Yalın Düşünce: Bileşenler, Kuluçka Dönemi ve Yayılımı

0
242

Editörün Notu: Geçtiğimiz Eylül ayında Toyota’da bir hafta boyunca sürecek olan ‘study mission’a hazırlanırken, LGN üyeleri olarak birkaç web semineri düzenlemeye karar verdik. Toyota, ziyaretimiz sırasında Toyota’nın Yeni Küresel Mimarisi (TNGA) hakkında derinlemesine bilgi sunacağı konusunda bizlere söz verdi. Bu nedenle seminerlerden birinde Jim Morgan TNGA hakkında bir oturuma öncülük etti. TNGA gibi teknik meselelere ilaveten kültürel meseleler hakkında da derinlemesine bilgi edinme isteğimizden ötürü John Shook bizlere yardımcı olmak adına “Toyota’nın çifte hunisi” hakkında bir web semineri düzenledi. Bu aydınlatıcı fikri Planet Lean okuyucuları ile bu yazıda paylaşmak beni oldukça heyecanlandırıyor. Takip eden yazıda John’un sunumunun, okunabilirliği arttırmak adına, düzenlenmiş halini bulacaksınız.

Yalın düşüncenin “Japonlara has” olmadığı çoktandır kabul görmüş bir düşünce. 1984 yılında, UAW üyeleri ve General Motor’un Amerikan çalışanlarına Toyota’nın üretimini öğretmeye başladığımdan beri bu konu benim için bir kişisel mesele halini aldı.

Ancak yalın düşüncenin Japonlara has olmadığı gerçekte ne anlama geliyor. Öncelikle Sharp ve Toshiba gibi şirketlerin son yıllarda yaşadıkları sorunlardan görülebileceği üzere her Japon şirketin “yalın” olmadığı anlamına geliyor. İkincil olarak da başarılı yalın uygulamaların örneklerine, sadece Japonya’da değil, dünyanın dört bir yanında rastlamak mümkün (doğrusunu isterseniz LGN’yi bir arada tutan, yalın çalışmaların her yerde uygulanabileceğine dair olan inancımızdır).

Fakat yalının Japonlara has olmadığını söylemek, Japonlara dair hiçbir şey olmadığı anlamına da gelmiyor. O yüzden sizleri üzerine az düşünülmüş bu ikinci fikri keşfe çıkmaya davet ediyorum. Bunu yaparken de daha fazla soru sorarak gerçek bir Toyota tarzı ile yapalım. Kendimize sorabileceğimiz kritik soruları “Toyota Üretim Sistemi (TPS) Japonya’dan başka bir yerde oluşabilir miydi?” ve son olarak “Yalın düşünce hakkında Japonlara ait olan neler var?” şeklinde sıralayabiliriz.

Bu soruların üzerine eğilme çabam aşağıda göreceğiniz “Toyota’nın çifte hunisi” olarak adlandırdığım grafiğin şekillenmesinde etkili oldu. Grafik üç temel bölümden oluşuyor:

  • Sol huni kilit bileşenleri temsil ediyor. Bu bileşenler birleşerek Toyota tarzının oluşmasına öncülük ettiler.
  • Ortadaki sarmal Toyota Tarzının, TPS’nin, TPD’nin, TMS’nin ve yalın düşüncenin oluşumunu temsil ediyor. Bu oluşum sürecine yaklaşık olarak 1950 ve 1980 yılları arasında gerçekleşen kuluçka dönemi olarak da bakabiliriz.
  • Sağ huni ise, 1984’te NUMMI deneyi ile başlayan, dünya üzerinde yayılmış tüm bu bilgilerin yayılımını temsil ediyor.

