Yaz Bitti Yeni İş Dönemi Başladı

0
1701

Değerli dostlarım,

Bu yıl hiç olmadığı kadar çok denize girdik. Bol bol kitap okudum. Bu arada Bodrum’un eşsiz güneşinden ve denizinden İngiltere’nin kuzeyine, Manchester’a, 4 günlüğüne gittim. Yaz ortasında yağmur ve serin hava eşliğinde, Yalın İnşaat konusunda Salford Üniversitesi’nde görev yapan arkadaşım Dr. Algan Tezel ile buluştum. Dr. Yusuf Yazıcı’nın da katılımı ile Yalın İnşaat konusunda Salford Üniversitesi olarak neler yaptıklarını yarım gün boyunca birlikte gözden geçirdik. Ertesi gün yine Salford Üniversitesi’nin organize ettiği Yalın İnşaat Uygulayıcıları Toplantısı’na katıldım. Bu iki programın üst üste gelmesi benim konuyu anlamam açısından yararlı oldu. Salford Üniversitesi Yalın İnşaat konusuna oldukça önem veriyor. Bu konu ile ilgili yazdığım raporu Yalın Enstitü Yönetim Kurulu ile paylaştım.

Manchester ile Salford adeta bitişik yerleşim alanları ve İngiliz Endüstri Devrimi’nin en önemli merkezlerinden birisi. Hep aklımda idi, bir gün Endüstri Devrimi ile ilgili mekanları dolaşacak ve bilgimi genişletecektim.

Nitekim Manchester’a vardığım saatten yoruluncaya kadar Manchester Endüstri Devrim Müzesini, Salford Üniversitesi Müzesini; sokakları, yolları, Manchester Belediye Binasını, Özel Yeni Gotik Müzesini ziyaret ettim. Victoria Çağı şehir yaşamı konusunda fikir sahibi oldum. Dünya’daki ilk Demiryolu İstasyon Binasını dolaştım. Manchester – Liverpool Demiryolu ilk kurulan demiryollarından birisi idi. Müzenin bir kısmını da ilgi ile dolaştım.

Dr. Algan ile Waterstone’s kitap evine gittik. Endüstri Devrimi ile ilgili çok değerli bir kitap; spor ve genetik araştırmalar, Victoria dönemi yaşam ve çalışma koşulları, ve Manchester Futbol Kulübü ile ilgili kitaplar satın aldım. Tatil bitinceye kadar The Industrial Revolutionaries 1776-1914 isimli tüm dünyadaki Endüstri Devrimi ile ilgili kitabı dipnotlarına kadar okudum. Birçok konu kafamda netleşti. Yalın İngiltere’deki Endüstri Devrimi ile yetinmeyip tüm dünyadaki endüstrileşme çabalarını büyük bir merak ile okudum. 1775-1851 yılları arasında İngiltere’nin tek başına olduğu sanayileşmeye Amerika Birleşik Devletlerinin nasıl dahil olduğunu ve 19.yüzyılın sonundan itibaren İngiltere’nin hakimiyetine son verdiğini ilgi ile okudum. Ayrıca Fransa’nın niçin ve nasıl geride kaldığını, Almanya’nın ancak 1850’lerden sonra yavaş yavaş, fakat sonradan hızlanarak devreye girdiğini öğrendim. 19.yüzyılın ortasında dağınıklık gösteren Almanya’nın hızla birliğini gerçekleştirirken başta kimya olmak üzere birçok alanda söz sahibi olmaya başladığını, İngiltere’ye rakip olmaya başladığını, ilgi ile okudum.

Ancak en çok Japonya’nın gösterdiği inanılmaz çaba dikkatimi çekti. Yalın Düşünce ile birlikte Japonya’ya büyük bir ilgi duymama rağmen Japonya’nın 1854-1868 arası dönemini çok iyi bilmiyordum. 1868 yılına rastlayan Meiji Restorasyonu ile Japonya’nın kendi kültürünü muhafaza ederken nasıl her yönde modernleştiğini, Sanayi Devrimi’ni 20 yıla sığdırabildiğini ve 1904-1905 Rus-Japon Savaşında nasıl Rus Donanması’nı denizin dibine gönderdiklerini büyük bir ilgi ile okudum. Demek ki 20 yılda Endüstri Devrimi’ni Japonya’da gerçekleştirmek mümkün olabilmiş.

