Japonya’ya Yolculuk – 13-26 Eylül 2017 – Bölüm 2

0
243

İlk güzergâhım olan Nagoya’ya direkt uçuş olmadığı için bu sefer Seul üzerinden gitmemizi ofis olarak kararlaştırdık. Seul ve Güney Kore’yi hiç görmediğim ve uzun zamandır çok merak ettiğim için bu güzergâhta kısa da olsa bir zaman geçirmeyi kar saydım. Tav Şirketi’nin İş Geliştirme Üst Yöneticisi Eski dostum Bora İşbulan çok hoş bir jest yaparak beni Seul Hava Alanı’nda uçağın kapısında bir Koreliye karşılattırdı ve Nagoya’ya gitmek için uçağa girişi de bir eskort ile yaptırdı. Kendimi özel hissettirdi. Kendisine teşekkür borçluyum.

Seul Havaalanı hakikaten görülmeye değer birçok özellikleri taşımakta. Transit yolcuların hareket edebildikleri geniş alan son derecede iyi planlanmış, çok iyi organize edilmiş, alışveriş, yeme içme ve kültür mekânları ve yolcuların burada kısa da olsa Kore deneyimini en iyi şekilde geçirmeleri için yapılması gereken her şey yapılmış. Transit alanında Kore Modernizmi’ni, eriştiği yüksek teknolojik seviyeyi, uluslararası ticari zekâsını, hizmet kültürünü, tarihini ve kültürünü bu kadar iyi anlatmak mümkün olabilirdi, onu gerçekleştirmişler. Star Alliance üyelerine tahsis edilen CİP mekânı ise son derece iyi düzenlenmiş ve çok iyi hizmet sunmaktadır. Seul incheon airport Tour-video

Hele bir ara ana arterde yürürken karşılaştığım eski Kore Saray kıyafetleri giymiş ekiplerin geçit töreni ilgimi ve alakamı en üst düzeye çıkardı. Kore kökenli tarihi filmlerden çıkmışçasına Kore müziği eşliğinde Kore Hükümdarı ve eşine ait tarihi kostümleri içinde beraberlerindeki muhafız ve hizmetlileri ile birlikte kraliyet ailesi geçiş alayı o sırada orada bulunan herkesin ilgisini en üst düzeye çıkardı. Sorduğumda bu töreni her gün belirli aralarla tekrarlıyorlarmış. Başka bir mekânda bir Koreli Bayan Sanatçı Kore müziğini icra ediyordu. Transit alanında görsellik en üst seviyeye çıkmış, teknolojinin bütün imkânları en üst seviyede kullanılmış. Her taraf parıltılı, dev görsellerin, elektronik panoların her tarafı süslediği, en üst düzeyde reklam ve tanıtım yapıldığını görme imkânını buldum.

Türk Hava Yolları’nın, Havaalanı İşletmesi’nin ve TAV’ın dikkatine sunuyorum.

Uçağımız havaalanına zahmetsiz iniş yaptı, Yalın Enstitü’nün Study Mission için yıllardır kullandığı Nagoya Tokyo Oteli’ne gittim. Varışımdan bir iki gün sonra çevredeki tayfun etkisini Nagoya’ya da ulaştıracağı haberi televizyonlarda yayınlanınca Nagoya’ya gelen bütün uçak seferleri iptal edildi. Tam bir karmaşa oluştu. Bizim toplantımız için Nagoya’ya direkt uçuşu planlayan arkadaşım Cevdet Özdoğan dahil bir çok kişi etkilendi. Bu kişiler değişik güzergâhlardan büyük bir zahmetle Nagoya’ya gelebildiler. Nagoya Tokyo Oteli’ni 7 yıldır Study Mission toplantıları için kullanıyoruz; Lean Global Network toplantısını da bu otelde organize edilmesini sağladığımız için otelde oldukça itibarlı olarak karşılandım.

Nagoya’ya daha önce birkaç sefer gelmiştim. Bu sefer Buket ve Müzeyyen kardeşlerimin yardımı ile yaptığım araştırmada bir günümde Meji-Mura adı verilen Nagoya’nın dışıdaki Meji Mura Parkı’na gitmeye karar verdim. Bilineceği gibi Japon İmparatoru Meji Dönemi (1868-1912) Japon tarihinin en önemli olaylarının yaşandığı büyük bir toplumsal dönüşüm dönemidir. Meji Mura Parkı, dönemi en iyi şekilde yaşatabilmek için bizdeki Miniyatürk benzeri ama gerçek boyutta inşaa edilmiş bina ve mekânlardan oluşan, Japon modernizmi ile Japon gelenekçiliğinin iç içe geçtiği Meji dönemini yansıtan önemli yapılar, mekânların bire bir kopyaları, oluşturulmuş. www.meijimura.com/english