Grafiği incelerken maddelerin tek başlarına arz ettikleri önemin yukarıda bahsettiğimizden üç fazdan daha az önemli olduğunu aklınızda bulundurun. Sadece seçim yapmak zorundaydım ve seçimlerim aslında özneller. Daha da önemlisi değişmekteler. Örnek vermek gerekirse sol huniye Max Weber yerine John Dewey’i dahil ettim. Aynı durum Elton Mayo – Mary Jo Follet ikilisi arasında geçerliyken Galileo yerine erken dönem bilim adamlardan başka bir ismi de rahatlıkla seçebilirdim. Yokohama Üniversitesi operasyon yönetimi profesörü Dan Heller, başlangıçta Peter Drucker’i unuttuğumu belirtti. “Her şeyi” tek bir grafiğe sığdırma konusunda kısa ama öz olma amacını güdüyorum. Yaptığım seçimleri savunurum yalnız bunun yeri burası değil, birkaç kadeh eşliğinde barda yapılan sohbet olmalı. Sol huniden alınması gereken mesaj Toyota’nın sisteminin yoktan var olmadığıdır. Aksine birçok etkinin sentezi ile meydana gelmiştir. Grafiğin de size gösterdiğini umduğum üzere Toyota yapbozunun her bir parçasının bol bol mazisi bulunmakta.

Yayılım hunisine şu ana kadar dahil ettiğim maddelerin sol huniye dahil ettiklerimden çok daha fazla tartışmaya açık olması olası bir durum. Sürekli şunu veya bunu neden dahil etmediğim soruluyor. Ayrıca grafik oldukça ABD merkezli (bunun için üzgünüm fakat kendimi savunmak adına şunları söyleyebilirim: son bir buçuk yüz yılda Japonya’daki gelişmelerde Japonya-Birleşik Devletler ilişkilerinin egemenliği hâkim oldu, genel olarak iş hayatında ve özel olarak Toyota’da bunun uzantılarını görebilmekteyiz). Toyota tarzının dünyayla karşılaşmasından bu yana, her gün gerçekleşen küçük uyarlamalar ve her on yılda bir gerçekleşen önemli değişimler ile, birçok şey meydana geldi. Grafikte yayılım hakkında konuşuyorum ancak aynı zamanda Toyota’nın temel mesajının seyrelip seyrelmediği konusunda düşünmeden de edemiyorum. Çeşitli düşünce tarzları ve yorumlar, Toyota tarzı ve yalın düşüncenin olumlu sistem gelişmeleri mi yoksa sapmalarını mı temsil ediyor? Yalın girişim yalın mı? Toyota’nın yaptığı bir şey değil fakat Toyota’nın farklı bir şekilde çalışması bir uygulamayı otomatik olarak gayri-yalın mı yapar? Ben öyle düşünmüyorum. Uygulamanın Toyota’nın temel görüşleri ile uyumsuz kritik görüşlere sahip olup olmadığını sormak burada daha uygun olur. Üstelik herhangi organik bir sistemde gerçekleşen mutasyonun iyi mi kötü mü olduğunu anlamak için zamana ihtiyaç duyduğumuzu unutmamak gerekir. Yalının geniş kitlelere ulaşmasının hem bir yayılım hem de bir seyrelme meselesi olduğuna inanıyorum. Seyrelmenin beraberinde yanılgıları da getirdiğini eklemek isterim. Bu durumda kuluçka döneminde geliştirilen düşüncenin, sistemin ve uygulamanın asıl amacından çok uzakta olan şeylerin danışmanlar tarafından “yalın” adı altında satılmasının yardımı önemli bir yer tutmaktadır.

Kuluçka sarmalının kendisine gelecek olursak içerisine daha fazla madde eklemek kolay olur. Bu bölümden alınması gereken mesaj Toyota’nın 1950’de hazırda var olan sağlam bir temelle iyi bir başlangıca sahip olması; kaizen ve başarısızlıklar, problem çözme, inovasyon ve sıkı çalışma ile eşsiz ve güçlü bir şekilde, birleşene kadar üzerinde durmadan çalışmış olmasıdır. (1980’lerde gedikli Toyota çalışanları ile gerçekleştirdiğim sayısız tartışmadan çok faydalandım ve hepsi 1950’leri şirketin bugünkü haline gelmesine sebep olan asıl zamanlar olarak tanımlamayı hiçbir zaman aksatmadı). Orta ve geç yetmişli yıllarda Toyota’nın sistemi oldukça olgunlaşmıştı. 30 yıllık bu kuluçka dönemini Japonya’nın, dış dünyadan gelen sayısız etkinin ithal ve rafine edilmesi ile Japon kültürünün birçok yönünün doğduğu 300 yıllık izolasyonuna benzetebiliriz.

 

John Shook

Çeviren

Mehmet Talha Kurt

CEVAP VER