Yalın ile Tanıştığım Günden Bugüne

0
1202

Yalın üretim kavramı ile ilk olarak “Operations Analysis And Design” dersimi alırken tanıştım. Biz endüstri mühendisliği öğrencilerine bir kulak dolgunluğu vermek amacı ile hocalarımın kısaca bahsettiği yalın üretim felsefesi, benim hafızamda bir Toyota üretim sistemi olması, ‘U’ şeklinde ki üretim alanlarını işaret eden ve iş adımlarını basitleştirmeyi hedefe koyan bir sistem  olarak yer edindi. Derslerimizde yalın üretim felsefesinin üzerine çok düşülmemesi bana yalın üretimi sınırlı ve sıradan bir uygulama olarak tarif etti. Bu düşüncemin çok yüzeysel ve yanlış olduğunu yaz stajımı yaptığım Ford Otosan’da anladım.

Ford Otosan Gölcük Fabrikası Montaj Alan Müdürlüğü çatısı altında tamamladığım yaz stajımda, stajın ilk gününden başlayarak yalın üretim, yalın düşünce ve yalın uygulamalar gibi tabirler ile karşı karşıya kaldım. Kaizen adı verilen projelerinin olduğunu, yalın uygulamalardan sorumlu bir ekiplerinin olduğunu ve mühendislerin biz stajyerlere hep yalın felsefenin ne kadar önemli ve gelecek için doğru olduğunu aktarmasıyla yalın felsefe ilgimi çekti ve araştırmaya başladım. Ford’da görsel fabrika, SMED projeleri ve değer akışları hakkında bilgi sahibi oldum. Stajım süresince bir SMED projesinde aktif yer aldım ve bu proje ile hattaki işçilerin proseslerini değer katan ve değer katmayan olarak sınıflandırdıktan sonra zaman, ergonomi ve süreç başlıkları altında iyileştirmeler yapmayı grubum ile beraber hedefledim. Ford Otosan bana yalın yaklaşımın gücünü tanıma ve fiziksel olarak görme şansını verdi.

Yalın üretim felsefesini tanımam ve bu konuya merakımın uyanması ile beraber Türkiye’de bu sistemin temsilcilerini ve uygulayıcılarını araştırdım. Öncelikle Türkiye’nin sayılı büyük firmalarının yalın üretim felsefesine geçmek için yatırımlar yaptığını gördüm. Yalın üretim sisteminin Türkiye için yeni ve geleceğin üretim sistemi olacağına inandım. Daha sonra Yalın Enstitü karşıma çıktı ve sitesini inceledim. Ciddi bir altyapı ile yalın düşünceyi Türkiye’ye yaymak isteyen tecrübeli insanlardan kurulmuş bir kuruluş olduklarını ve Türkiye’deki çeşitli sanayi kuruluşlara destek verdiklerini okudum. İlk olarak Yalın Enstitü’yü sadece bir danışmanlık firması olarak algıladım ama; Enstitü adı kafamı karıştırıyordu. Yalın Enstitü’nün aynı zamanda bir eğitim bacağının olması, yayınlarının olması ve seminerler düzenlemesi bana neden ‘Enstitü’ adını verdiklerini açıkladı. Sadece ticari bir kuruluş olmadığı, kuruluş amaçları gereği bilgiyi eğitimler sayesinde herkes ile paylaştıklarını ve olabildiğince yalın düşünceyi insanlara temelden aşılamak isteyen bir Enstitü olduklarını gördüm. Yalın Enstitü tecrübelerini uygulayıp işin mutfağını kendilerine saklayan bir kuruluş değil; tam tersine firmalara işin mutfağını anlatıp onları yalınlaştıran ve yalının firmalardaki bağımsız sürekliliğini hedefleyen bir kuruluş.

