Yöneticilerimiz Çok Deneyimli! Peki Eksik Olan Ne?

0
961

Kendilerini Tanımak İçin Ne kadar Çaba Sarf Ediyorlar?

Hasbelkader dev bir uluslararası kurumun 2000’li yıllarında Türkiye’deki yatırımları için önem arz edecek prosesler alanında yöneticilik yapma şansına sahip oldum. Şimdi o yılları hatırladığımda o dönemlerin beni mesleki, sistematik ve yönetimsel anlamda ne kadar geliştirmiş olduğunu çok iyi anlıyorum. Tabiri caizse hem olumlu hem de olumsuz birçok tecrübe edindim. Kendisini rol model olarak kabul ettiğim çok başarılı bir yöneticim vardı. Şimdi o dönemi ve yöneticimi hatırladığımda bir kurumda üst düzey yöneticinin önemini çok daha iyi anlıyorum. Kendini çok iyi tanıyan, iletişimi çok güçlü, enerjik ve sürekli olarak motivasyonu hep yükseklerde olan bu yöneticimle kırılmadık rekor, ulaşılmadık hedef kalmadı. Tabii bu günleri anlatacak değilim bu yazımda. Firmalara yol arkadaşlığı yaptığım ve çok sık karşılaştığım kendilerini çok iyi tanımayan yöneticilerden bahsedeceğim biraz. Kendilerini tanıyamamaları yüzünden kurumun bu yöneticinin yeteneklerinden yeterince faydalanamamasından…

Bu noktada anmadan geçemeyeceğim çok değerli iki büyüğüm; Prof. Dr. Üstün Dökmen ve yine Prof. Dr. Acar Baltaş hocalarıma da gönül dolusu sevgilerimi iletiyorum. Meslek hayatımda kendilerinden çok çeşitli eğitimler alma şerefine nail olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Ömürleri bol olsun. Özellikle yöneticilik hakkında aldığım eğitimlerin içinde hep şu Johari Penceresi denilen şey vardı. Bu eğitimler sayesinde hayatım garip şekilde çok renklendi, kişisel gelişimim de şekillenerek günümüze kadar geldi. Ve şöyle bakıyorum da geçmişe, o dönemlerde Johari Penceresini keşfetmeseydim, çalışanlarıma tepeden baksaydım, kendimi ve çalışanlarımı iyi tanımasaydım bu başarılara imza atmam imkânsıza yakın olurdu. Bu noktada şunu da savunmalıyım ki aslında herkes biraz da kendini tanımak için çaba sarf etmeli. Öncelikle insanda bu yönde bir motivasyon olmalı. Her kim; hangi konumda, hangi meslekte olursa olsun bireysel olarak kendisini sürekli olarak geliştirmeli. Hele bir de bir kurumda yöneten kesimdeyse daha da fazla bu kişisel gelişime ihtiyaçları olacaktır. Yani önce motivasyonunuz olacak, sonra Johari Penceresi işe yarayacak.

Johari Penceresi Nedir?

Dört çerçeveden oluşan Johari PenceresiJoseph Luft (1916-2014) ve Harry Ingram (1916-1995) tarafından 1955 yılında geliştirilen bir modeldir. Bireyin kendini başkalarına açmaya, tanıtmaya, anlatmaya ne kadar istekli olduğu ile ilgilidir. Bireyin kendisi hakkında kendisinin bildikleri ve diğerlerinin bildikleri şeklinde iki boyutun kesişmesinden oluşmaktadır.

Açık Alan: Kişinin hem kendisi hakkında bildiklerini hem de diğerleri tarafından bilinen özelliklerini içermektedir. Bu alan genel olarak kolay gözlemlenebilir bilinçli hareket ve ifadeleri, kişinin anlatmaktan çekinmediği bilgileri kapsamaktadır. Ayrıca bu kişiler rahat, doğal, özgüveni olan, duygusal yeterlilikleri gelişmiş ve duygusal zekâları yüksek kişilerdir. Kazan-kazan yaklaşımını benimserler, iletişim ve empati yetenekleri gelişmiştir, insanların duygu ve düşüncelerine karşı açık fikirlidirler, paylaşımcı ve iş birliğine açıktırlar, farklılıkları ve çeşitliliği doğal kabul ederler.

Yöneticilerimiz Çok Deneyimli Peki Eksik Olan Ne copy

Kör Alan: Kişinin kendisinin bilmediği fakat diğerleri tarafından bilinen alanı açıklamaktadır. Kaygı, korku, kıskançlık duyguları bu alanda yer almaktadır. Kör alanı geniş olan kişiler iletişim engelleri oluşturur, zamanla kendileri engel halini alırlar. Baskın, otoriter yöneticiler, hiyerarşik yapıyı benimseyen insanlar daha çok bu özelliktedirler. Kör alanı geniş olan kişilerin duygusal yeterlilikleri sınırlıdır, bu kişiler için karşılarındaki insanların duyguları, düşünceleri önemli değildir.

Gizli Alan: Kişi tarafından bilinen ancak diğerleri tarafından bilinmeyen özellikleri içermekte, kişinin paylaşmak istemediği ve bilinçli olarak gizlemek istediği bilgileri kapsamaktadır. Bu alanı geniş olan insanlar kendilerini iyi kamufle ederler, içe kapanık bir yapıları vardır. Bu kişilerle iletişim kurmak zordur. Yapıcı eleştiri alır, fakat yapmazlar. Problemlerden çekinirler.

Bilinmeyen Alan: Kişinin hem kendisi hem de başkaları tarafından bilinmeyen özelliklerini içermektedir. Bilinmeyen alanı geniş olan kişilerin ne yapacakları kestirilemez. Birer kapalı kutudurlar. Bilinmeyen alanı geniş olan insanlar, davranış ve düşüncelerini gizlerler ve çatışmadan kaçınırlar.

Bunun yanında, yöneticinin astının yarı karanlık bölgesine nüfuz edebildiği ölçüde, onu daha iyi tanır ve yönlendirir. Bu bölgenin karanlık kısımları aydınlanmaya başladığında, daha önce tanıdığınız çalışanınızdan farklı bir çalışanla karşılaşabilirsiniz. Çoğu zaman, herhangi bir çalışanınızdan beklemediğiniz bir davranışla karşılaştığınız zaman, şaşırmanızın sebebi budur. Çalışan, yarı karanlık bölgesinin tesiriyle bir davranış göstermiş, onu açık ve yarı açık tarafıyla tanıdığınız için, gösterdiği davranışı beklenmedik olarak nitelemişsinizdir. Oysa her davranışın bir nedeni vardır. Bu davranışın nedeni de yarı karanlık bölgede saklıdır. 

Son Söz

Etkili bir iletişim süreci için Johari Penceresi nde yer alan “açık alan”ın genişletilmesi, “bilinmeyen alan”ın daraltılması gerekmektedir. Başka bir ifadeyle etkili bir iletişim, bireyin kendini açığa vurma derecesinin arttırılmasıyla mümkün olabilmektedir.

Tüm yöneticilerimizin, Johari Penceresini iyi anlayıp astlarına, çalışanlarına ve kendine uygulayabilen başarılı yönetici kervanına katılmaları yönündeki dileklerim ile birlikte herkese kolaylıklar diliyorum.

 

Sabri Deniz
Kıdemli Danışman

sabrideniz@lean.org.tr

 

CEVAP VER