1923 yılında tanınmış Amerikalı Mimar Frank Lloyd Wright’ın yaptığı Tokyo’da inşaa edilen ve 1967 yılına kadar çalışan İmperial Otelin orta bölümünün bire bir kopyası burada inşaa edilmiş. Kullanılan inşaat malzemeleri ve iç mekân yerleştirmeleri bire bir gerçeğinin aynısı.  Bir gönüllü rehberle bu mekânı dolaştım bilgi aldım. Japonya’daki bütün tarihi mekânlarda bu gönüllü rehberlere rastlıyorsunuz. Emekli olmuş bay ve bayanlar evlerinde oturmak yerine bu tip yerlerde hizmet veriyorlar. Kendilerini iyi hissediyorlar mutlu oluyorlar. Bizim emeklilerimize de duyurulur.  Gönüllü olarak size tarihi, hazırladıkları dosyalardan da yararlanarak anlatıyorlar. Bu gönüllü rehberlere Tokyo’daki Edo Müzesi’ni gezerken de rastladım, çok yararlandım. Bir günde ancak gezilebilen bu park yeşillikler içinde ve bir gölün kıyısında zamanın tarihini, mimarisini, sanatını, kültürünü, eğitimini ele alan sosyoloji ve antrapolijik başarılı bir düzenleme olmuş. Döneme ait hemen her şeyi, her bilgiyi bulabiliyorsunuz. Kiliseler, Kabuki Tiyatrosu, hamam, bakkal, ilk ve askeri okullar, hapishaneler, yiyecekler, giysiler, hastaneler, ilk gazeteler,  yerel yönetim binası, eğlence mekânları… Kıyafetler ve mekânlar dönemi bire bir aksettiriyor.

Öğle yemeğini eski Japon usulü servis yapan bir Kasap dükkânın üst katında, yer sofrasında yedim. Japonya’da Japonların gittikleri mekânlara ayakkabı çıkarılarak giriliyor, Yerdeki minderlere bağdaş kurarak oturuyorsunuz. Bazı lokantalarda mekân özel olarak oluşturulmuş, ayaklarınızı mekân düzeyinin altına sallandırdığınız için rahat ediyorsunuz, eskilerde yediğimiz tepsi benzeri düzenlemelerde yemeklerinizi yiyorsunuz. Bazı lokantalarda yemek yemenin iyice zor ve zahmetli olduğunu da söyleyebilirim. Bu lokantadaki mekân, servis ve ortam zamanın koşullarını birebir aksettiriyor. Mekâna girmek için ayakkabılarınızı çıkartıyorsunuz,  Yerde özel mangalda seçtiğiniz eti kendi etinizi bir kısım sebzelerin eşliğinde pişiriyorsunuz. Ancak servis edilen et, Kobe eti veya o ayarda bir et. Benzerini başka bir yerde gördüğümü, yediğimi söyleyemem. Mekânı, benim yaşımdakiler özel araçlarla, otobüs veya tramvayla dolaşabiliyorsunuz.

Nagoya’da başka bir şeye vaktim kalmadı ancak son iki seferdir otelin civarındaki büyük binaların altlarında gençlerin kızlı erkekli toplandıklarını binaların civarındaki girişlerde müzik eşliğinde saatlerce break dansı provalarını yaptıklarını, büyük dikkat ve enerji sarf ettiklerine dikkat ettim.

Meji-Mura ile ilgili internet bilgilerini ve fotoğrafları ilgili adreste bulabilirsiniz. www.meijimura.com/english

Japonya ve Japonların Temel Değerlerini, Ruhunu Kyoto’da bulabiliyoruz. “Japon Ruhu/soul of japan” kitabının yazarı, temel değerlerin tam göbeğine “harmoniyi” yerleştirmiş.