Çok merak ettiğim ve tanışmak istediğim Yalın Enstitü ailesiyle 2017 Mart ayında tanışma fırsatı buldum. Bir arkadaşımın da desteği ile Yalın Enstitü yönetim kurulu başkanı Sayın Yalçın İpbüken ile iletişime geçme fırsatım oldu. Yalçın Bey’e yalın düşünceye olan ilgimden ve merakımdan bahsettim. Yalının üstüne gitmek istediğimi, ileride yalın düşünceyi benimsemiş bir mühendis olmak istediğimi anlattım. Yalçın Bey benim her cümleme değer verdi, benim gibi gençlerin arkasında olduğunu ve bana yardım etmekten mutluluk duyacağını aktardı. Bunun üzerine Yalçın Bey benim ile yüz yüze görüşmek istediğini ve Yalın Enstitü ‘ye bir tanışma toplantısına gelmemi istediğini belirtti. Ben de çok geçmeden tanışma toplantımız için Ankara’dan İstanbul’a geldim. Oldukça verimli ve efektif geçen tanışmamızda Yalçın Bey’in bana işlerinin arasında 3 saatten fazla zaman ayırması, yalın hakkındaki bilgilerimin yanı sıra hobilerim, eğitim geçmişim ve gelecek planlarım olmak üzere birçok konu hakkında sorular sorması ve hepsini defterine not alması beni çok etkiledi. Yalçın Bey’in gençlere verdiği değeri görmemin yanı sıra, not tutmanın ve kalıcı bir veri yaratmanın önemini gösterdi bana toplantımız. Buna paralel olarak ben de kendime bir not defteri edindim ve artık her tecrübemi ve not alınması gerektiğini düşündüğüm bilgileri yazıya döküyorum. Toplantımızda Yalçın Bey’e Yalın Enstitü ‘de 1 ay staj yapmak, yalın ailesinden tecrübeler edinmek istediğimi söyledim. Yalçın Bey bu fikrime sıcak baktı ancak; staj öncesi tamamlamam gereken bazı önkoşullara dikkatimi çekti. Öncelikle benim yalını anlamama yardımcı olacak kitaplardan ilk etapta ‘Yalın Düşünce’, ‘Yalın Çözümler’, ‘Görmeyi Öğrenmek’, ‘Öğrenmeyi Yönetmek’ ve ‘Toyota By Toyota’ kitaplarını okumamı istedi. Bir ikinci beklentisi ise benim Enstitü ‘de teorik bilgileri almadan önce bir saha tecrübesi almamdı. Kendisi teorik bir eğitimden önce sahada yalın uygulamaları görmemin yalını anlamam için çok faydalı olacağını ve benim için daha doğru bir başlangıç olacağını aktardı. Bunun üzerine Enstitü’nün yoğun bir şekilde çalıştığı Erkunt A.Ş firmasında bir staj yapmamı önerdi. Bunlara ek olarak Yalçın Bey Çorum’da yürüttükleri kümeleme projesinden bahsetti. Çorum’daki birçok fabrikaya hizmet verdiklerini ve yalın üretim felsefesini oturttuklarını belirtti. Çorum’daki büyük değişimi görmem için Yalın Enstitü ailesinden Engin Özücan Bey ile anında iletişime geçti ve benim oraya yalın uygulamaları görmek için geleceğimi aktardı. Yalçın Bey benden ne istediğini net bir şekilde ifade etti ve bende bu doğrultuda ilerleyeceğime söz verdim.

