Yalın Düşünce’ yi ve Yapılan Uygulamaları Görmek için Barcelona’ ya Seyahatim

0
1255

İspanyol Yalın Enstitüsü’ nü ziyaret etmek, yapılan bazı Yalın Dönüşüm çalışmalarını yerinde görmek için iki hafta önce 4 günlüğüne Barcelona’ ya gittim.

İspanyol Yalın Enstitüsü’ nün başkanı genç arkadaşım Oriol Cuatrocasas Yalın Global Network 1içinde kendisini başarılı çalışmaları ve samimi kişiliği ile gösteren bir kişidir. Barcelona benim birkaç defa gittiğim ve her seferinde yeni bazı güzelliklerini ve özelliklerini keşfettiğim bir akdeniz şehridir. İnsanları neşeli, sokakları dolduran, yabancılara dostça davranan ve dünya modernizminin birkaç merkezinden birisidir. Bu sefer ki gidişimde Antonio Gaudi’ yi ve dünya harikası mimari eserlerinin bir kaçını dolaşma fırsatını da buldum. Sagrada Familia Kilisesi’ nin yıllarca devam eden yapımının artık sonuna geldiğini gördüm. İnanılmaz derecede görkemli ve değişik olan bu yapıyı görmek gerekiyor. Antonio Gaudi’ nin mimarlığını yaptığı Pedrera isimli bina benim kaldığım otelin hemen arkasına düşüyordu. Binanın tepesindeki mimari özellikteki bacalar kaldığım odanın camından gözüküyordu.

Antonio Gaudi mimari eserlerini zamanın en önemli Catalonia milliyetçisi  zengin sanayicilerinden Eusebi Güell’ in mali desteği ve eserleri sahiplenmesi ile gerçekleştirebilmişti. Her iki kişi birbirleri ile çok yakın fikirlere ve siyasi eğilimlere sahiptiler.  Park Güell , Güell’ in evi (Palau Güell), Casa Batllö, Pedrera Binası (Casa Mila) ve Colonia Gruell bu birlikteliğin ürünleriydi.

Ben bu yazımda daha çok Yalın Düşünce ve uygulamalarına odaklanacağım. Ziyaretimin son günü ile ilgili yazımın en sonunda Eusebi Güell ve Antonio Gaudi’ e ve Colonia Gruell dolayısıyla bu sefer Yalın Düşünce’ ye değineceğim.

Oriol kardeşim ile kalite bir zaman geçirdim. Bir çok konuyu konuştuk. Yalın Enstitü uygularımız konuşmalarımızın odak noktası idi. Ancak zaman zaman başka bir çok ortak noktaya temas etme fırsatı bulduk.

Oriol bana Barcelona ve Catalonia tarihini anlattı. Bilmediğim birçok ayrıntıya temas etti. Beraber olduğumuz ilk gün kısa süreli de olsa, modernizm yapılarının bir kısmını dolaştık. Binaların her birisi hakkında ayrıntılı bilgiler verdi. Belli ki üniversite yıllarında bu konuda eğitim almışlar. Pedrera, Battlö binaları hakkında bilgi verdi. Modernizmin çok derinlerdeki köklerinden esinlenerek ortaya konan bir mimari akım olduğunu, binaların her birisinin önemli bir kök hikayesi olduğunu anlattı.

Oriol ile ilk olarak Hospital Clinic’ in Acil Hastanesi’ ni ziyaret  ettik. Tıp Fakültesi ile aynı mekanı paylaşmalarına rağmen farklı yönetimlerinin olduğunu öğrendim. Tıp Fakültesi, öğrencilerin ve araştırmacıların ve akademisyenlerinin pratik ihtiyaçlarını karşılıyor, Tıp Fakültesi de doktorlarını hastane hizmetleri için görevlendiriyorlar. Yani Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma misyonunu yerine getirirken ilk görevi olarak hasatanede hasta hizmetini yerine getiriyor. Bu suretle hiçbir ana görev diğerinin üstüne çıkmıyor.Bu uygulama, bizim üniversite hastanelerimizde de benzeri bir yönteme baş vurmanın zamanının gelip geçtiğini düşündürttü.

Acil Hastanesini bir başka Yalın Uygulamalar yapan hastanenin acil bölüm yetkilileri ile birlikte dolaştık, bilgi aldık. Ziyaret eden hastaneye de Yalın Enstitü’ nün hizmet verdiğini memnuniyetle öğrendim. Her iki hastane yetkilileri birbirleri ile rahat bir bilgi paylaşımı yaptılar ve İspanyol Yalın Enstitü’ den övgü ile söz ettiler.