The Industrial Revolutionaries kitabı, Daron Acemoğlu’nun muhteşem kitabı “Why Nations Fail”in İngiltere bölümünü yeniden okumama yol açtı. Bu eşsiz Endüstri Devrimi nasıl olmuş da Fransa’da değil İngiltere’de cereyan etmişti. Ayrıca Endüstri Devrimi ile birlikte Dünya’daki siyasi, sosyal ve askeri tablo radikal olarak dönüşmüştü. Türkiye ile ilgili kısmı, 1838 ile başlayan 1878 ile büyük bir bozgun olarak noktalanan dönemi bir başka açıdan düşünmeme de sebep oldu.

Salford Üniversitesine gittiğim gün Dr. Algan, Salford’un Endüstri Devrimi ile birlikte fabrikalaşmanın ve işçileşmenin yoğun olarak yaşandığı yer olduğunu, Karl Marks ve Frederick Engels’in geldiğini, 4-5 yıl Salford’da yaşayarak işçi sınıfında yaşananları bizzat yaşama ve görme fırsatını ellerine geçirdiklerini anlattı. Endüstri Devrimi sırasında teknik ve teknolojik değişim ile birlikte her türlü sendikalaşma, sosyalizm ve sosyal sorunlar da ortaya çıkmıştı. Bütün bu tepetaklak olmalar beraberinde siyasi, ekonomik ve sosyal oluşumlara da yol açtı. Neticede öncelerde hakim sınıf olan toprak sahipleri; aristokrat aileler, zenginleşen burjuvazi ve güçlenen işçi sınıfı karşısında tarihi gerileme sürecine girdiler. 1830 ile 1914 yılları, bugünkü modern yaşamın iyi ve kötü yöndeki bütün oluşumlarının tohumlarını da yeşertti.

Yukarıda açıklamaya çalıştığım Endüstri Devrimi’ne ilaveten spor yönetimi, spor tıbbı ve antrenman bilimi Tofaş SAS Kulübünü kurduğum 1974-1982 arasındaki aktif spor yaşamım sırasında büyük ilgimi çekmişti. Zira kurduğumuz Tofaş SAS Güreş Kulübü bir zamanlar Türk Serbest Güreşi’ni fiilen yönetiyordu. İddiamız da Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu çıkartmaktı. O zamanlar Rusya, Doğu Almanya ve Sovyet Bloku Ülkeleri güreşteki amansız rakiplerimizdi. Bir taraftan Tofaş Otomobil Fabrikası’nın Personel Müdürü olarak büyük sendikal, siyasi ve sosyal olaylarla boğuşurken; aynı zamanda sporda bu ölçüde iddialı hedeflerin peşinde koşmak için biraz çılgın olmak gerekiyordu. Bu dönem ayrı bir yazı konusu olmakla beraber yukarıdaki tıbbi konular son derecede ilgimi çekiyordu.

O yüzden spor ve genetik bilimi ile ilgili kitap çok ilgimi çekmişti. Bu kitabı da baştan sona dipnotlarına kadar okudum.
Bunun dışında internetten girişimcilik, inovasyon ve teknolojik dönüşüm konularında bir yığın makaleyi de okuma ve paylaşma imkanı buldum.

Değerli dostlarım, bu yıl eşim ile birlikte en uzun tatilimizi yaptık; ancak bir an bile kendimizi geliştirmeyi, yeni bilgiler edinme zorunluluğumuzu unutmadık.

Eminiz sizler de tatillerinizi benzeri şekilde dinlenerek, öğrenerek, yeni iş dönemine kafa ve vücut olarak hazırlanarak geçirmişsinizdir.

Yalçın İpbüken,

Sarıyer, 1 Eylül 2015

 

CEVAP VER