Tanışma toplantımızın ardından sorumluluklarıma ‘Yalın Düşünce’ kitabını okuyarak başladım. Kitabı bitirdiğimde değer kavramını, değer akışının ne demek olduğunu, mükemmelliğin neden bir hedef olduğunu, israfı (Mudayı) önlemenin ana yalın felsefesi olduğunu ve çekme üretim sisteminin yalın üretimle olan bağlantısını öğrendim. Kitap bu konu başlıklarını çeşitli firmaların gerçek hayattan edindiği tecrübeleri örnekleyerek betimliyor. Bu örneklerden benim en çok ilgimi çeken ve en çok aklımda kalan Porsche AG örneği oldu. Başarılı bir şekilde spor otomobil üreten ve kar eden Porsche, 1970’lerin sonlarında petrol krizi ve Amerikan Doları’nın Alman Mark’ı karşısında satın alma gücünün düşmesi sonucunda otomobil satamaz hale geliyor ve 1990’ların başına gelindiğinde zarar eden bir firmaya dönüşüyor. Porsche’nin 1990’lardan sonra toparlanmasını sağlayan ve günümüzde çoğu otomobil firması %8 kar amaçlarken Porsche’nin %17 kar ile otomobil satmasını sağlayan etken yalın üretim etkeni oluyor. Porsche’nin 1990’ların başında Japonlardan aldığı yalın destek onları şuan Avrupa’nın en yalın işletmelerinden bir tanesi yapmış ve günümüze baktığımızda Airbus firmasının Porsche’den yalın destek aldığını görüyoruz.

Okumalarıma ‘Görmeyi Öğrenmek’ ve ‘Öğrenmeyi Yönetmek’ kitapları ile devam ettim. ‘Görmeyi Öğrenmek’ kitabında, ‘Yalın Düşünce’ kitabına göre daha spesifik bir konuya değiniliyor. Değer akışı haritalama yöntemini konu alan kitap mevcut durum haritası çizimi, yalın değer akışının nasıl olması gerektiğini, gelecek durum haritası çizimini ve anahtar detayları vurguluyor. Bu kitap sayesinde israfı engellemenin somut örneklerinden bir tanesini daha tanımış ve anlamış oldum. ‘Öğrenmeyi Yönetmek’ kitabında ise A3 formatının nasıl bir şey olduğunu, Gemba Walk’un nasıl uygulandığını, Kök-Neden Analizinin önemini, karşı önlem mekanizmasını ve küme tabanlı karar vermenin nasıl uygulandığı anlamış oldum. Bu kitaplardan edindiğim bilgiler birazdan anlatacağım Erkunt A.Ş ‘de yaptığım staj boyunca benim yapılan işleri daha iyi ve çabuk anlamamda ve adapte olmamda çok katkı sağlandı.

Okulum bittiğinde ise 1 hafta geçmeden Erkunt A.Ş ‘de stajıma başladım. Döküm ve işleme konusunda sektöründe lider olan firmalardan biri olan Erkunt A.Ş yalın üretimi hedefleyen ve hızla yol alan bir firma. Dört kişilik bir Yalın ekibe sahip olan firma Kaizen konularını belirliyor, aksiyonlar alıyor ve uygulatıyor. Yalın Enstitü ailesinden haftanın 4 günü Cevdet Bey başta olmak üzere Kürşat Bey, Yüksel Bey ve Ali Kemal Bey önderliğinde yalın felsefeyi gün geçtikçe özümseyen Erkunt, yalın düşünce sayesinde her türlü israflarından bir bir kurtuluyor. Erkunt A.Ş yalın ofis stajımın ilk evresinde Yalın Enstitü’nün eğitim kitapçıklarını tek tek okuyarak başladım. Bir fikir edindikten sonra Yalın Ofis’ten Birgül Hanım ile bir maça makinasının sandık değişimi prosesinin Kaizen projesine başladık. SMED projesi halinde ilerlediğimiz projede video analizinin ardından israfları belirledik, iç ve dış prosesleri ayırdık, değer katan ve katmayan adımlara baktık ve bunlar neticesinde fabrikanın bakım, ürün geliştirme, temizleme ve iş güvenliği yetkilileri ile aksiyonlar almaya başladık. Aldığımız aksiyonların bir kaçına örnek vermek gerekirse; kum sandığının yer iyileştirilmesi, üfleme kafasının mıknatıs ile ayrılma yerinin görsel olarak belirlenmesi, maça getirme aparatının bir maça yerine birden fazla maça tipine hizmet verecek şekilde tasarlanması ve iki operatörün iş dağılımlarının yapılması aldığımız ve alınmayı bekleyen aksiyonlardan bir kaçı. Proje hedefimiz her SMED projesi gibi minimum %50 iyileştirmeyi yakalamaktı ve Eylül’de bitecek olan projenin hedefine ulaşacağına inanıyorum. Projenin dışında özellikle Yüksel Bey ve Ali Kemal Bey’in Erkunt’a geldiği günlerde yanlarından hiç ayrılmamam onların hareketlerine ve yaklaşımlarına dikkat etmem ve sorular sormam bana yalın yaklaşımlar konusunda çok faydalı oldu. Yılların verdiği Toyota’dan edindikleri yalın tecrübeleri onların ağzından duymak ve görmek benim için çok değerli bir fırsat ve şans olduğunu düşünüyorum. Tekrar Cevdet Bey’e, Kürşat Bey’e, Yüksel Bey’e ve Ali Kemal Bey’e bana ayırdıkları zamanları, ilgileri ve öğrettikleri için çok teşekkür ederim.

