde bulunduğu çok ciddi kriz durumundan çıkışı için “uluslararası düzeyde rekabet edebilen” kuruluş sayısının artması gerekmektedir. 65 milyon insanın yaşadığı bu ülkedeki genç nüfusu da hesaba kattığımızda bunun başka çıkar yolu yoktur.

Bütün bunları gerçekleştirebilmek için ise, her alanda uluslararası düzeyde rekabet edebilecek kuruluşlara ihtiyacımız açıktır.

Uluslararası rekabet arzu ve isteği herşeyden önce işin başındaki liderin tutkuları, rüyaları ve hayalleri ile başlar.

Çevre koşulları da bu tutku ve hayallerin şekillenmesinde rol oynar. Ama herşeyden önce liderin kişisel hayat görüşü, hayalleri, yapmak istedikleri ve kimliği önem taşımaktadır.

Disney, başarı için; hayal etmek, inanmak, cesaret etmek ve yapmayı, temel değerler olarak öngörmekteydi. Panasonic ve National markalarının yaratıcısı Konosuke Matsushita ise başarı için; tutku, bilmek, açıkfikirlilik, yapmak ve yaptıklarını gözden geçirmenin, en önemli nitelikler olduğunu ifade etmektedir.

Konosuke Matsushita tarafından kaleme alınan Temel Yönetim Hedefi;

“Sanayiciler olarak sorumluluklarımızın bilinciyle hareket edecek ve kendimizi iş faaliyetlerimiz aracılığıyla toplumun ilerleyip gelişmesine ve insanların refahının yükselmesine adayacak, böylece bütün dünyada yaşam kalitesini artıracağız” olarak benimsenmiştir.

Aynı şekilde Matsushita Elektrik şirketinin Şirket Düsturu;

“İlerleme ve gelişme ancak şirketimizdeki bütün çalışanların ortak çabaları ve işbirliği sayesinde gerçekleşebilir. Manevi bir birlik içinde bizler, şirket görevlerimizi adanmışlık, çalışkanlık ve dürüstlük içinde yerine getireceğimizi taahhüt ediyoruz.” dur.

Matsushita Elektrik şirketinin dünyanın her yerinde çalışan personeli, aşağıdaki 7 ilkeyi her gün küçük gruplar halinde tekrarlamakta, bu ilkeleri yaşamakta ve yaşatmaktadır. Bunlar;

  • Topluma Katkı: Her zaman Temel Yönetim Hedefi’ne uygun hareket edecek, sanayiciler olarak çalıştığımız toplumdaki sorumluluklarımızı eksiksiz olarak yerine getireceğiz.
  • Adil Olma ve Dürüstlük: Bütün iş faaliyetlerimizde ve kişisel davranışlarımızda adil ve dürüst olacağız. Ne kadar yetenekli ya da ne kadar bilgili olursak olalım, kişisel dürüstlük olmaksızın ne başkalarının saygısını kazanabilir ne de özsaygımızı artırabiliriz.
  • İşbirliği ve Takım Ruhu: Paylaştığımız hedefleri gerçekleştirmek için yeteneklerimizi birleştireceğiz. Ne kadar becerikli olursak olalım, işbirliği ve takım ruhu olmaksızın sözde şirket olmaktan öteye geçemeyiz.
  • İyileşme Yönünde Aralıksız Çaba: İş faaliyetlerimiz aracılığıyla topluma katkıda bulunmak için yeteneğimizi geliştirmeye sürekli çaba göstereceğiz. Ancak böylesi aralıksız çabalarla Temel Yönetim Hedefi’mizi yerine getirebilir, kalıcı huzur ve refahın gerçekleşmesine yardımcı olabiliriz.
  • Nezaket ve Alçakgönüllülük: Nazik ve alçakgönüllü olacak, sağlıklı toplumsal ilişkileri güçlendirmek ve toplumumuzda yaşam kalitesini artırmak amacıyla başkalarının haklarına ve ihtiyaçlarına her zaman saygı göstereceğiz.
  • Uyum Sağlama: Çevremizdeki sürekli olarak değişen koşullara ayak uydurmak için düşünce ve davranışlarımızı sürekli yenileyecek, girişimlerimizin ilerleme ve başarıyla sonuçlanmasını güvence altına almak için doğayla her zaman uyumlu hareket etmeye özen göstereceğiz.
  • Minnet: Elde ettiğimiz bütün yararlar için minnet duygusuyla hareket edecek, bu tutumun sınırsız bir sevinç ve canlılık kaynağı olacağından, karşılaşacağımız tüm engelleri aşmamızı sağlayacağından en küçük bir kuşku duymayacağız.

Değerli Kalite Dostları,

Yaz aylarının bunaltıcı sıcağı altında Türkiye’yi, şirketimizi ve kendimizi yukarıdaki ifadelerim çerçevesinde düşünmenin, içgörümüzü derinleştirmenin en doğru zaman olduğunu düşünüyorum.

Yalçın İpbüken
Önce Kalite Dergisi
{Eylül 2001}

CEVAP VER