Öğrendiğim diğer önemli bilgi, acil hastanesinin yönetim olarak bağlı oldukları vakfa doğrudan bağlı olmaları idi. Dahası, Acil Hastanesi her türlü kararı kendisi alıp Vakıf Yönetimi ile paylaşıyor. Yalın konusunda böyle olmuş, kendileri uygulama kararı almışlar ve vakıf yönetimine bildirmişler.

Acil Hastanesinde uzun bir zaman geçirdikten sonra Yalın Enstitü’ nün birlikte çalıştığı Kafe/Fırın 365 şirketinin idare merkezini, örnek Cafe ve Cafe içindeki Fırını, daha önce 2beraber olduğumuz acil yöneticileri ile birlikte ziyaret ettik. Mal sahibi dahil bütün üst yönetim eksiksiz bizi bekliyordu.  Detaylı bilgiler aldık.  Ben daha önce bu Cafe Fırını Yalın Zirve’ deki sunumlarından tanıyordum. Yöneticilerden derinlemesine bilgi aldıktan sonra Cafe Fırını dolaşmaya başladık ve çalışanlardan tek tek bilgi aldık. Personelin bilgi ve katılımından etkilendim. Oriol kardeşimizin burada da çok iyi işler yaptığını gözlerimle gördüm kendisi ile iftihar ettim. Bu arada Barcelona’ nın bir cafe ve ekmek cenneti olduğunu gördüm. Her sokak her caddede birçok çeşit kafe fırına rastladım. Bu arada Tapas lokantasına da gittiğimi ifade etmeliyim. Buranın halkının evlerinde yemek yemediklerini gördüm. Herkes günün saatine ve kesesine göre dışarıda karnını doyuruyor. Bu kafe Fırınlar  ile ilgili bir çok fotoğraf çektim. Konuşma sırasında Barcelona’ nın en iyi ekmek yapan firmasının Baluard isimli bir firma olduğunu öğrendim. Ertesi gün otelime giderken tesadüfen  Baluard ismi ile karşılaştım. Benim otelin 50 metre ilerisinde Otel Baluard’ ın altında cadde üzerinde imiş. Ertesi gün ve sonraki 3 gün sabah kahvaltılarımı orada yaptım.  Hayatımda bu kadar lezzetli sandviç yememiştim.

Kafenin kalabalıklığı Pazar günü bile caddeye taşıyordu. O kadar popüler o kadar lezzetli o kadar sanatkar işi.

Perşembe akşamı Porte Siete denilen Barcelona’ nın en ünlü balık lokantasında akşam yemeği yedik. Bu lokantaya İspanya Kralı dahil bütün ünlüler gelirmiş. Lokantada önceden reservasyon yapmak gerekiyor. Akşam yemeğine Oriol’ un babası Prof. Luis’ de katıldı.

Cuma sabahı turisme devam ettim. Öğleden sonra WestRock isimli Plastik Enjeksiyon ve Montaj Fabrikası’ nı ziyaret ettik. Hayatımda bir çok proses üretim tesisi gördüm. Ancak bu gördüğüm tesisin eriştiği seviye beni şaşkına çevirdi. Yalın Düşünce’ nin bütün unsurlarının yer aldığını memnuniyetle gördüm. Mikron küçüklüğündeki plastik parçaların üretimi ve montajında gösterdikleri kalite ve seviye bana yeni hedefler gösterdi.

Cumartesi günü daha önce kararlaştırdığımız üzere Barcelona-Malaga lig maçına gittik. Sabah3 kahvaltısını Baluard Cafe Fırınında  yaptıktan sonra eski şehrin en önemli semti Rambla’ ya gittim. Barcelona’ ya gidip de Rambla’ ya gitmemek olmazdı. Ama daha önce eski şehirde eski kadredalı gezdim,. yürüyerek Ramla Caddesi’ ne gittim. Kolomb Sütünu’ na kadar yürüdüm. Eusebi Güell’ in tarihi evini dolaştım. Evin içi evin mimarisi kadar önemli demirci, mobilyacı, döşemeci sanatkarların yaptıkları eserlerle dolu idi.

Cumartesi günü büyük gün geldi. Saat 15 civarında otelde buluştuk. Belirli bir noktaya kadar araba ile gittikten sonra yürüyerek bütün halk gibi Nou Camp Futbol Stadyumu’ na zor bela vardık. Açık tribünün tepesine doğru olan yerimizi aldığımızda Barcelona seyircisi selamlamayı ve marş söylemeyi bitirmişti. O sahneyi kaçırdığımıza üzüldüm. Buna da benim her tarafın fotoğrafını çekme arzum sebep oldu. Yeni Stad ismi zamanında verilmiş, stadın ilk açıldığında bulunamayan isim yerini Yeni Stad’ a bırakmış kalmış. Nou Camp şehri içinde seyirciler aileler…Dede, oğlu, kızı ve torunları ile birlikte maça gidiyorlar. Her birisi Barça markası bir şey taşıyor. Müthiş bir stad. Bu maçta Arda’ yı oynarken görmek beni heyecanlandırdı. Arda takımın en iyilerindendi. Ancak rakip her türlü çabayı göstererek beraberliği koparmayı başardı. Bu maçta Messi, Suarez ve İgnacia’ ın oynamaması benim için bir talihsizlikti.