Erkunt A.Ş stajım devam ederken Yalçın Bey’in benim için iletişime geçtiği Çorum Yalın Enstitü temsilcisi Engin Özücan Bey’e Çorum’a bir ziyaret yapmak istediğimi anlatan bir e-posta gönderdim. Engin Bey 29 Haziran tarihinin onun için uygun olduğunu ve beni yalın uygulamaların yapıldığı 3 fabrikaya götürüp gezdirebileceğini söyledi. Bu fırsatı iyi değerlendirmem gerektiğini biliyordum. Buna bağlı olarak 29 Haziran Perşembe günü günübirlik Çorum’a gittim. Engin Bey beni otobüs terminalinden karşıladı ve ilk fabrikamıza doğru yola çıktık. Benim sizlere özellikle dikkat çekmek istediğim fabrika Dura Makina. Dura Makina gıda makinaları üreten bir kuruluş. Kafamda amatör ve düzensiz bir fabrika olacağı önyargısı varken; hiç beklemediğim bir resim ile karşı karşıya kaldım. Eski bir operatör olan Macit Çubuk ile Almanya’da uzun yıllar mühendislik yapmış Mustafa Seber’e ait olan fabrika beni ilk görüşte etkiledi. Fabrika içerisindeki ileri derecedeki 5S uygulamaları, U şeklini almış hücre üretim alanları,  görsel fabrika anlayışı, panolara asılan güncel Kaizen önce-sonra grafikleri, OEE değerleri, Pareto diyagramları ve buna benzer bir çok yalın üretim uygulamaları ile karşılaştım. Yalın Enstitü’ den yardım almayı 2 sene önce bırakmış olan firmanın yalın felsefeyi benimseyip devam ettirmiş olması beni çok etkiledi. İşçilerden başlayarak en üst yönetime kadar benimsenen yalın felsefe açıkça görülüyordu. Firma çalışanları ile yaptığım sohbetimde konuştuğum herkesin israfı önlemenin ne kadar önemli olduğu ve sürekli gelişimin mümkün olduğunun bilincinde olması benim gelmeden önceki bütün önyargılarımı kırdı ve açıkçası utandırdı. Dura makina ayrıca gıda sektöründe dünya devi olan Bühler firması ile anlaşmaya vardıklarını ve bir bandı sadece Bühler firması için çalıştıracaklarını paylaştı benimle. Bu anlaşmayı mümkün kılan ince detayın ise yalın dönüşüm olduğunu anlattı firma yetkilileri. Bühler firmasının fabrikaya yaptığı ziyarette çok memnun kaldığını, yalın uygulamaları görünce anlaşmaya vardıklarını belirttiler. Bu örnek benim yalının gücünü anlamamda bir kez daha çok etkili oldu. Ayrıca yalın sayesinde bir Türk firmasının ihracat rakamlarını ciddi bir şekilde büyütmesi hem firma hem de ülkemiz Türkiye için çok önemli bir değer olduğunu düşünüyorum. Yalçın Bey’in tanışma toplantımızda biz bu işi Türkiye için, Türk ekonomisi için ve milli sermayenin büyümesi için yapıyoruz sözleri aklıma geldi ve gerçekten de Yalçın Bey’in dediği gibi sonuçların ortaya çıktığını görmek beni gururlandırdı.