Nagoya şehri ve vilayeti çevresinde büyük bir endüstriyel yoğunluk oluşmuş, sanayi faaliyeti hayata geçmiş,  Japon Endüstrisi’nin eriştiği teknik ve teknolojik boyutu Nagoya’da görmek mümkün. Tokyo’da Japonya’nın Ticari, Finansal ve teknik ve teknolojik boyutunu görebiliyorsunuz. Geçen senelerde arkadaşlarım Nagoya Sanayi Odası’na gittiler, broşür ve bilgileri getirdiler. Nagoya’da muazzam bir endüstriyel kuşak oluşmuş. Bunda Toyota’nın oynadığı çok önemli bir rol bulunuyor. Toyota’nın önemli fabrikaları ve tedarikçilerine ait fabrikaları önemli sayılara erişiyor. Otomotiv dışında Robotik, Makine, Optik ve diğer sanayilerin yaygın bir şekilde bulunduklarını görüyoruz. Toyota Genel Müdürlüğü, Fabrikaları, Araştırma ve Mühendislik Merkezleri, Lojistik Merkezleri,  Müzeleri Toyota City içinde kurulmuş.  Toyota City adını taşıyan bölge ile Nagoya zaman için bütünleşmiş.

Kyoto’yı geçmişte birkaç defa ziyaret ettim. Hala tam anladığımı söyleyemem. Ancak bu sefer biraz daha bilgimin arttığını düşünüyorum. Kyoto Edo döneminde İmparatorun yaşadığı mekân. Çok sayıda Zen Budizm ve Shinto Tapınağı var. Her yerde ansızın karşınıza çıkabiliyor. Kyoto Amerikalıların II. Dünya Savaşı’nda bomba yağdırmadığı tek şehir. Bu yüzden binaları özgün yapılar. Japonya’nın bütün diğer şehirleri ise günlerce yangın bombaları ile yakılmış yıkılmış. Japon şehirleri adeta küllerinden yeniden doğmuş.

Kyoto’da bu sefer iki yeri gezdim. Birinci Nishiki Yiyecek Pazarı. Burası Kyoto’nun eski pazarı. Kyoto halkı buradan günlük yiyecek ihtiyacını karşılarmış. Bugünlerde bu pazar bizim Eminönü, eski Mısır Çarşısı, Tahtakale ve çevresindeki gibi kilometrelerde uzayan küçük dükkânların yer aldığı, her türlü yiyecek maddesi, et ve çeşit çeşit balık ve deniz ürünlerinin satıldığı, yendiği yer. Her türlü yiyecek satılıyor. Yiyecek ve sushi dükkânlarında taze yiyecekleri ve balıkları ve deniz ürünlerini tadıyor veya karnınızı doyuruyorsunuz. Bu mekânı, çevresini, önemli ve tarihi caddesindeki binlerce dükkânın önünden geçtiğimiz caddeyi baştanbaşa arşınladım. Nishiki Market bittikten sonra Yasaka Shito Tapınağı’na gittim ve tarihi Gion Caddesi üzerindeki sağlı sollu dükkânların vitrinlerini seyrederek otelime geldim. Yol üstündeki Kyoto Central oteli çok uygun ve alışveriş merkezinde olması gidiş gelişlerimi kolaylaştırdı. Otelin hemen karşısındaki alışveriş merkezinden siparişleri aldım.

Ertesi günü yerel bir rehberin eşliğinde Nijo Kalesini, Shogun’un Kyoto’ya gelip imparatoru ziyaret ettiğinde kullandığı resmi ve şahsi ikametini ziyaret ettim. Rehberden bilgi aldım. Zen Budizmi ve Shitoizmin etkilediği birçok önemli sanat eserinin, tabloların yer aldığı bu kale, görülmeye değer özellikler taşıyor.

Kyoto deyince akla Kyoto’un Zen Bahçeleri geliyor. www.kyotozengardens.  Bu sefer bu özel bahçeleri ziyaret edemedim. Yasaka Tapınağının bahçesi ile yetindim.  Ancak daha önceki gezimde Kyoto’yu eşim ile ziyaret ettiğimizde Panosonic Şirketi’ni kuran Konusuka Matsushita’ın milli kültür mirası olan evini ve Zen Bahçesi’ni www.konusukamatsusihtazengarden.  resmi merasim ile gezmiştik. Bu ziyareti bir başka yazımda sizlere anlatmak isterim. Bu bahçeyi ve evi ancak özel izin ve özel merasim ile gezebiliyorsunuz. Fotoğraf çekmiştim ancak fotoğrafları yayınlamamam rica edildiği için bugüne hiçbir yerde yayınlamamıştım. Belki yazacağım yazıda bir iki fotoğrafa yer verebilirim. Kyoto’nun Zen Bahçelerini anlatan kitaplar da mevcut. Bir ikisine sahibim. Bu bahçeler Zen Budizm düşüncesini yansıtan estetik ve güzellik anlayışının en üst noktasında yer alıyor. İnsan bakmaya kıyamıyor, o kadar güzel o kadar etkileyici.

Yalçın İPBÜKEN

CEVAP VER