Arkadaşımdan Barcelona ile ilgili bir takım yeni bilgiler edindim. Barcelona’ ya gelmeden önce Barcelona Futbol Takımının özgün yönetimi ile ilgili iki önemli kitap okumuştum. Ancak “Barça; More than Futbol” ifadesinin nereden geldiğini öğrenme imkanını bulduğuma seviniyorum. Barcelona Futbol Takımının öyküsü bizi çok önemli tarihi olaylara götürüyor.

Barcelona Futbol Takımı’ nın dünyanın her tarafından 100 bin civarında üyesi bulunuyor. Hep aklımı kurcalayan bir nokta vardı. Bu 100 bin üye nasıl oluyor da kulübün etkin yönetimine katkıda bulunabiliyordu. Arkadaşımın açıklamasına  göre Kulüp 100 bin üye arasından kura ile 500 kişiye kulüp genel kurulunda belirli bir süre görev yapmasını teklif ediyor ve kabul edenler kulübün genel kurulunu oluşturuyor. Bütçe ve benzeri önemli kararları oyluyor ve karara bağlıyordu.

Spor yönetimi ile uğraşanların Barcelona Kulüp yönetimi konusunu ele alıp adeta bir doktora 4çalışması yapmasında büyük yarar bulunmaktadır. 100 bin üyenin bulunduğu bir kurumdan bu kadar etkin yönetim nasıl çıkıyor bunun araştırmaya değer bir konu olduğuna inanıyorum. Bu yazıyı okuyan arkadaşlarım yadırgamasınlar ama ben Türk Sporu adına Barcelona’ nın çok iyi anlaşılmasına büyük önem veriyorum.

Nihayet dönüş günü geldi. Oriol’ un teklifi üzerine sabah saat 11.00’ da buluştuk Oriol 2 küçük sevimli çocuğu ve eşi ile gelmişti. Dönüş için havaalanına gitmeden önce Barcelona yolculuğumun en önemli sürprizi ile karşılaştım. Oriol ailesi beni Colonia Güell’ e götürdüler. Colonia Güell 1890 yılında Güell’ in tekstil fabrikasında çalışan işçileri için özel bir yaşam alanı oluşturma kararı ile Antonio Gaudi tarafından tasarlanmış, mimari planları yapılmış ve onun nezaretinde inşaa edilmiş bir küçük kasaba. Kasabayı baştan sona dolaştık. Gördüğümüz manzaraya inanamadım. Her bir işçi ailesi için tasarlanan bina bir diğerine dışarıdan benzemeyen büyük bir estetik güzelliği olan binalar ve sokaklardan oluşmaktaydı.  Modern bir kasaba için her şey düşünülmüş. Toplantı, eğlence, yemek mekanları, kooperatifler, okul, tıp merkezi ve doktorun evi ve bir Gaudi harikası olarak kilise. Sanayi Devrimi beraberinde birçok sosyal görüşü ve akımı ortaya çıkartmıştı. Bunlardan birisi de İngiliz Sanayicisi  Robert Oven’ in sosyal görüşünü yansıtan işçiler için özel koloniler oluşturma fikri idi. Güell Kolonisi’ nin bu fikriyatın en önemli örneklerinden olduğunu düşünüyorum.

Yalın Düşünürler olarak bizlerin insan konusuna yaklaşımımız diğer endüstriyel yaklaşımlardan önemli farklılıklar göstermektedir. Bizler insanın bütün benliği ile işine kendini adayabilmesi için her türlü korku ve üzüntü kaynaklarından kurtulmasına inanıyoruz. Aynı düşünceyi Edward Deming’ in de öne sürdüğünü “Krizden Çıkış” kitabında korkunun yok edilmesini önemli bir kural olarak öne sürdüğünü biliyoruz.

Koloni Güell 19. yüzyılın sonunda bu ideali büyük ölçüde gerçekleştirdiğini görmekten büyük mutluluk duydum. Doğrusu Barcelona’ ya ziyaretimin bir çok kazanımları oldu ancak Koloni Güell bu kazanımların en üstünde yer alıyor.

Kalın sağlıcakla,

Yalçın İpbüken

(Barcelona’ dan kendi çektiğim bir kaç kare…)

CEVAP VER