Bugün itibari ile Yalın Enstitü ‘de stajıma başladım. Yalın ailesi ile birlikte olmaktan çok mutluyum ve aynı zamanda heyecanlıyım. Kendimi geliştirmek için bu benim için çok güzel bir şans ve bende bunun kıymetini bilerek yoluma devam edeceğim. Bana yol gösteren, benim gelişimim için büyük çaba harcayan başta Sayın Yalçın İpbüken’ e ve tüm Yalın Enstitü ailesine bana bu fırsatı verdikleri için çok teşekkür ederim. Şimdi sizlerin içindeyim ve sizlerin yanınızda çok şey öğreneceğim.

Benim gibi yalına ilgisi olan arkadaşlarım için ise bazı tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Öncelikle çok kesin bir şekilde söyleyebilirim ki yalın düşünce, üretim, felsefe… üniversitelerde yeteri kadar üstüne düşülmüyor. Üniversitede sıradan bir  kavram olarak akıllara kazınan yalın düşünce iş hayatında sıradan olmanın tam tersine işlerin tam göbeğinde bulunan ve işletmelerin işleyişini belirleyen bir üretim felsefesi. Staj yaptığım Ford Otosan ve Erkunt A.Ş firmalarının yalın üretim felsefesine ne kadar değer ve bütçe ayırdığını bizzat gördüm. Büyük firmalar yalın dönüşümün gücünü ve verimliliğini görmüş durumda. Biz öğrencilerinde bu farkındalığa varması lazım. Bunun için olabildiğince yalın felsefeyi anlatan kitapları okumak bu işe başlamanın ilk yolu. Yalın uygulamalar yapan firmaları hedeflemek onların bünyesinde bir staj hedeflemek ve çalışmak en doğrusu. Yalına bir giriş yapmak ve bir seviyeye gelmek için yeterli yayın Yalın Enstitü bünyesinde mevcut. Ayrıca yalın üretim konusunda Youtube’da da birçok faydalı video var örneğin Formula 1 ‘de ki yalın dönüşümü gösteren video yalını en güzel özetleyen görsel örnek bana göre. Yalını duyup tam ne olduğunu anlamak isteyenler için çok güzel basit bir örnek. Yalın felsefe günümüzün ve geleceğin en önemli kavramlarından bir tanesi. Arkadaşlarıma yalını öğrenmek ve anlamak için azimli ve kararlı olmalarını tavsiye ediyorum. Benim yalını tecrübe ettikten sonra hayata bakış şeklim değişti. Çok gündelik ve basit bir örnek vermek gerekirse gardırobumda bir 5S uygulaması yaptım; çorapların, kemerlerim, tshirtlerin ve pantolonların yerlerini tahta ayıraçlar ile belirledim ve ayırdım. Çorapları da ayrıca içlerinde renklerine göre ayırdım böylece artık sabahları lacivert pantolonun altına siyah çorap giydiğimi tam kapıdan çıkarken fark edip okuluma geç kalmıyorum. Olaylara yalın bir bakış açısı ile yaklaşınca buna benzer uygulamaları bulmak zor değil. Basit gözüken ama aslında zaman ve emek azaltabilecek birçok gündelik israf mevcut. Görmeyi öğrenmek çok önemli bunun için yalın felsefeyi özümsemek gerekiyor. Yaptığımız her işte birçok israf ve verimsizlik var bunları yalın bakış sayesinde değiştirebilir ve bütüne iyi yönde bir katkı sağlayabiliriz.

Can Özbakır
Bilkent Üniversitesi Endüstri Mühendisliği 4.Sınıf Öğrencisi
Yalın Enstitü Stajyeri

CEVAP VER